İçeriğe geç

Sahîh-i Müslim1. kitap

Hayır! Bilakis, ‘İşittik ve itaat ettik. Rabbimiz! Senin bağışlamanı dileriz. Dönüş yalnız Sanadır.’ deyin

باب بَيَانِ أَنَّهُ سُبْحَانَهُ وَتَعَالَى لَمْ يُكَلِّفْ إِلَّا مَا يُطَاقُ

Sahih Sahîh-i Müslim hadisi Sahîh-i Müslim 125

Râvi:Ebû Hureyre

حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ مِنْهَالٍ الضَّرِيرُ، وَأُمَيَّةُ بْنُ بِسْطَامَ الْعَيْشِيُّ، - وَاللَّفْظُ لأُمَيَّةَ - قَالاَ حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ زُرَيْعٍ، حَدَّثَنَا رَوْحٌ، - وَهُوَ ابْنُ الْقَاسِمِ - عَنِ الْعَلاَءِ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ لَمَّا نَزَلَتْ عَلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏‏{‏ لِلَّهِ مَا فِي السَّمَوَاتِ وَمَا فِي الأَرْضِ وَإِنْ تُبْدُوا مَا فِي أَنْفُسِكُمْ أَوْ تُخْفُوهُ يُحَاسِبْكُمْ بِهِ اللَّهُ فَيَغْفِرُ لِمَنْ يَشَاءُ وَيُعَذِّبُ مَنْ يَشَاءُ وَاللَّهُ عَلَى كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ‏}‏ قَالَ فَاشْتَدَّ ذَلِكَ عَلَى أَصْحَابِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَأَتَوْا رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ثُمَّ بَرَكُوا عَلَى الرُّكَبِ فَقَالُوا أَىْ رَسُولَ اللَّهِ كُلِّفْنَا مِنَ الأَعْمَالِ مَا نُطِيقُ الصَّلاَةُ وَالصِّيَامُ وَالْجِهَادُ وَالصَّدَقَةُ وَقَدْ أُنْزِلَتْ عَلَيْكَ هَذِهِ الآيَةُ وَلاَ نُطِيقُهَا ‏.‏ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏

أَتُرِيدُونَ أَنْ تَقُولُوا كَمَا قَالَ أَهْلُ الْكِتَابَيْنِ مِنْ قَبْلِكُمْ سَمِعْنَا وَعَصَيْنَا بَلْ قُولُوا سَمِعْنَا وَأَطَعْنَا غُفْرَانَكَ رَبَّنَا وَإِلَيْكَ الْمَصِيرُ ‏"‏ ‏.‏ قَالُوا سَمِعْنَا وَأَطَعْنَا غُفْرَانَكَ رَبَّنَا وَإِلَيْكَ الْمَصِيرُ ‏.‏ فَلَمَّا اقْتَرَأَهَا الْقَوْمُ ذَلَّتْ بِهَا أَلْسِنَتُهُمْ فَأَنْزَلَ اللَّهُ فِي إِثْرِهَا ‏‏{‏ آمَنَ الرَّسُولُ بِمَا أُنْزِلَ إِلَيْهِ مِنْ رَبِّهِ وَالْمُؤْمِنُونَ كُلٌّ آمَنَ بِاللَّهِ وَمَلاَئِكَتِهِ وَكُتُبِهِ وَرُسُلِهِ لاَ نُفَرِّقُ بَيْنَ أَحَدٍ مِنْ رُسُلِهِ وَقَالُوا سَمِعْنَا وَأَطَعْنَا غُفْرَانَكَ رَبَّنَا وَإِلَيْكَ الْمَصِيرُ‏}‏ فَلَمَّا فَعَلُوا ذَلِكَ نَسَخَهَا اللَّهُ تَعَالَى فَأَنْزَلَ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ ‏‏{‏ لاَ يُكَلِّفُ اللَّهُ نَفْسًا إِلاَّ وُسْعَهَا لَهَا مَا كَسَبَتْ وَعَلَيْهَا مَا اكْتَسَبَتْ رَبَّنَا لاَ تُؤَاخِذْنَا إِنْ نَسِينَا أَوْ أَخْطَأْنَا‏}‏ قَالَ نَعَمْ ‏‏{‏ رَبَّنَا وَلاَ تَحْمِلْ عَلَيْنَا إِصْرًا كَمَا حَمَلْتَهُ عَلَى الَّذِينَ مِنْ قَبْلِنَا‏}‏ قَالَ نَعَمْ ‏‏{‏ رَبَّنَا وَلاَ تُحَمِّلْنَا مَا لاَ طَاقَةَ لَنَا بِهِ‏}‏ قَالَ نَعَمْ ‏‏{‏ وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَا أَنْتَ مَوْلاَنَا فَانْصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْكَافِرِينَ‏}‏ قَالَ نَعَمْ ‏.‏

