İçeriğe geç

Sünen-i Ebû Dâvûd15. kitap

Ali b. Ebû Tâlib’e, binsin diye hayvanını getirdikleri zaman ayağını üzengiye koyunca ‘Bismillah’ dedi.

باب مَا يَقُولُ الرَّجُلُ إِذَا رَكِبَ

Sahih 4 âlimin hükmü Sünen-i Ebû Dâvûd 2602

Râvi:Ali

حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا أَبُو الأَحْوَصِ، حَدَّثَنَا أَبُو إِسْحَاقَ الْهَمْدَانِيُّ، عَنْ عَلِيِّ بْنِ رَبِيعَةَ، قَالَ شَهِدْتُ عَلِيًّا - رضى الله عنه - وَأُتِيَ بِدَابَّةٍ لِيَرْكَبَهَا فَلَمَّا وَضَعَ رِجْلَهُ فِي الرِّكَابِ قَالَ بِسْمِ اللَّهِ فَلَمَّا اسْتَوَى عَلَى ظَهْرِهَا قَالَ الْحَمْدُ لِلَّهِ ثُمَّ قَالَ ‏‏{‏ سُبْحَانَ الَّذِي سَخَّرَ لَنَا هَذَا وَمَا كُنَّا لَهُ مُقْرِنِينَ * وَإِنَّا إِلَى رَبِّنَا لَمُنْقَلِبُونَ ‏}‏ ثُمَّ قَالَ الْحَمْدُ لِلَّهِ ‏.‏ ثَلاَثَ مَرَّاتٍ ‏.‏ ثُمَّ قَالَ اللَّهُ أَكْبَرُ ‏.‏ ثَلاَثَ مَرَّاتٍ ثُمَّ قَالَ سُبْحَانَكَ إِنِّي ظَلَمْتُ نَفْسِي فَاغْفِرْ لِي فَإِنَّهُ لاَ يَغْفِرُ الذُّنُوبَ إِلاَّ أَنْتَ ‏.‏ ثُمَّ ضَحِكَ فَقِيلَ يَا أَمِيرَ الْمُؤْمِنِينَ مِنْ أَىِّ شَىْءٍ ضَحِكْتَ قَالَ رَأَيْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَعَلَ كَمَا فَعَلْتُ ثُمَّ ضَحِكَ فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ مِنْ أَىِّ شَىْءٍ ضَحِكْتَ قَالَ ‏"‏

إِنَّ رَبَّكَ يَعْجَبُ مِنْ عَبْدِهِ إِذَا قَالَ اغْفِرْ لِي ذُنُوبِي يَعْلَمُ أَنَّهُ لاَ يَغْفِرُ الذُّنُوبَ غَيْرِي ‏"

Ali b. Rabîa anlatıyor: Ali b. Ebû Tâlib’i gördüm, binsin diye hayvanını getirdikleri zaman ayağını üzengiye koyunca ‘Bismillah’ dedi. Hayvanın üzerine yerleşip doğrulunca; ‘Bunu bizim hizmetimize verene hamd ederiz, zira biz buna güç yetiremezdik. Biz şüphesiz Rabbimize döneceğiz’ dedi. Üç defa ‘Elhamdulillah’, üç defa ‘Allahu Ekber’ dedi. Sonra da ‘Ey Rabbim, seni tesbih ederim. Ben kendime zulmettim, beni bağışla. Çünkü senden başka günahı bağışlayacak kimse yoktur.’ duasını okudu. Ardından tebessüm edip güldü. Bunun üzerine kendisine, ey müminlerin emiri! Niçin güldün? diye soruldu. O da şu cevabı verdi: Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-’in benim yaptığım gibi yaptığını ve benim güldüğüm gibi güldüğünü görmüş ve ‘Niçin güldün ey Allah’ın Rasûlü?’ diye sormuştum. O da, yüce Rabbin, benden başka günahları bağışlayacak bir kimsenin olmadığını bilerek, günahlarımı bağışla! diye dua eden kuluna hayret eder, diye buyurmuştu.

