Enes b. Mâlik -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir:
"Hudeybiye dönüşünde; sahabeyi hüzün ve keder kaplamış, kurbanlıklar da Hudeybiye'de kesilmiş bir haldeyken, 'Şüphesiz biz sana apaçık bir fetih verdik. Ta ki Allah senin... (günahlarını bağışlasın)' ayetinden başlayıp '(Bu, Allah katında) büyük bir kurtuluştur' ayetine kadar olan kısım [Fetih Suresi, 1-5] nazil olduğunda, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: "Bana öyle bir ayet indirildi ki, o bana bütün dünyadan daha sevimlidir."
Enes b. Mâlik -radıyallahu anh- şöyle haber vermiştir: Yüce Allah’ın şu ayeti Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’e nazil olduğunda: {Şüphesiz biz sana apaçık bir fetih verdik.(1) Ta ki Allah, senin geçmiş ve gelecek günahlarını bağışlasın, sana olan nimetini tamamlasın, seni doğru yola iletsin (2) ve Allah sana şanlı bir zaferle yardım etsin.(3) İmanlarını bir kat daha artırsınlar diye Müminlerin kalplerine huzur ve güven indiren O'dur. Göklerin ve yerin orduları Allah'ındır. Allah hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.(4) (Bütün bunlar) Mümin erkekleri ve Mümin kadınları, içinde ebedî kalacakları, altından ırmaklar akan cennetlere koyması, onların kötülüklerini örtmesi içindir. İşte bu, Allah katında büyük bir kurtuluştur.(5)} [Fetih Suresi, 1-5]
(Bu ayetler), Hudeybiye dönüşü esnasında nazil olmuştur. Yapılan antlaşma maddeleri sebebiyle ve bu maddelerin Müslümanların aleyhine olduğunu düşünmelerinden dolayı sahabeyi hüzün ve keder kaplamıştı. Nitekim umre yapmaktan alıkonulmuşlar ve kurbanlıklarını da Hudeybiye'de kesmişlerdi. İşte bu durum üzerindeyken Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: Bana, bütün dünyadan daha değerli olan bir ayet indirildi ve sonra o ayeti okudu.
Hadisten çıkan dersler
Bu ayetler, Allah -Subhânehû ve Teâlâ-'nın Hudeybiye Antlaşması’nda Peygamberi Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'e bahşettiği nimetin ne kadar muazzam olduğunu açıklamaktadır. Nitekim Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur: 'Şüphesiz biz sana apaçık bir fetih verdik...' (Fetih Suresi'nin ilk iki ayeti)."
Bu rivayet, Allah Teâlâ'nın emrine teslim olup itaat eden sahâbe-i kirâma ihsan ettiği büyük nimeti ortaya koymaktadır. Zira Allah Teâlâ onlar hakkında şöyle buyurmuştur: {O, Mümin erkekleri ve Mümin kadınları, altından ırmaklar akan Cennetler'e koyar}
Bu hadis; Allah'ın, Peygamberine ve Müminlere fethi ve zaferi vaadetmek suretiyle onlara olan lütfunu ve ihsanını açıklamaktadır.
Abdurrahman es-Sa‘dî -rahimehullah- bu ayetin tefsirinde şöyle demiştir: {Şüphesiz biz size apaçık bir zafer verdik} [Fetih Suresi: 1]. Ayet-i kerimede zikredilen bu fetih, Hudeybiye Antlaşması’dır. Hani müşrikler, uzunca bir kıssada anlatıldığı üzere, umre yapmak amacıyla gelen Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’i Mekke’ye girmekten alıkoymuşlardı da nihayetinde işin sonu, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’in onlarla şu şartlar üzerine sulh yapmasına varmıştı: Kendisi ile onlar arasında on yıl boyunca savaş durdurulacak, Müslümanlar ertesi yıl umre yapacak, Kureyş’in himaye ve sözleşmesine girmek isteyen onlara katılabilecek, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’in himaye ve sözleşmesine girmek isteyen de O’na katılabilecekti. Bu antlaşma sayesinde insanlar birbirlerine karşı güven içinde yaşamaya başladılar. Bunun neticesinde Allah'ın dinine davetin alanı genişledi. O bölgelerde bulunan her mümin, dinini daha rahat yaşayabilir ve tebliğ edebilir hâle geldi. Ayrıca İslâm'ın hakikatini öğrenmek isteyen kimseler de buna kolayca imkân buldular. Böylece bu süre içerisinde insanlar bölük bölük Allah'ın dinine girdiler. İşte bu sebeple Allah Teâlâ bu antlaşmayı "fetih" olarak isimlendirmiş ve onu "apaçık bir fetih" diye nitelemiştir. Yani bu, açık ve belirgin bir fetihtir. Çünkü müşrik beldelerinin fethedilmesindeki asıl gaye Allah'ın dinini yüceltmek ve Müslümanlara üstünlük kazandırmaktır. Bu hedef ise Hudeybiye Antlaşması sayesinde gerçekleşmiştir.