Ebû Hureyre -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir:

Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e {Göklerde ve yerde olan her şey Allah'ındır. İçinizdekileri açığa vursanız da gizleseniz de Allah sizi ondan dolayı hesaba çeker. Sonra dilediğini bağışlar, dilediğine azap eder. Allah her şeye kadirdir.} [Bakara, 284] âyeti nazil olduğunda, bu durum Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in ashâbına ağır geldi. Bunun üzerine Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in yanına geldiler ve dizlerinin üzerine çöktüler ve şöyle dediler: Ey Allah'ın Rasûlü! Bizler namaz, oruç, cihat ve zekât gibi dayanabileceğimiz amellerle yükümlüyüz. Bu ayet sana vahyedildi, bizim buna gücümüz yetmez. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: «Siz de, sizden önceki Kitap Ehlinin dediği gibi, 'İşittik ve isyan ettik mi demek istiyorsunuz? Hayır! Bilakis, ‘İşittik ve itaat ettik. Rabbimiz! Senin bağışlamanı dileriz. Dönüş yalnız Sanadır.’ deyin.» Onlar da: “İşittik ve itaat ettik. Rabbimiz! Senin bağışlamanı dileriz. Dönüş yalnız Sanadır.” dediler. Topluluk bu sözleri söylemeye başlayınca, dilleri bunları söylemeye yatkın hâle geldi. Bunun üzerine Allah Teâlâ peşinden şu âyeti indirdi: {Peygamber, Rabbinden kendisine indirilene iman etti, müminler de iman ettiler. Hepsi Allah’a, meleklerine, kitaplarına ve peygamberlerine iman ettiler. ‘Biz O’nun peygamberlerinden hiçbirini diğerinden ayırt etmeyiz. İşittik ve itaat ettik. Rabbimiz! Senin bağışlamanı dileriz. Dönüş yalnız Sanadır.’ dediler.} [Bakara, 285].

Onlar bunu yerine getirince Allah Teâlâ önceki hükmü neshetti ve şu âyeti indirdi: {Allah hiç kimseye gücünün yeteceğinden başkasını yüklemez. Herkesin kazandığı (iyilik) lehine, yüklendiği (kötülük) de aleyhinedir. Rabbimiz! Unutur yahut yanılırsak bizi sorumlu tutma.} [Bakara, 286]

Allah Teâlâ: “Evet.” diye buyurdu. {Rabbimiz! Bizden öncekilere yüklediğin gibi bize de ağır bir yük yükleme.} [Bakara, 286] Allah Teâlâ: “Evet.” diye buyurdu. {Rabbimiz! Gücümüzün yetmediği şeyi bize yükleme.} [Bakara, 286] Allah Teâlâ: “Evet.” diye buyurdu. {Bizi affet, bizi bağışla ve bize merhamet et. Sen bizim Mevlâmızsın. Kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et.} [Bakara, 286] Allah Teâlâ: “Evet.” diye buyurdu.

Rivayet eden: Müslim (No. 125) ve Ahmed b. Hanbel (No. 8976).