Rivayet eden: Ebû Dâvûd (No. 2602) ve Tirmizî (No. 3446).

Kopyala
Kopyalanacaklar:
Hata bildir

Açıklama

Ali b. Rabîa tabiinin büyüklerinden olup, Ali b. Ebû Tâlib’i gördüm, demiştir. Yani kendisine binsin diye hayvanını getirdiklerine şahit oldum, demiştir. Hadiste geçen ed-Dabbe ifadesi yeryüzünde hareket eden her canlıya denir. Ancak bu terim daha sonraları dört ayaklı hayvanlar için kullanılır hale gelmiştir. Binsin diye hayvanını getirdikleri zaman ayağını üzengiye koyunca ‘Bismillah’ dedi. Yani Allah’ın adı ile bu hayvana biniyorum. Hayvanın üzerine yerleşip doğrulunca; "Bunu bizim hizmetimize veren (Allah’a) hamd ederiz.” Bu büyük nimetten dolayı hamd ederiz. Böyle evcil olmayan ve insanlardan kaçan bir hayvanı bizim için boyun eğdiren ve itaat ettiren, zarar vermeden üzerinde yolculuk ettiren Allah’a hamd olsun. "Bunu bizim hizmetimize veren" Bizim için bu hayvanı bize boyun eğdiren demektir. Zira biz bu hayvana böyle boyun eğdiremezdik. “Biz şüphesiz Rabbimize döneceğiz.” Verdiği nimete mukabil yapılan mukayyed hamdu senadan sonra tekrardan ‘Elhamdulillah’ diyerek mutlak olarak hamd etmiştir. Bunu üç defa söyleyerek Allah –Azze ve Celle-’nin azametini izhar etmiştir. Kul hiçbir zaman Allah’ı hakkıyla bilip, ta'zim edemez. Kul her zaman gücü nispetinde sürekli Allah’a itaat etmekle emrolunmuştur. Ardından üç defa ‘Allahu Ekber’ demiştir. Üç defa tekrarlaması mübalağa içindir. Devamla ‘Subhaneke’ diyerek yüce Allah’ı mutlak olarak takdis etmiştir. ‘Ben kendime zulmettim’ Senin hakkını tam olarak yerine getiremedim. Verilen bu büyük nimete şükretmede taksir ehli oldum demenin ifadesidir. ‘Beni bağışla’ Günahlarımı ört ve beni cezalandırma. ‘Çünkü Senden başka günahı bağışlayacak kimse yoktur.’ Taksir ehli olmanın ifadesi ile yüce Allah’ın bahşettiği bol nimetin itirafı vardır. ‘Ardından tebessüm edip güldü. Bunun üzerine kendisine, ey müminlerin emiri! Niçin güldün? diye soruldu.’ Tashih edilmiş eş-Şemail adlı eserde Ali b. Rabîa ey müminlerin emiri! Niçin güldün? diye sordum ifadesi yer almaktadır. Neden güldüğünü anlayamamış olmasından dolayı, bunun sebebini kendisine sormuştur. Öncelikle ey müminlerin emiri! diyerek saygısını ifade etmiş, sonra da sorusunu sormuştur. “O da şu cevabı verdi: Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-’in benim yaptığım gibi yaptığını ve benim güldüğüm gibi güldüğünü görmüş ve ‘Niçin güldün ey Allah’ın Rasûlü?’ diye sormuştum. O da, yüce Rabbin, benden başka günahları bağışlayacak bir kimsenin olmadığını bilerek, günahlarımı bağışla! diye dua eden kuluna hayret eder. diye buyurmuştu. Ali –radıyallahu anh- bunları hatırlayınca şükrünü ifade ederek, müjdeyi vermiş ve gülüp, tebessüm etmiştir. Gülmesi taklit etmenin bir sonucu olarak değil, gayri ihtiyari bir davranış olarak ortaya çıkmıştır. ‘kuluna’ ifadesinde kula verilen değer ifade edilmektedir. ‘…benden başka günahları bağışlayacak bir kimsenin olmadığını bilerek’ kul bu sözlerin manasını bilerek gafletten uzak bir şekilde söylemelidir.

