İçeriğe geç

Sahîh-i Buhârî10. kitap

Sahîh-i Buhârî 824

باب كَيْفَ يَعْتَمِدُ عَلَى الأَرْضِ إِذَا قَامَ مِنَ الرَّكْعَةِ

Sahih Sahîh-i Buhârî hadisi Sahîh-i Buhârî 824

Râvi:Mâlik ibn al-Huwayrith

حَدَّثَنَا مُعَلَّى بْنُ أَسَدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا وُهَيْبٌ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ أَبِي قِلاَبَةَ، قَالَ جَاءَنَا مَالِكُ بْنُ الْحُوَيْرِثِ فَصَلَّى بِنَا فِي مَسْجِدِنَا هَذَا فَقَالَ إِنِّي لأُصَلِّي بِكُمْ، وَمَا أُرِيدُ الصَّلاَةَ، وَلَكِنْ

أُرِيدُ أَنْ أُرِيَكُمْ كَيْفَ رَأَيْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يُصَلِّي‏.‏ قَالَ أَيُّوبُ فَقُلْتُ لأَبِي قِلاَبَةَ وَكَيْفَ كَانَتْ صَلاَتُهُ قَالَ مِثْلَ صَلاَةِ شَيْخِنَا هَذَا ـ يَعْنِي عَمْرَو بْنَ سَلِمَةَ ـ قَالَ أَيُّوبُ وَكَانَ ذَلِكَ الشَّيْخُ يُتِمُّ التَّكْبِيرَ، وَإِذَا رَفَعَ رَأْسَهُ عَنِ السَّجْدَةِ الثَّانِيَةِ جَلَسَ وَاعْتَمَدَ عَلَى الأَرْضِ، ثُمَّ قَامَ‏.‏

Bu hadisin henüz Türkçe çevirisi yok: Arapça metin, kaynak ve hüküm burada gösterilir.

Çeviriyi oku: English

Rivayet eden: Buhârî (No. 824).