Kopyala
Kopyalanacaklar:
Hata bildir

Açıklama

Allah Teâlâ, Peygamberi -sallallahu aleyhi ve sellem-'e: {Göklerde ve yerde olan her şey Allah'ındır.} buyruğunu indirdi. Yani bunların tamamı Allah’ın yaratması, mülkü, tasarrufu ve idaresi altındadır. “İçinizdekileri açığa vursanız” yani içinizde bulunanları ortaya çıkarıp ilan etseniz; “veya gizleseniz” yani onları saklayıp kalplerinizde gizleseniz, “Allah sizi ondan dolayı Kıyamet Günü'nde hesaba çeker. “Dilediğini bağışlar”; lütfu ve rahmetiyle bağışlar. “Dilediğine azap eder”; adaletiyle azap eder. “Allah her şeye kadirdir”; hiçbir şey O’nu aciz bırakamaz. Sahabeler bu ayeti işitince, bu durum onlara ağır geldi. Çünkü ayet, kalpte meydana gelen düşünce ve vesveselerden dahi hesaba çekilmeyi içeriyordu. Bunun üzerine sahabeler Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in yanına geldiler ve dizlerinin üzerine çökerek şöyle dediler: “Ey Allah’ın Rasûlü! Daha önce bize, yerine getirebileceğimiz bedenî ameller yüklenmişti; namaz, oruç, cihad ve sadaka gibi. Fakat şimdi sana bu ayet indirildi ve biz buna güç yetiremiyoruz. Bunun üzerine Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- onlara şöyle buyurdu: “Siz de Yahudilerin ve Hristiyanların söylediği gibi, ‘İşittik ve isyan ettik’ mi demek istiyorsunuz?” Bilakis şöyle deyin: “İşittik ve itaat ettik. Rabbimiz! Senin bağışlamanı dileriz. Dönüş yalnız Sanadır.” Sahabeler Allah'ın ve Rasûlünün emrine itaat ederek: “İşittik ve itaat ettik. Rabbimiz! Senin bağışlamanı dileriz. Dönüş yalnız Sanadır.” dediler. Müslümanlar bu sözleri dilleriyle söyleyip gönülleriyle de bunlara teslim olunca, Allah; PeygamberEfendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem-'e ümmetini öven şu ayeti indirdi: {Peygamber, Rabbinden kendisine indirilene iman etti; müminler de iman ettiler...}

Böylece onların dilleri ve kalpleri Allah’ın emrine tam anlamıyla boyun eğmiş oldu. {Hepsi Allah’a, meleklerine, kitaplarına ve peygamberlerine iman ettiler. ‘Biz O’nun peygamberlerinden hiçbirini diğerinden ayırt etmeyiz.} Bilakis biz onların hepsine iman ederiz. “Dediler ki: ‘İşittik’”; yani Senin buyruğunu işittik. “Ve itaat ettik”; yani emrine itaat ettik. “Rabbimiz! Senin bağışlamanı dileriz”; Senin mağfiretini ve affını talep ederiz. “Dönüş yalnız Sanadır”; hesap için insanların huzurunda duracağı Kıyamet Günü'nde dönüş Sanadır.

Onlar bunu yerine getirip Allah’ın emirlerine karşı işittik ve itaat ettik şeklinde bağlılıklarını açıkça ortaya koyunca, Allah Teâlâ bu ümmetin yükünü hafifletti ve önceki âyetteki hükmü şu buyruğuyla neshetti: “Allah hiç kimseye gücünün yettiğinden fazlasını yüklemez.” Yani kişinin gücünü, kudretini ve takatini aşan bir sorumluluk yüklemez.

“Yaptığı iyilikler kendi lehinedir”; kazandığı ve işlediği hayırların sevabı kendisine aittir. “İşlediği kötülükler de kendi aleyhinedir”; kazandığı günah ve günahların cezası kendi üzerinedir.

Allah Teâlâ hiç kimseyi bir başkasının günahından dolayı sorumlu tutmaz. Aynı şekilde, kişinin kendi nefsinde meydana gelen vesveselerden dolayı da onu hesaba çekmez. “Rabbimiz! Bizi sorumlu tutma”; bizi bundan dolayı cezalandırma. “Eğer unutursak”; hatırlamayıp unutur ve bu sebeple bir şeyi yerine getiremezsek, “veya yanılırsak”; kasıtlı olmaksızın doğru olanı terk edip hata edersek... Allah Teâlâ onların bu duasına icabet ederek: “Evet, bunu yaptım.” buyurdu. “Rabbimiz! Bize ağır bir yük yükleme”; bizi zora sokacak meşakkatli ve ağır bir sorumluluk yükleme. “Bizden öncekilere yüklediğin gibi”; İsrâiloğulları ve diğerleri gibi bizden önceki ümmetlere yüklediğin ağır yükleri bize de yükleme. Allah Teâlâ onların bu duasına icabet ederek: “Evet, bunu yaptım.” buyurdu. “Rabbimiz! Gücümüzün yetmediği şeyi bize yükleme”; yerine getirmekten aciz kalacağımız dinî sorumlulukları, belaları ve taşıyamayacağımız yükleri bize yükleme. Allah Teâlâ: “Evet, bunu yaptım.” buyurdu.