Arapça açıklama

عن عليّ بن ربيعة وهو من كبار التابعين قال شهدت أي حضرت عليّ بن أبي طالب أتي بدابته، والدابة في أصل اللغة ما يدبّ على وجه الأرض، ثم خصها العرف بذات الأربع، ليركبها فلما وضع رجله في الركاب قال (بسم الله) أي أركب (فلما استوى) أي استقرّ على ظهرها قال (الحمد لله) أي على هذه النعمة العظيمة، وهي تذليل الوحش النافر وإطاعته لنا على ركوبه محفوظين من شره كما صرح به بقوله (الذي سخر) أي ذلل لنا أي لأجلنا هذا المركوب وما كنا له أي لتسخيره مقرنين أي مطيقين (وإنا إلى ربنا لمنقلبون، ثم قال) أي بعد حمده المقيد بالثناء بما أنعم عليه (الحمد لله) حمداً غير مقيد بشىء (ثلاث مرات) وفي التكرير إشعار بعظم جلال الله سبحانه وأن العبد لا يقدر الله حق قدره وهو مأمور بالدأب في طاعته حسب استطاعته، (الله أكبر ثلاث مرات) والتكرير للمبالغة في ذلك، (ثم قال سبحانك) أي أقدسك تقديساً مطلقاً، (إني ظلمت نفسي) بعدم القيام بحقك لشهود التقصير في شكر هذه النعمة العظمى ولو بغفلة أو خطرة أو نظرة (فاغفر لي) أي استر ذنوبي بعدم المؤاخذة بالعقاب عليها (إنه لا يغفر الذنوب إلا أنت) وفيه إشارة بالاعتراف بتقصيره مع إنعام الله وتكثيره (ثم ضحك فقيل) أي: فقال ابن ربيعة، وفي نسخة مصححة من «الشمائل» «فقلت» (يا أمير المؤمنين من أي شيء ضحكت) لما لم يظهر ما يتعجب منه مما ينشأ عنه الضحك استفهمه عن سببه وقدم نداءه على سؤاله كما هو الأدب في الخطاب، (قال: رأيت) أي أبصرت (النبي صنع كما صنعت) من الركوب والذكر في أماكنه (ثم ضحك فقلت: يا رسول الله من أي شيء ضحكت) (قال: إن ربك سبحانه يعجب من عبده) إضافة تشريف (إذا قال رب اغفر لي ذنوبي يعلم): أي قال ذلك عالماً غير غافل (أنه لا يغفر الذنوب غيري).

  • استحباب التسمية عند الركوب.
  • الإكثار من الاستغفار، وخاصة عند مقارنة التقصير بعظيم فضل الله تعالى.
  • استحباب هذا الذكر الذي في الحديث عند ركوب الدابة.
  • دعاء السفر محله عند الاستقرار في وسيلة السفر.
  • تأسي الصحابة بالنبي -صلى الله عليه وسلم- في أحواله وأفعاله.

Klasik şerh

Azîmâbâdî — Avnü'l-Ma'bûd

( وَأُتِيَ ) : بِصِيغَةِ الْمَجْهُول أَيْ جِيءَ ( ثُمَّ ضَحِكَ ) : أَيْ عَلِيّ رَضِيَ اللَّه عَنْهُ ( يَعْجَب ) : بِفَتْحِ الْجِيم ( مِنْ عَبْده إِذَا قَالَ اِغْفِرْ لِي ذُنُوبِي ) : قَالَ الطِّيبِيُّ : أَيْ يَرْتَضِي هَذَا الْقَوْل وَيَسْتَحْسِنهُ اِسْتِحْسَان الْمُعْجَب. قَالَ الْمُنْذِرِيُّ : وَأَخْرَجَهُ التِّرْمِذِيّ وَالنَّسَائِيُّ. وَقَالَ التِّرْمِذِيّ : حَسَن صَحِيح.…

