Yâ Rasûlallah! Bana bir dua öğret! dedim. Bunun üzerine bana: «Allah'ım! Kulağımın şerrinden, gözümün şerrinden, dilimin şerrinden, kalbimin şerrinden ve cinsel organımın şerrinden sana sığınırım, de!» buyurdu.
Şekel b. Humeyd -radıyallahu anh- şöyle dedi: Yâ Rasûlallah! Bana bir dua öğret! dedim. Bunun üzerine bana: «Allah'ım! Kulağımın şerrinden, gözümün şerrinden, dilimin şerrinden, kalbimin şerrinden ve cinsel organımın şerrinden sana sığınırım, de!» buyurdu.
Rivayet eden: Ebû Dâvûd (No. 1551), Tirmizî (No. 3492), Nesâî (No. 5444, 5455, 5456, 5484) ve Ahmed b. Hanbel (No. 14992).
Bu hadiste Şekel b. Humeyd -radıyallahu anh- dünya ve ahirette hayırlı olanın ne olduğunu bulmak için Nebi –sallallahu aleyhi ve sellem-’in yanına gitmiştir. O, Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-’den avuç dolusu para, bir sâ' yiyecek ve fani olan dünyayı talep etmemiştir. Ancak o, dua talebinde bulunmak için gitmiştir. Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem-’den dünyası ve ahireti için faydalanacağı duayı öğretmesini talep etmiştir. İşte bu sahabenin kimliğidir, onlar Allah -Azze ve Celle-’den cennetini ve lütfunu isterlerdi. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- şu azametli duaya onu yönlendirmiştir. «Ey Allahım!» Allah’a dua etmiş ve dua ederken bütün Esmau'l-Husna’yı içeren Allah lafzıyla dua etmeye yönlendirmiştir. «Kulağımın şerrinden sana sığınırım.» Kulağımın şerrinden Allah’a sığınıyorum. Bu da insanın kulağıyla düştüğü haram, yalan yere şahitlik, küfür ve iftira sözü, dinin kadrini azaltan ve diğer insanın kulağına ulaşan haramlardır. «Gözümün şerrinden» Açık saçık film izlemek, çirkin şeylere bakmak gibi haram işlerken kişinin gözünü kullanmasıdır. «Dilimin şerrinden» Yalan yere şahitlik, sövmek, lanet etmek, din ve dindarların kadrini düşürecek sözler, insana yakışmayacak sözler, konuşması gerekeni konuşmaması gibi dilinden çıkan haram olan her sözdür. «Kalbimin şerrinden» Kalbi Allah’ı zikretmenin dışında inşa etmek ya da ümit, korku, rahbet, tazim etmek gibi kalbî ibadetlerde Allah’tan başkasına kalbi yöneltmek veyahut da Rab Subhanehu ve Teâlâ’ya yapması gereken kalbî ibadetleri terk etmesidir. «Cinsel organımın şerrinden» Allah’ın haram kıldığı yerde kullanmaktan, beni zinaya götüren şeylere bakmaya, dokunmaya, gitmeye, kast etmeye ve benzeri şeylere düşürecek yerde kullanmaktır. Bu mübarek duada Allah’ın nimet olarak verdiği azaları korumak vardır. Nebi –sallallahu aleyhi ve sellem- bu duada bu nimetlerin şerrinden Allah’a sığınmasını emretmiştir. «Kulağımdan Allah’a sığınırım» gibi bu nimetlerden Allah’a sığınmasını emretmemiştir. Çünkü bu nimetlerle Allah’a ibadet edilir. Bütünüyle kendisinden Allah’a sığınılacak kadar şerli değildir. Ancak ondan doğan şer oranında sığınılır. Onun korunması, yaratıldığı şeyi özen göstermekle, onunla günaha teşebbüs etmemekle, onunla rezaleti yaymamakla gerçekleşir. Çünkü kıyamet gününde o kimse bu nimetlerinden sorumlu tutulacaktır. Allah -Azze ve Celle-’nin şu ayeti bunu onaylamaktadır: “Hakkında kesin bilgi sahibi olmadığın şeyin peşine düşme! Çünkü kulak, göz ve kalp, bunların hepsi ondan sorumludur.” (İsra suresi: 36)