“Bizi affet”; günahlarımızı bağışla ve onları üzerimizden sil. “Bizi bağışla”; günahlarımızı ört, onları bağışla ve onlardan dolayı bizi sorumlu tutma. “Bize merhamet et”; geniş rahmetinle bize merhamet et.

“Sen bizim Mevlâmızsın”; bizim sahibimiz ve efendimizsin. “Bize yardım et”; delil ve hüccet ortaya koyarak ve üstünlük vererek “kâfirler topluluğuna karşı”, onlarla savaşma ve cihad etme hususunda bize yardım et.

Allah Teâlâ onların duasına icabet ederek: “Evet, bunu yaptım.” buyurdu.

Hadisten çıkan dersler

  • Bu, Allah Teâlâ'nın Peygamberi -sallallahu aleyhi ve sellem- sebebiyle bu ümmete gösterdiği merhametin bir göstergesidir. Nitekim Allah Teâlâ, onun şanını yücelterek şöyle buyurmuştur: {Biz seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik.} [Enbiya: 107].
  • Kur’ân-ı Kerîm’de neshin bulunduğunun ve Kur’ân’dan, okunmaya devam edildiği hâlde hükmü neshedildiği için artık kendisiyle amel edilmeyen ayetlerin olduğunun sabit olmasıdır.
  • Sahabelerin -radıyallahu anhum- fazileti, Allah'ın emrine teslimiyetleri ve itaatleri, Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem-'in emrine uyarak gereğini yerine getirmeleri ifade edilmiştir.
  • Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'in kendilerine Allah Teâlâ tarafından getirilen emirlerin reddedilmesi konusunda ümmetinin önceki ümmetlerin yolunu izleyeceğinden ne derece büyük bir korku ve endişe duyduğu ifade edilmiştir.
  • Allah Teâlâ'nın emrine teslim olmanın vacip oluşu, O'nun emrine itiraz etmekten sakınma gerekliliği ve bu tür itirazların Ehl-i Kitab'a (Yahudi ve Hıristiyanlara) benzemek anlamına geldiği ifade edilmiştir.
  • Bu ümmetin önceki ümmetlere olan üstünlüğünün açıklaması; nitekim onlar peygamberlerine "İşittik ve isyan ettik" demişlerdi, bu ümmet ise "İşittik ve itaat ettik" demiştir.
  • Ümmetin, üzerindeki zorlukların kaldırılması bakımından sahip olduğu fazilettir. Ayrıca unutma ve hata sebebiyle sorumlu tutulmamaları hususunda dualarının kabul edilmesi, kendilerinden önceki ümmetlere yüklenen ağır yükümlülüklerin onlardan kaldırılması ve güç yetiremeyecekleri şeylerle yükümlü tutulmamaları da bu fazilettendir.
  • Allah -Subhânehû ve Teâlâ- bize taşıyamayacağımız yükleri yüklemez ve bize ancak gücümüz nispetinde sorumluluk verir. Göğsümüzde (aklımızda ve kalbimizde) dolaşan vesveseler ise, onlara meyletmediğimiz, onlarla huzur bulmadığımız ve onları uygulamadığımız sürece bize hiçbir zarar vermez.
  • Allah Teâlâ, bu duayı Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- ve Müminlerden nakletmiş ve Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'den ve sahabelerden -radıyallahu anhum- sonra gelenlerin duası olsun diye Kur'ânda yer vermiştir. Dolayısıyla bu dua, ezberlenmesi ve kendisiyle çokça dua edilmesi gereken dualardandır.