Kopyala
Kopyalanacaklar:
Hata bildir

Arapça açıklama

كان الصَّحابةُ رَضيَ اللهُ عنهم أشدَّ الناسِ حِرصًا على تَعليمِ المسلِمينَ أُمورَ دِينِهم، وكانتِ الصَّلاةُ في ذِروةِ هذا الحِرصِ، وفي أُولى اهتِماماتِهِم.وفي هذا الحَديثِ يُخبِرُ التَّابعيُّ أبو قِلابَةَ عَبْدُ اللهِ بنُ زَيدٍ الجَرْميُّ البَصرِيُّ، أنَّ الصَّحابيَّ مالكَ بنَ الحُوَيرثِ رَضيَ اللهُ عنه جاءهُمْ في مَسجدِهم يُعلِّمُهم صِفةَ صَلاةِ النبيِّ صلَّى اللهُ عليه وسلَّمَ بَيانًا عَمَليًّا، قيل: إنَّ المسجِدَ المقصودَ هوَ مَسجدُ البَصرةِ حيثُ كانَ يَعيشُ. فقال لهم مالِكُ بنُ الحُوَيْرِثِ رَضيَ اللهُ عنه: «إنِّي لأُصلِّي بِكُمْ وَما أُرِيدُ الصَّلاةَ»، يعني: إنِّي لا أَقصِدُ بتلك الصَّلاةِ التي أُصلِّيها بكمُ الآنَ صَلاةً بعَينِها، وقيل: معناهُ: إنِّي لا أُصلِّي بكم قاصدًا الإمامةَ، وإنَّما أُصلِّي بِكم كَما رأيتُ النبيَّ صلَّى اللهُ عليه وسلَّمَ يُصلِّي؛ لأُعلِّمَكمْ كَيفيَّةَ صَلاتِهِ بالفِعلِ لا بِالقوْلِ؛ فقصَدَ مالكُ بنُ الحُوَيرثِ رَضيَ اللهُ عنه تَعليمَهم صِفةَ صَلاةِ النبيِّ صلَّى اللهُ عليه وسلَّمَ، ولم يكُنْ تَعليمُه هذا في وَقتِ الصَّلاةِ قاصِدًا صَلاةً بِعَينِها، أو قاصدًا إمامتَهم، بلْ كانت صَلاتُه صَلاةَ تَطوُّعٍ بقَصْدِ التَّعليمِ، ليستْ بفَرْضٍ ولا نافلةٍ.وفي مَوضعٍ آخَرَ ذَكَرَه البُخاريُّ، فصَّلَ أبو قِلابةَ في وَصْفِ صَلاةِ مالكِ بنِ الحُوَيرثِ، قال: «فقام فأمْكَنَ القيامَ، ثمَّ ركَعَ فأمْكَنَ الرُّكوعَ، ثمَّ رفَعَ رَأْسَه فأنْصَبَ هُنَيَّةً»، ومعناه: قام ووَقَفَ مُنتصِبًا انتصابًا كاملًا، ثمَّ ركَعَ فجَعَلَ ظَهْرَه مُستويًا، حتَّى لو صُبَّ عليه الماءُ لَاستقَرَّ على ظَهْرِه، كما في حَديثِ وابصةَ بنِ مَعبَدٍ رَضيَ اللهُ عنه عندَ ابنِ ماجه، ثمَّ رَفَعَ رَأسَه مِن الرُّكوعِ فانتَصَبَ واقفًا ورجَعَ إلى الهَيئةِ التي كان عليها قبْلَ رُكوعِه، ووَقَفَ هُنيَّةً، يعني: وقَفَ قَدْرًا يَسيرًا بيْن رُكوعِه وسُجودِه.ثمَّ أخبَرَ أبو قِلابةَ أيُّوبَ السَّخْتِيانيَّ -الذي يَرْوي عنه الحديثَ- عندَما سَأَلَه: كيف كانتْ صَلاتُه؟ أنَّ صَلاةَ مالكِ بنِ الحُوَيرثِ رَضيَ اللهُ عنه تُشبِهُ في هَيئتِها تلك الصَّلاةَ التي يُصلِّيها شَيخُهم، يُشيرُ بذلك إلى الصَّحابيِّ أبي بُرَيدٍ عمْرِو بنِ سَلِمةَ الجَرْميِّ، وكان شَيْخًا كبيرَ السِّنِّ، وكانَ يَجلِسُ في الصَّلاةِ بعدَ أداءِ سُجودِ الرَّكعةِ الأُولى وقبْلَ أنْ يَقومَ للرَّكعةِ الثانيةِ، وهذه الجِلسةُ هي التي تُسمَّى جِلسةَ الاستراحةِ، وقدْ صرَّحَ مالكُ بنُ الحُوَيْرِثِ رَضيَ اللهُ عنه في حديثٍ آخرَ عندَ البُخاريِّ: «أنَّهُ رأَى النبيَّ صلَّى اللهُ عليه وسلَّمَ يُصلِّي ويَجلِسُ إذا كانَ في وِتْرٍ مِن صَلاتِهِ»، يعني يَجلِسُ جِلسةَ الاستراحةِ هذه في الرَّكعاتِ الوتريَّةِ مِن صَلاتِه؛ إذا انْتَهى مِن الأُولى قبْلَ القيامِ للثَّانيةِ، وإذا انْتَهى مِن الثالثةِ قبْلَ القيامِ للرَّابعةِ. قيل: إنَّ تلك الجِلْسةَ هي إتمامٌ للرَّكْعةِ، وقيل: إنَّ النبيَّ صلَّى اللهُ عليه وسلَّمَ فعَلَها لعارِضٍ؛ إِمَّا لكِبَرِ سِنٍّ أو لمَرَضٍ، وقيل: هي مَقصودةٌ في الصَّلاةِ ولكنَّها خَفيفةٌ.وفي الحديثِ: الحثُّ على التَّعليمِ والتَّعلُّمِ.وفيه: مَشروعيَّةُ جِلسةِ الاستراحةِ.

Klasik şerh

İbn Hacer el-Askalânî — Fethu'l-Bârî

قَوْلُهُ : ( عَنْ السَّجْدَة ) فِي رِوَايَة الْمَذْكُورِينَ " فِي السَّجْدَة " وَفِي بَعْض نُسَخ أَبِي ذَرّ " مِنْ السَّجْدَة " وَهِيَ رِوَايَة الْإِسْمَاعِيلِيّ , وَقَدْ تَقَدَّمَ الْكَلَام عَلَى حَدِيث مَالِك بْن الْحُوَيْرِثِ , وَالْغَرَض مِنْهُ هُنَا ذِكْر الِاعْتِمَاد عَلَى الْأَرْض عِنْد الْقِيَام مِنْ السُّجُود أَوْ الْجُلُوس , وَالْإِشَارَة إِلَى رَدّ مَا رُوِيَ بِخِلَافِ ذَلِكَ , فَعِنْد سَعِيد بْن مَنْصُور بِإِسْنَادٍ ضَعِيف عَنْ أَبِي هُرَيْرَة أَنَّهُ صَلَّى اللَّه عَلَيْهِ وَسَلَّمَ كَانَ يَنْهَض عَلَى صُدُور قَدَمَيْهِ , وَعَنْ اِبْنِ مَسْعُود مِثْله بِإِسْنَادٍ صَحِيحٍ , وَعَنْ إِبْرَاهِيم أَنَّهُ كَرِهَ أَنْ يَعْتَمِد عَلَى يَدَيْهِ إِذَا نَهَضَ. فَإِنْ قِيلَ تُرْجِمَ عَلَى ك…

