Râvi:Abdullah b. Ömer
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مَسْلَمَةَ، عَنْ مَالِكٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ سَالِمِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ
يَرْفَعُ يَدَيْهِ حَذْوَ مَنْكِبَيْهِ إِذَا افْتَتَحَ الصَّلاَةَ، وَإِذَا كَبَّرَ لِلرُّكُوعِ، وَإِذَا رَفَعَ رَأْسَهُ مِنَ الرُّكُوعِ رَفَعَهُمَا كَذَلِكَ أَيْضًا وَقَالَ " سَمِعَ اللَّهُ لِمَنْ حَمِدَهُ، رَبَّنَا وَلَكَ الْحَمْدُ ". وَكَانَ لاَ يَفْعَلُ ذَلِكَ فِي السُّجُودِ.
İbn Ömer -radıyallahu anhumâ-'dan rivayet edildiğine göre:
Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- namaza başlayacağı zaman ellerini omuz hizasına kadar kaldırdıktan sonra tekbir getirirdi. Rükûa eğilmek istediğinde yine ellerini aynı şekilde kaldırır ve rükûdan başını kaldırdığı zaman yine ellerini aynı şekilde kaldırır ve «Semiallahu limen hamideh Rabbenâ leke'I-hamd» (Allah, kendisine hamt eden kuluna icabet etti. Rabbimiz, hamt sanadır.) derdi. Bunu (yani ellerini tekbir ile kaldırma işini) secdeye gideceği zaman yapmazdı.
Rivayet eden: Buhârî (No. 735, 736), Müslim (No. 390a, 390b), Ebû Dâvûd (No. 721, 722, 742), Tirmizî (No. 255, 256), Nesâî (No. 877, 878, 1025, 1057, 1059, 1088, 1144), İbn Mâce (No. 858), İmâm Mâlik (No. 167), Ahmed b. Hanbel (No. 4312, 4445, 4837, 5027, 5502, 5899) ve Dârimî (No. 1222).