Arapça açıklama

لما أنزل الله تعالى على نبيه صلى الله عليه وسلم قوله سبحانه: {لِلَّهِ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الْأَرْضِ} خَلْقًا ومُلكًا، وتصرُّفًا وتدبيرًا، {وَإِنْ تُبْدُوا} وتظهروا وتعلنوا {مَا فِي أَنْفُسِكُمْ} وصدوركم {أَوْ تُخْفُوهُ} فتسروه وتضمروه في قلوبكم {يُحَاسِبْكُمْ بِهِ اللَّهُ} يوم القيامة.

{فَيَغْفِرُ لِمَنْ يَشَاءُ} بفضله ورحمته، {وَيُعَذِّبُ مَنْ يَشَاءُ} بعدله، {وَاللَّهُ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ} لا يعجزه شيء.

فلما سمعها الصحابة شق عليهم ذلك؛ لأن فيها المؤاخذة حتى على ما في القلب من خطرات.

فأتوا رسول الله صلى الله عليه وسلم، ثم بركوا جثيًا على الركب، فقالوا: يا رسول الله، كلفنا قبل ذلك من الأعمال البدنية ما نطيق الإتيان به؛ مثل الصلاة والصيام والجهاد والصدقة، ولكن قد أنزلت عليك هذه الآية ولا نطيقها.

فقال لهم صلى الله عليه وسلم: أتريدون أن تقولوا كما قالت اليهود والنصارى: {‌سَمِعْنَا وَعَصَيْنَا}؟ بل قولوا: {سَمِعْنَا وَأَطَعْنَا غُفْرَانَكَ رَبَّنَا وَإِلَيْكَ المَصِيرُ}، استجاب الصحابة لأمر الله ورسوله، فقالوا: سمعنا وأطعنا غفرانك ربنا وإليك المصير.

فلما تكلم بها المسلمون بألسنتهم، وانقادت لها نفوسهم؛ أنزل الله تزكية للنبي وأمته بقوله: {آمَنَ الرَّسُولُ بِمَا أُنْزِلَ إِلَيْهِ مِنْ رَبِّهِ وَالمُؤْمِنُونَ} وانقادت ألسنتهم وقلوبهم لأمر الله.

{كُلٌّ آمَنَ بِاللَّهِ وَمَلَائِكَتِهِ وَكُتُبِهِ وَرُسُلِهِ لَا نُفَرِّقُ بَيْنَ أَحَدٍ مِنْ رُسُلِهِ}.

بل نؤمن بهم كلهم {وَقَالُوا سَمِعْنَا} قولك {وَأَطَعْنَا} أمرك، ونطلب {غُفْرَانَكَ رَبَّنَا} وعفوك، {وَإِلَيْكَ الْمَصِيرُ} والمآب يوم يقوم الحساب، فلما فعلوا ذلك، وقالوا ما أمروا بقوله من إظهار السمع والطاعة لأوامر الله؛ خفف الله عن هذه الأمة ونسخ تلك الآية بقوله: {لَا يُكَلِّفُ اللَّهُ نَفْسًا إِلَّا وُسْعَهَا} وقدرتها وطاقتها وجهدها، {لَهَا} ثواب {مَا كَسَبَتْ} وعملت من الخير، {وَعَلَيْهَا} عقاب {مَا اكْتَسَبَتْ} من وزر وإثم، ولا يؤاخذ الله أحدًا بذنب غيره، ولا بما وسوست به نفسه.

{رَبَّنَا لَا تُؤَاخِذْنَا} وتعاقبنا {إِنْ نَسِينَا} فلم نتذكر، {أَوْ أَخْطَأْنَا} فتركنا الصواب لا عن عمد، فاستجاب الله لهم ذلك فقال: نعم، قد فعلت.

{رَبَّنَا وَلَا تَحْمِلْ عَلَيْنَا إِصْرًا} ومشقة وثقلًا {كَمَا حَمَلْتَهُ عَلَى الَّذِينَ مِنْ قَبْلِنَا} من بني إسرائيل وغيرهم، فاستجاب الله وقال: نعم، قد فعلت.

