عن أبي هريرة، رضي الله عنه ، قال: لما نزلت على رسول الله، صلى الله عليه وسلم : { لله ما في السموات وما في الأرض وإن تبدوا ما في أنفسكم أو تخفوه يحاسبكم به الله} الآية ((البقرة:283)) أشتد ذلك على أصحاب رسول الله، صلى الله عليه وسلم، فأتوا رسول الله ، صلى الله عليه وسلم، ثم بركوا على الركب فقالوا: أي رسول الله كلفنا من الأعمال مانطيق: الصلاة والجهاد والصيام والصدقة، وقد أنزلت عليك هذه الآية ولا نطيقها. قال رسول الله، صلى الله عليه وسلم: "أتريدون أن تقولوا كما قال: أهل الكتابين من قبلكم: سمعنا وعصينا؟ بل قولوا: سمعنا وأطعنا غفرانك ربنا وإليك المصير" فلما اقترأها القوم، وذلت بها ألسنتهم؛ أنزل الله تعالى في إثرها: {آمن الرسول بما أنزل إليه من ربه والمؤمنون كل آمن بالله وملائكته وكتبه ورسله لا نفرق بين أحد من رسله وقالوا سمعنا وأطعنا غفرانك ربنا وإليك المصير} فلما فعلوا ذلك نسخها الله تعالى؛ فأنزل الله عز وجل: {لايكلف الله نفسا إلا وسعها لها ما كسبت وعليها ما اكتسبت ، ربنا لا تؤاخذنا إن نسينا أو أخطأنا} قال: نعم { ربنا ولا تحمل علينا إصراً كما حملته على الذين من قبلنا } قال: نعم { ربنا ولا تحملنا ما لا طاقة لنا به} قال : نعم {واعف عنا واغفر لنا وارحمنا أنت مولانا فانصرنا على القوم الكافرين } قال: نعم" ((رواه مسلم)).
Ebu Hüreyre (Allah Ondan razı olsun) şöyle demiştir: Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem)’e : “Göklerde ve yerdeki her şey Allah’a aittir. Aklınızdan geçeni açıklasanız da gizleseniz de Allah, sizi kalblerinizden geçirdiklerinizden dolayı hesaba çekecektir. Sonra dileğini affeder, dilediğini de cezalandıracaktır. Allah’ın gücü her şeye yeter.” (2 Bakara 284) ayeti nazil olunca bu durum Rasulullah ve ashabına ağır geldi. Bunun üzerine sahabe Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem)’in yanına gelip diz üstü çökerek şöyle dediler: Ey Allah’ın Rasulü biz namaz, cihad, oruç ve sadaka gibi gücümüz yeten amellerle mükellef kılındık ve bunları yaşıyoruz ama bize inen bu ayete güç yetiremiyoruz. Bunun üzerine Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle dedi: “Yoksa siz sizden evvel geçen iki kitap ehli (Yahudi ve Hristiyanlar) gibi işittik ve isyan ettik demek mi istiyorsunuz? Böyle demeyiniz, bilakis siz işittik itaat ettik Rabbimiz bizi bağışla dönüşümüz sanadır, deyiniz.
Sahabiler bu söylenenleri söyleyip dilleri buna alışınca Allah peşinden şu ayeti indirdi: “Elçi ve onunla birlikte olan mü’minler Rabbi tarafından ona indirilene inanırlar. Hepsi Allah’a, meleklerine, kitaplarına ve elçilerine inanırlar, onun elçilerinin hiç birisi arasında ayırım yapmazlar işittik ve itaat ettik bizi bağışlamanı dileriz, dönüşümüz sanadır, derler. (2 Bakara 285)
Ashab bu ayetin gereğini yapıp bu sözleri söylemeye alışınca Allah önceki ayetin hükmünü kaldırıp şu ayeti indirdi: “Allah hiç kimseye taşıyabileceğinden daha fazlasını yüklemez. Kişinin yaptığı her iyilik kendi yararına, her kötülük de kendi zararınadır. Ey Rabbimiz! Unutur veya hata yaparsak bizi sorgulama. Ey Rabbimiz ! bizden öncekilere yüklediğin gibi bize de ağır yük yükleme. Ey Rabbimiz! Güç yetiremeyeceğimiz yükleri bize taşıtma ve günahlarımızı affet, bizi bağışla ve bize acı. Bizim sahibimiz ve efendimiz sensin. Senden gelen gerçekleri örtbas eden kafirlere karşı bize yardım eyle. (2 Bakara 286) Allah da: evet öylece yaptım, buyurdu.(Müslim)
Rivayet eden: Müslim (No. 125) ve Ahmed b. Hanbel (No. 8976). Riyâzü's-Sâlihîn içinde geçer (No. 168).
Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e {Göklerde ve yerde olan her şey Allah'ındır. İçinizdekileri açığa vursanız da gizleseniz de Allah sizi ondan dolayı hesaba çeker. Sonra dilediğini bağışlar, dilediğine azap eder. Allah her şeye kadirdir.} [Bakara, 284] âyeti nazil olduğunda, bu durum…