Devamını oku

Âlimlerin hükümleri

ÂlimHükümKapsamEser
Buhârîv. 256 h. Sahihصحيح Hadis صحيح البخاري No. 824
Diğer rivayetlerle ilgili hükümler (2)
  • Nevevî ثابت بأسانيد صحيحة — فتاوى النووي (48)
  • Sahihİbn Bâz صحيح — فتاوى نور على الدرب لابن باز (8/326)

Aynı konuda

Sahih Muttefekun aleyh (Buhârî ve Müslim) Sahîh-i Buhârî 735

Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- namaza başlayacağı zaman ellerini omuz hizasına kadar kaldırdıktan sonra tekbir getirirdi

Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- namaza başlayacağı zaman ellerini omuz hizasına kadar kaldırdıktan sonra tekbir getirirdi. Rükûa eğilmek istediğinde yine ellerini aynı şekilde kaldırır ve rükûdan başını kaldırdığı zaman yine ellerini aynı şekilde kaldırır ve «Semiallahu limen…

يَرْفَعُ يَدَيْهِ حَذْوَ مَنْكِبَيْهِ إِذَا افْتَتَحَ الصَّلاَةَ، وَإِذَا كَبَّرَ لِلرُّكُوعِ، وَإِذَا رَفَعَ رَأْسَهُ مِنَ الرُّكُوعِ رَفَعَهُمَا كَذَلِكَ أَيْضًا وَقَالَ ‏"‏ سَمِعَ اللَّهُ لِمَنْ حَمِدَهُ، رَبَّنَا…

Râvi: Abdullah b. Ömer + 26 başka rivayet Şerhli

Sahih Muttefekun aleyh (Buhârî ve Müslim) Sahîh-i Buhârî 803

Nefsini elinde olana yemin olsun ki, "Muhakkak ki sizden; namazı Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in namazına en çok benzeyen benim. Dünyadan ayrılana kadar kıldığı namaz buydu

Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Ramazan ayında ve diğer zamanlarda, farz ve diğer bütün namazlarda tekbir getirirdi. Namaza kalkınca, ayakta durduğu zaman tekbir getirir, sonra rükû ederken de tekbir getirirdi. Sonra «Semi'allahu Limen Hamideh» deyip rükûdan kalkarak belini doğrultunca…

يُكَبِّرُ فِي كُلِّ صَلاَةٍ مِنَ الْمَكْتُوبَةِ وَغَيْرِهَا فِي رَمَضَانَ وَغَيْرِهِ، فَيُكَبِّرُ حِينَ يَقُومُ، ثُمَّ يُكَبِّرُ حِينَ يَرْكَعُ، ثُمَّ يَقُولُ سَمِعَ اللَّهُ لِمَنْ حَمِدَهُ‏.‏ ثُمَّ يَقُولُ رَبَّنَا…

Râvi: Ebû Hureyre + 7 başka rivayet Şerhli

Sahih Sahîh-i Müslim 391b

"Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- (namaz için) tekbir aldığı zaman ellerini kulakları hizasına varıncaya kadar kaldırırdı. Rükû yaptığı zaman da ellerini kulakları hizasına varıncaya kadar kaldırırdı. Başını rükûdan kaldırdığı zaman; «Semiallahu limen hamideh» der ve aynısını yapardı."

Mâlik b. Huveyris -radıyallahu anh'tan- rivayet edildiğine göre; "Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- (namaz için) tekbir aldığı zaman ellerini kulakları hizasına varıncaya kadar kaldırırdı. Rükû yaptığı zaman da ellerini kulakları hizasına varıncaya kadar kaldırırdı. Başını rükûdan kaldırdığı…

كَبَّرَ رَفَعَ يَدَيْهِ حَتَّى يُحَاذِيَ بِهِمَا أُذُنَيْهِ وَإِذَا رَكَعَ رَفَعَ يَدَيْهِ حَتَّى يُحَاذِيَ بِهِمَا أُذُنَيْهِ وَإِذَا رَفَعَ رَأْسَهُ مِنَ الرُّكُوعِ فَقَالَ ‏"‏ سَمِعَ اللَّهُ لِمَنْ حَمِدَهُ ‏"

Râvi: Mâlik ibn al-Huwayrith + 10 başka rivayet Şerhli

Sahih Muttefekun aleyh (Buhârî ve Müslim) Sahîh-i Buhârî 786

Ben ve İmrân b. Husayn, Ali b. Ebî Tâlib -radıyallahu anh-'ın arkasında namaz kıldık. O, secde ettiği zaman tekbir getirirdi, başını secdeden kaldırınca tekbir getirirdi, iki rekâtı kıldıktan sonra kalkarken tekbir getirirdi.