{رَبَّنَا وَلَا تُحَمِّلْنَا مَا لَا طَاقَةَ لَنَا بِهِ} من التكاليف والبلاء والأمور التي نعجز عن حملها، قال الله: نعم قد فعلت، {وَاعْفُ عَنَّا} ذنوبنا وامحها عنا، {وَاغْفِرْ لَنَا} ذنوبنا واسترها علينا، وتجاوز عنها، {وَارْحَمْنَا} برحمتك الواسعة، {أَنْتَ مَوْلَانَا} وسيدنا؛ {فَانْصُرْنَا} بإقامة الحجة والغلبة {عَلَى الْقَوْمِ الكَافِرِينَ} في قتالهم وجهادهم، فاستجاب الله، فقال: نعم، قد فعلت.

  • بيان رحمة الله تعالى لهذه الأمة بسبب نبيها صلى الله عليه وسلم الذي قال الله في تعظيم شأنه: {وَمَا أَرْسَلْنَاكَ إِلَّا ‌رَحْمَةً ‌لِلْعَالَمِينَ} [الأنبياء: 107] .
  • ثبوت النسخ في القرآن الكريم، وأن من القرآن ما يُقرأ ولكن نُسِخ حُكمُه فلا يعمل به.
  • فضل الصحابة رضى الله عنهم وإذعانهم و تسليمهم لأمر الله، وامتثالهم لأمر رسوله صلى الله عليه وسلم.
  • ما كان عليه النبي صلى الله عليه وسلم من شدة خوفه على أمته أن تسلك مسلك الأمم السابقة في رد ما أتوا به من أوامر الله تعالى.
  • وجوب التسليم لأمر الله تعالى، والحذر من الاعتراض على أمره، وأن هذا فيه مشابهة لأهل الكتاب.
  • بيان فضل هذه الأمة على الأمم السابقة، حيث إنهم قالوا لأنبيائهم: سمعنا وعصينا، وهذه الأمة قالت: سمعنا وأطعنا.
  • فضل الأمة في رفع الحرج عنها واستجابة الدعاء في عدم المؤاخذة بالنسيان والخطأ، ورفع الآصار عنها التي كانت على من قبلهم، وعدم تحميلها ما لا تطيق.
  • الله سبحانه وتعالى لا يحملنا ما لا طاقة لنا به، ولا يكلفنا إلا وسعنا، وأن الوساوس التي تجول في صدورنا إذا لم نركن إليها، ولم نطمئن إليها، ولم نأخذ بها فإنها لا تضر.
  • هذا الدعاء أخبر الله تعالى به عن النبي صلى الله عليه وسلم، والمؤمنين، وجعله في كتابه؛ ليكون دعاء من يأتي بعد النبي صلى الله عليه وسلم والصحابة رضي الله عنهم، فهو من الدعاء الذي ينبغي أن يحفظ، ويُدعى به كثيرًا.

Klasik şerh

Nevevî — Şerhu Sahîhi Müslim

أَمَّا أَسَانِيد الْبَاب وَلُغَاتُه فَفِيهِ ( أُمَيَّة بْن بِسْطَام الْعَيْشِيّ ) فَبِسْطَام بِكَسْرِ الْبَاء عَلَى الْمَشْهُور وَحَكَى صَاحِب الْمَطَالِع أَيْضًا فَتْحهَا , وَالْعَيْشِيّ بِالشِّينِ الْمُعْجَمَة وَقَدْ قَدَّمْت ضَبْط هَذَا كُلّه مَعَ بَيَان الْخِلَاف فِي صَرْف بِسْطَام. وَفِيهِ قَوْله : ( عَنْ أَبِي هُرَيْرَة قَالَ : لَمَّا نَزَلَتْ عَلَى رَسُول اللَّه صَلَّى اللَّه عَلَيْهِ وَسَلَّمَ { لِلَّهِ مَا فِي السَّمَوَات وَمَا فِي الْأَرْضِ وَإِنْ تُبْدُوا مَا فِي أَنْفُسكُمْ أَوْ تُخْفُوهُ يُحَاسِبْكُمْ بِهِ اللَّهُ فَيَغْفِرُ لِمَنْ يَشَاءُ وَيُعَذِّبُ مَنْ يَشَاءُ وَاَللَّهُ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ } قَالَ : فَاشْتَدَّ ذَلِكَ ) إِنَّمَا أَعَادَ لَفْظَة قَالَ لِطُولِ الْكَلَام…