Arapça açıklama
أخبر أنس بن مالك رضي الله عنه أنه لمّا نزل على رسول الله صلى الله عليه وسلم قوله تعالى:
{إِنَّا فَتَحْنَا لَكَ فَتْحًا مُبِينًا (١) لِيَغْفِرَ لَكَ اللَّهُ مَا تَقَدَّمَ مِنْ ذَنْبِكَ وَمَا تَأَخَّرَ وَيُتِمَّ نِعْمَتَهُ عَلَيْكَ وَيَهْدِيَكَ صِرَاطًا مُسْتَقِيمًا (٢) وَيَنْصُرَكَ اللَّهُ نَصْرًا عَزِيزًا (٣) هُوَ الَّذِي أَنْزَلَ السَّكِينَةَ فِي قُلُوبِ الْمُؤْمِنِينَ لِيَزْدَادُوا إِيمَانًا مَعَ إِيمَانِهِمْ وَلِلَّهِ جُنُودُ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ وَكَانَ اللَّهُ عَلِيمًا حَكِيمًا (٤) لِيُدْخِلَ الْمُؤْمِنِينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ جَنَّاتٍ تَجْرِي مِنْ تَحْتِهَا الْأَنْهَارُ خَالِدِينَ فِيهَا وَيُكَفِّرَ عَنْهُمْ سَيِّئَاتِهِمْ وَكَانَ ذَلِكَ عِنْدَ اللَّهِ فَوْزًا عَظِيمًا} [الفتح: ١-٥]، وقت رجوعه من الحديبية، والصحابة يخالطهم الحزن والكآبة، وقد حِيل بينهم وبين أداء العمرة، بسبب ما وقع عليه الصلح وظنهم أنه ليس في صالح المسلمين، وقد ذبحوا الهدي بالحديبية، فقال صلى الله عليه وسلم:
لقد أنزلت علي آية هي أحب إلي من الدنيا جميعًا ثم قرأها.
بيان عظم ما أنعم الله سبحانه وتعالى على نبيه محمد صلى الله عليه وسلم من الفتح العظيم في صلح الحديبية؛ حيث قال له: {إِنَّا فَتَحْنَا لَكَ فَتْحًا مُبِينًا} الآيتين.
بيان ما مَنَّ الله تعالى على الصحابة رضي الله عنهم لمّا خضعوا لأمره وانقادوا، حيث أنزل لهم قوله تعالى: {لِيُدْخِلَ الْمُؤْمِنِينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ جَنَّاتٍ تَجْرِي مِنْ تَحْتِهَا الْأَنْهَارُ} الآية.
بيان فضل الله على نبيه، وعلى المؤمنين بأنْ وعدَهم الفتح والنصر.
قال السعدي في تفسيره على هذا الآية: {إِنَّا فَتَحْنَا لَكَ فَتْحًا مُبِينًا} [الفتح ١]، هذا الفتح المذكور هو صلح الحديبية، حين صد المشركون رسول الله صلى الله عليه وسلم لما جاء معتمرًا في قصة طويلة، صار آخر أمرها أن صالحهم رسول الله صلى الله عليه وسلم على وضع الحرب بينه وبينهم عشر سنين، وعلى أن يعتمر من العام المقبل، وعلى أن من أراد أن يدخل في عهد قريش وحلفهم دخل، ومن أحب أن يدخل في عهد رسول الله صلى الله عليه وسلم وعقده فعل. وبسبب ذلك لما أمن الناس بعضهم بعضًا، اتسعت دائرة الدعوة لدين الله عز وجل، وصار كل مؤمن بأي محل كان من تلك الأقطار، يتمكن من ذلك، وأمكن الحريص على الوقوف على حقيقة الإسلام، فدخل الناس في تلك المدة في دين الله أفواجًا، فلذلك سماه الله فتحًا، ووصفه بأنه فتح مبين أي: ظاهر جلي، وذلك لأن المقصود في فتح بلدان المشركين إعزاز دين الله، وانتصار المسلمين، وهذا حصل بذلك الفتح.
Âlimlerin hükümleri
Âlim
Hüküm
Kapsam
Eser
Müslimv. 261 h.
Sahihصحيح
Hadis
صحيح مسلمNo. 1786
Diğer rivayetlerle ilgili hükümler (1)
Senedi sahihŞuayb el-Arnaûtإسناده صحيح على شرط الشيخين — تخريج المسند لشعيب (13246)