Arapça açıklama
في هذا الحديث يذهب شكل بن حميد رضي الله عنه إلى النبي صلى الله عليه وسلم باحثًا عن خيري الدنيا والآخرة، إنه لم يطلب من النبي صلى الله عليه وسلم دنيا فانية، ولا حفنة من مال، ولا صاعا من طعام، ولكنه ذهب يطلب الدعاء، يريد من النبي صلى الله عليه وسلم أن يعلمه دعاء ينتفع به في دينه ودنياه، فهذه هي حقيقة الصحابة يبتغون فضلا من الله ورضوانا، فأرشده النبي صلى الله عليه وسلم إلى هذا الدعاء العظيم الجليل، فقال له: "قل: اللهم إني": دعا الله تعالى وتوجه إليه باسمه الجامع لكل أسماء الله الحسنى "الله"، "أعوذ بك من شر سمعي": أعوذ أي: أحتمي بالله تعالى من شر السمع، وهو ما يقع فيه سمع الإنسان من المحرمات: كشهادة الزور، وكلام بالكفر والبهتان، والانتقاص من الدين وسائر ما يصل إلى سمع الإنسان من المحرمات، "ومن شر بصري": وهو أن يستعمله في النظر إلى المحرمات من الأفلام الخليعة ، والمناظر القبيحة، "ومن شر لساني": أي ومن كل محرم قد يخرج من اللسان كشهادة الزور، والسب، واللعن، والانتقاص من الدين وأهله، أو التكلم فيما لا يعني الإنسان، أو ترك الكلام فيما يعنيه، "ومن شر قلبي": وهو أن يعمر القلب بغير ذكر الله تعالى ، أو أن يتوجه إلى غير الله تعالى بالعبادات القلبية من الرجاء والخوف، والرهبة، والتعظيم، أو يترك ما يجب عليه من صرف العبادات القلبية للرب سبحانه وتعالى ، "ومن شر منيي": أي ومن شر الفرج وهو أن يقع فيما حرم الله عليه ، أو يوقعني في مقدمات الزنى من النظر، واللمس، والمشي، والعزم، وأمثال ذلك، فهذا الدعاء المبارك فيه حفظ الجوارح والتي هي من نعم الله تعالى ، والنبي صلى الله عليه وسلم إنما أمره هنا أن يستعيذ بالله من شر هذه النعم ، ولم يأمره أن يستعيذ من هذه النعم كأن يقول: "أعوذ بالله من سمعي"، لأن هذه نعم ، وبها يعبد الله تعالى ، فليست هي شر محض حتى يستعاذ منها ولكن يستعاذ من الشر الذي قد يتولد عنها، وحفظها يكون برعاية ما خلقت له، و أن لا يباشر بها معصية، ولا ينشر بها رذيلة، لأنه مسؤول يوم القيامة عن هذه النعم مصداقا لقوله تعالى : {وَلَا تَقْفُ مَا لَيْسَ لَكَ بِهِ عِلْمٌ إِنَّ السَّمْعَ وَالْبَصَرَ وَالْفُؤَادَ كُلُّ أُولَئِكَ كَانَ عَنْهُ مَسْئُولًا} [الإسراء: 36].
الحث على حفظ السمع والبصر واللسان والقلب والفرج ، وذلك باستعمالها فيما يرضي الله -تعالى-.
التنويه بمسؤولية الإنسان عن حواسه كما أخبر -سبحانه وتعالى-: "إن السمع والبصر والفؤاد كل أولئك كان عنه مسؤلا".
حواس الإنسان وأعضاؤه نعم ينبغي على العبد شكر الله -تعالى- عليها بوضعها فيما خلقت له ، وبذلك يحقق العبودية لله -سبحانه وتعالى-.
قول شكل بن حميد -رضي الله عنه-: "قلت: يا رسول الله، علمني دعاء" يدل على حرص الصحابة على كل ما ينفعهم في الدنيا والآخرة ، ويبين أنهم أصحاب همة عالية لمحافظتهم على ما ينفعهم في العاجل والآجل.
خص النبي -صلى الله عليه وسلم- هذه الجوارح بالدعاء؛ لانها مناط الشهوة ومثار اللذة.