Devamını oku

Âlimlerin hükümleri

ÂlimHükümKapsamEser
Müslimv. 261 h. Sahihصحيح Hadis صحيح مسلم No. 125
Diğer rivayetlerle ilgili hükümler (1)
  • SahihŞuayb el-Arnaût صحيح — تخريج المسند لشعيب (9344)

Diğer rivayetler

Hüküm yok Riyâzü's-Sâlihîn 168

Ebu Hüreyre (Allah Ondan razı olsun) şöyle demiştir: Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem)’e : “Göklerde ve yerdeki her şey Allah’a aittir. Aklınızdan geçeni açıklasanız da gizleseniz de Allah, sizi kalblerinizden geçirdiklerinizden dolayı hesaba çekecektir. Sonra dileğini affeder, dilediğini de…

عن أبي هريرة، رضي الله عنه ، قال‏:‏ لما نزلت على رسول الله، صلى الله عليه وسلم ‏:‏ ‏{‏ لله ما في السموات وما في الأرض وإن تبدوا ما في أنفسكم أو تخفوه يحاسبكم به الله‏}‏ الآية ‏(‏‏(‏البقرة‏:‏283‏)‏‏)‏ أشتد ذلك على أصحاب…

Ayrıca rivayet edenler… (11)
  • الدعاء للطبراني (114)لِلَّهِ مَا فِي السَّمَوَاتِ وَمَا فِي الأَرْضِ وَإِنْ تُبْدُوا مَا فِي أَنْفُسِكُمْ أَوْ تُخْفُوهُ يُحَاسِبْكُمْ بِهِ اللَّهُ فَيَغْفِرُ لِمَنْ يَشَاءُ وَيُعَذِّبُ مَنْ يَشَاءُ وَاللَّهُ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ سورة البقرة آية 284 ، أَتَوُا النَّبِيَّ ﷺ ، فَجَثَوْا عَلَى الرُّكَبِ ، فَقَالُوا :
  • القضاء والقدر للبيهقي (234)أَتُرِيدُونَ أَنْ تَقُولُوا كَمَا قَالَ أَهْلُ الْكِتَابَيْنِ مِنْ قَبْلِكُمْ سَمِعْنَا وَعَصَيْنَا , بَلْ قُولُوا : سَمِعْنَا وَأَطَعْنَا غُفْرَانَكَ رَبَّنَا وَإِلَيْكَ الْمَصِيرُ ، فَلَمَّا اقْتَرَأَهَا الْقَوْمُ ذَلَّتْ بِهَا أَلْسِنَتُهُمْ , أَنْزَلَ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ فِي أَثَرِهَا آمَنَ ال
  • المسند المستخرج على صحيح مسلم لأبي نعيم (270)لَمَّا نَزَلَتْ : وَإِنْ تُبْدُوا مَا فِي أَنْفُسِكُمْ أَوْ تُخْفُوهُ يُحَاسِبْكُمْ بِهِ اللَّهُ سورة البقرة آية 284 جَاءَ أَصْحَابُ رَسُولِ اللَّهِ ﷺ حَتَّى جَثَوْا عَلَى الرَّكْبِ ، قَالُوا : كُلِّفْنَا مِنَ الْعَمَلِ الصَّلاةَ وَالصَّوْمَ وَالصَّدَقَةَ ، هَذَا مَا لا نُطِيقُ ، قَالَ : فَتُرِيدُون
  • تفسير ابن أبي حاتم (3119)آمَنَ الرَّسُولُ بِمَا أُنْزِلَ إِلَيْهِ مِنْ رَبِّهِ سورة البقرة آية 285 , قَالَ جِبْرِيلُ : إِنَّ اللَّهَ قَدْ أَحْسَنَ الثَّنَاءَ عَلَيْكَ وَعَلَى قَوْمِكَ , فَسَلْ تُعْطَ فَسَأَلَ اللَّهَ ، فَأَنْزَلَ اللَّهُ لا يُكَلِّفُ اللَّهُ نَفْسًا إِلا وُسْعَهَا سورة البقرة آية 286 إِلَى آخِرِ الآيَةِ