Devamını oku

Âlimlerin hükümleri

ÂlimHükümKapsamEser
Elbânîv. 1420 h. SahihSahih صحيح Hadis No. 2602
Zübeyr Ali Zeîv. 1435 h. SahihSahih Hadis No. 2602
Muhammed Muhyiddîn Abdülhamîdv. 1392 h. SahihSahih Hadis No. 2602
Ebû Dâvûdv. 275 h. سكت عنه [وقد قال في رسالته لأهل مكة كل ما سكت عنه فهو صالح Hadis سنن أبي داود No. 2602
Diğer rivayetlerle ilgili hükümler (5)
  • SahihElbânî حسن صحيح — الكلم الطيب (173)
  • HasenŞuayb el-Arnaût حسن — تخريج سنن أبي داود (2602)
  • Senedi sahihNevevî إسناده صحيح — الأذكار للنووي (280)
  • Senedi sahihİbnü'l-Kayyim إسناده صحيح — صيغ الحمد (1/43)
  • Dârekutnî تفرد به حصين بن مخارق عن مسعر والجماعة معه عن أبي إسحاق عنه. ورواه عمرو بن قيس عن معاوية بن سلمة وتفرد به عبد الله بن عبد الرحمن بن يزيد بن جابر عن معاوية بن سلمة. ورواه تميم بن الجعد عن عمرو بن قيس وتفرد به تميم عن حسين بن إسماعيل الجريري — أطراف الغرائب (1/101)

Diğer rivayetler

Hüküm yok Riyâzü's-Sâlihîn 974

Ali İbni Rabia (Allah Ondan razı olsun)’dan, şöyle demiştir: Ali ibni Ebi Talibi gördüm. Binmesi için hayvanı getirdikleri zaman ayağını üzengiye koyunca, Bismillah dedi. Hayvanın üzerine yerleşip doğrulunca: Elhamdulillah dedi ve sonra şöyle dedi; “Bunu bizim hizmetimize vereni tesbih ve takdis…

وعن علي بن ربيعة قال‏:‏ شهدت علي بن أبي طالب رضي الله عنه أتي بدابة ليركبها، فلما وضع رجله في الركاب قال‏:‏ بسم الله، فلما استوي علي ظهرها قال‏:‏ الحمد لله الذي سخر لنا هذا، وما كنا له مقرنين، وإنا إلي ربنا لمنقلبون، ثم…