Mutarrif b. Abdullah dedi ki: Ben ve İmrân b. Husayn, Ali b. Ebî Tâlib radıyallahu anh'ın arkasında namaz kıldık.O, secde ettiği zaman tekbir getirirdi, başını secdeden kaldırınca tekbir getirirdi, iki rekâtı kıldıktan sonra kalkarken tekbir getirirdi. Namazı bitirdikten sonra İmrân b. Husayn…

إِذَا سَجَدَ كَبَّرَ، وَإِذَا رَفَعَ رَأْسَهُ كَبَّرَ، وَإِذَا نَهَضَ مِنَ الرَّكْعَتَيْنِ كَبَّرَ، فَلَمَّا قَضَى الصَّلاَةَ أَخَذَ بِيَدِي عِمْرَانُ بْنُ حُصَيْنٍ فَقَالَ قَدْ ذَكَّرَنِي هَذَا صَلاَةَ مُحَمَّدٍ صلى…

Râvi: İmrân b. Husayn + 6 başka rivayet Şerhli

Sahih Sünen-i Ebû Dâvûd 858

Rifâa b. Râfi' ez-Zürakî -radıyallahu anhh- Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'in ashabından biriydi.Dedi ki:Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- bir gün mescitte ashabıyla birlikte otururken,bir adam geldi ve Rasûlullah'a yakın bir yerde namaz kılı.Sonra da Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in yanına geldi.Ona selam verdi.Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- selamını aldı ve dön namazını tekrar kıl,çünkü sen namaz kılmadın buyurdu.O zat dönerek, önceki kıldığı gibi namazını tekrar kıldı.Sonra da Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in yanına geldi.Dön tekrar kıl; çünkü sen, namaz kılmış olmadın!, buyurdu.Ya Rasûlullah! bana nasıl kılacağımı öğretirmisin? dedi.Bunun üzerine Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-:Kıbleye döndüğün zaman İftitah tekbirini al,Fatiha suresini oku,istediğin yerden Kur'an oku, sonra rükuya vardığında avuç içlerini diz kapaklarına koy.Sırtını düz yap ve düzgün bir rükû yap.Başını kaldırdığın zaman kemikler mafsallarına dönene kadar sırtını düz tut.Secde ettiğin zaman tam bir secde et.Başını secdeden kaldırınca sol baldırının üzerine otur.Sonra da bu yaptığını her secde ve rükûda yap.İmam Ahmed'in Müsned'i.Başka bir rivayette:''Abdesti Allah Azze ve Celle'nin emrettiği gibi tam bir şekilde almadıkça şüphesiz ki sizden birinin namazı kabul olmaz.Yüzünü yıkar ellerini dirseklerine kadar yıkar.Başını mesh eder ve ayaklarını aşık kemiklerine kadar yıkar.Sonra da Allah Azze ve Celle'ye tekbir getirir ve hamd eder.Sonra da Kur'an'dan ona izin verildiği ve kolayına geldiği kadar okur.Sonra da tekbir getirir ve secde eder yüzünü tam olarak alnı burnu değecek şekilde mafsalları ve tam bbir şekilde sükünet bulup rahatlayana kadar eğer.Sonra da tekbir getirir ve düz bir şekilde dübürünün üzerine oturur ve sırtını düz yapar.Ve namazı bu şekilde dört rekat olarak anlattı.Böyle yapmadan sizden birinizin namazı tam olmaz.Sünen-i Ebû Dâvud.Başka bir rivayette:''Sana Allah Azze ve Celle'nin emrettiği gibi abdest al sonra da teşehhüd yap.Düz dur sonra tekbir getir.Ezberinde Kur'an varsa onu oku.Eğer yoksa Allah'a hamd et tekbir getir ve La ilahe illallah de.Sünen-i Ebû Dâvud.

Rifâa b. Râfi' ez-Zürakî -radıyallahu anhh- Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'in ashabından biriydi.Dedi ki:Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- bir gün mescitte ashabıyla birlikte otururken,bir adam geldi ve Rasûlullah'a yakın bir yerde namaz kılı.Sonra da Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve…

حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ عَلِيٍّ، حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَبْدِ الْمَلِكِ، وَالْحَجَّاجُ بْنُ مِنْهَالٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا هَمَّامٌ، حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي طَلْحَةَ، عَنْ عَلِيِّ بْنِ…

Râvi: Rifâ‘a ibn Râfi az-Zuraqî + 4 başka rivayet Şerhli