  • تفسير ابن أبي حاتم (3120)آمَنَ الرَّسُولُ بِمَا أُنْزِلَ إِلَيْهِ مِنْ رَبِّهِ سورة البقرة آية 285 ذُكِرَ لَنَا أَنَّهُ لَمَّا نَزَلَتْ هَذِهِ الآيَةُ ، قَالَ : وَيَحِقُّ لَهُ أَنْ يُؤْمِنَ
  • جامع البيان عن تأويل آي القرآن (5964)آمَنَ الرَّسُولُ بِمَا أُنْزِلَ إِلَيْهِ مِنْ رَبِّهِ سورة البقرة آية 285 ذُكِرَ لَنَا أَنَّ نَبِيَّ اللَّهِ ﷺ لَمَّا نَزَلَتْ هَذِهِ الآيَةُ ، قَالَ : وَيَحِقُّ لَهُ أَنْ يُؤْمِنَ
  • جامع البيان عن تأويل آي القرآن (5966)آمَنَ الرَّسُولُ بِمَا أُنْزِلَ إِلَيْهِ مِنْ رَبِّهِ وَالْمُؤْمِنُونَ كُلٌّ آمَنَ بِاللَّهِ وَمَلائِكَتِهِ وَكُتُبِهِ وَرُسُلِهِ لا نُفَرِّقُ بَيْنَ أَحَدٍ مِنْ رُسُلِهِ وَقَالُوا سَمِعْنَا وَأَطَعْنَا غُفْرَانَكَ رَبَّنَا وَإِلَيْكَ الْمَصِيرُ سورة البقرة آية 285 ، قَالَ جِبْرِيلُ عَلَيْهِ السَّلَ
  • شعب الإيمان للبيهقي (2198)آمَنَ الرَّسُولُ بِمَا أُنْزِلَ إِلَيْهِ مِنْ رَبِّهِ سورة البقرة آية 285 ، فَقَرَأَهَا رَسُولُ اللَّهِ ﷺ ، فَلَمَّا قَالَ : غُفْرَانَكَ رَبَّنَا وَإِلَيْكَ الْمَصِيرُ سورة البقرة آية 285 ، قَالَ اللَّهُ : قَدْ غَفَرْتُ لَكُمْ ، فَلَمَّا قَالَ : رَبَّنَا لا تُؤَاخِذْنَا إِنْ نَسِينَا أَوْ أَخْطَأْنَ
  • شعب الإيمان للبيهقي (2200)آمَنَ الرَّسُولُ بِمَا أُنْزِلَ إِلَيْهِ مِنْ رَبِّهِ سورة البقرة آية 285 ، قَالَ النَّبِيُّ ﷺ : وَحُقَّ لَهُ أَنْ يُؤْمِنَ
  • صحيح ابن حبان (140)لا تَقُولُوا كَمَا قَالَ أَهْلُ الْكِتَابِ مِنْ قَبْلُكُمْ : سَمِعْنَا وَعَصَيْنَا ، بَلْ قُولُوا : سَمِعْنَا وَأَطَعْنَا غُفْرَانَكَ رَبَّنَا وَإِلَيْكَ الْمَصِيرُ ، فَأَنْزَلَ الِلَّهِ : لا يُكَلِّفُ اللَّهُ نَفْسًا إِلا وُسْعَهَا لَهَا مَا كَسَبَتْ وَعَلَيْهَا مَا اكْتَسَبَتْ رَبَّنَا لا تُؤَاخِذ
  • مشكل الآثار للطحاوي (1411)آمَنَ الرَّسُولُ بِمَا أُنْزِلَ إِلَيْهِ مِنْ رَبِّهِ سورة البقرة آية 285 ، قَرَأَهَا رَسُولُ اللَّهِ ﷺ , فَلَمَّا قَالَ : غُفْرَانَكَ رَبَّنَا سورة البقرة آية 285 , قَالَ اللَّهُ : قَدْ غَفَرْتُ لَكُمْ . فَلَمَّا قَالَ : رَبَّنَا لا تُؤَاخِذْنَا إِنْ نَسِينَا أَوْ أَخْطَأْنَا سورة البقرة آية 286 ,

Aynı konuda

Geçen âyetler

Konular