Ayrıca rivayet edenler… (9)
  • الأسماء والصفات للبيهقي (956)وَضَعَ رِجْلَهُ فِي الرِّكَابِ قَالَ : بِسْمِ اللَّهِ . فَلَمَّا اسْتَوَى عَلَيْهَا , قَالَ : سُبْحَانَ الَّذِي سَخَّرَ لَنَا هَذَا وَمَا كُنَّا لَهُ مُقْرِنِينَ ، وَإِنَّا إِلَى رَبَّنَا لَمُنْقَلِبُونَ . ثُمّ قَالَ : الْحَمْدُ لِلَّهِ ثَلاثَ مَرَّاتٍ ، ثُمَّ قَالَ : اللَّهُ أَكْبَرُ ثَلاثَ مَرَّات
  • الأسماء والصفات للبيهقي (957)رَبَّكَ يَعْجَبُ مِنْ عَبْدِهِ إِذَا قَالَ : اغْفِرْ لِي ذُنُوبِي ، يَعْلَمُ أَنَّهُ لا يَغْفِرُ الذُّنُوبَ غَيْرِي
  • التوحيد لابن منده (745)إِنَّ رَبِّي يَعْجَبُ إِذَا قَالَ : اغْفِرْ لِي ذُنُوبِي ، يَقُولُ : يَعْلَمُ أَنَّهُ لَا يَغْفِرُ الذُّنُوبَ غَيْرِي
  • الدعاء للطبراني (716)وَضَعَ رِجْلَهُ فِي الرِّكَابِ ، قَالَ : بِاسْمِ اللَّهِ ، فَلَمَّا اسْتَوَى عَلَى ظَهْرِهَا ، قَالَ : الْحَمْدُ لِلَّهِ ، ثُمَّ قَالَ : سُبْحَانَ الَّذِي سَخَّرَ لَنَا هَذَا وَمَا كُنَّا لَهُ مُقْرِنِينَ { 13 } وَإِنَّا إِلَى رَبِّنَا لَمُنْقَلِبُونَ { 14 } سورة الزخرف آية 13-14 ، ثُمَّ قَالَ : الْ
  • الدعاء للطبراني (719)اللَّهَ عَزَّ وَجَلَّ يَعْجَبُ مِنْ عَبْدِهِ ، إِذَا قَالَ : رَبِّ إِنِّي ظَلَمْتُ نَفْسِي ، فَاغْفِرْ لِي ذُنُوبِي , إِنَّهُ لا يَغْفِرُ الذُّنُوبَ إِلا أَنْتَ
  • الدعوات الكبير للبيهقي (386)اللَّهَ لَيَعْجَبُ مِنْ عَبْدِهِ ، إِذَا قَالَ : رَبِّ اغْفِرْ لِي ذُنُوبِي ، إِنَّهُ لَا يَغْفِرُ الذُّنُوبَ إِلَّا أَنْتَ
  • صحيح ابن حبان (2766)عَلِمَ عَبْدِي أَنَّهُ لا يَغْفِرُ الذُّنُوبَ غَيْرِي
  • عمل اليوم والليلة لابن السني (494)إِنَّ اللَّهَ عَزَّ وَجَلَّ لَعَجِبَ مِنْ عَبْدِهِ إِذَا قَالَ : رَبِّ اغْفِرْ لِي ، إِنَّهُ لا يَغْفِرُ الذُّنُوبَ إِلا أَنْتَ
  • مسند أبي داود الطيالسي (132)فَلَمَّا وَضَعَ رِجْلَهُ فِي الرِّكَابِ ، قَالَ : بِسْمِ اللَّهِ ، فَلَمَّا اسْتَوَى عَلَى ظَهْرِهَا ، قَالَ : الْحَمْدُ لِلَّهِ ثَلاثَ مَرَّاتٍ ، وَقَالَ : اللَّهُ أَكْبَرَ ثَلاثَ مَرَّاتٍ ، ثُمَّ قَالَ : سُبْحَانَكَ إِنِّي ظَلَمْتُ نَفْسِي فَاغْفِرْ لِي ، إِنَّهُ لا يَغْفِرُ الذُّنُوبَ إِلا أَنْتَ

Aynı konuda

Hüküm yok Kudsî hadis Riyâzü's-Sâlihîn 421

Yine Ebu Hüreyre (Allah Ondan razı olsun)'dan rivayet edildiğine göre Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem), Allah’tan naklederek şöyle buyurmuştur: “Kul bir günah işledi de Allah’ım benim günahımı bağışla dedi mi Allah “kulum bir günah işledi ve günahını bağışlayacak ve bu yüzden kendisini…

وعنه عن النبي صلى الله عليه وسلم، فيما يحكى عن ربه، تبارك وتعالى، قال‏:‏ “أذنب عبدي ذنباً، فقال‏:‏ اللهم اغفر لى ذنبي، فقال الله تبارك وتعالى‏:‏ أذنب عبدى ذنبا، فعلم أن له رباً يغفر الذنب، ويأخذ بالذنب، ثم عاد فأذنب…

+ 4 başka rivayet

Geçen âyetler

Konular