İçeriğe geç

Sahîh-i Buhârî1. kitap

Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e vahyin ilk başlancı, uykuda gördüğü salih (doğru/sadık) rüyalar vasıtasıyla olmuştur

Sahih Sahîh-i Buhârî hadisi Muttefekun aleyh (Buhârî ve Müslim) Sahîh-i Buhârî 3

Râvi:Âişe

حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ بُكَيْرٍ، قَالَ حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنْ عُقَيْلٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عُرْوَةَ بْنِ الزُّبَيْرِ، عَنْ عَائِشَةَ أُمِّ الْمُؤْمِنِينَ، أَنَّهَا قَالَتْ

أَوَّلُ مَا بُدِئَ بِهِ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مِنَ الْوَحْىِ الرُّؤْيَا الصَّالِحَةُ فِي النَّوْمِ، فَكَانَ لاَ يَرَى رُؤْيَا إِلاَّ جَاءَتْ مِثْلَ فَلَقِ الصُّبْحِ، ثُمَّ حُبِّبَ إِلَيْهِ الْخَلاَءُ، وَكَانَ يَخْلُو بِغَارِ حِرَاءٍ فَيَتَحَنَّثُ فِيهِ ـ وَهُوَ التَّعَبُّدُ ـ اللَّيَالِيَ ذَوَاتِ الْعَدَدِ قَبْلَ أَنْ يَنْزِعَ إِلَى أَهْلِهِ، وَيَتَزَوَّدُ لِذَلِكَ، ثُمَّ يَرْجِعُ إِلَى خَدِيجَةَ، فَيَتَزَوَّدُ لِمِثْلِهَا، حَتَّى جَاءَهُ الْحَقُّ وَهُوَ فِي غَارِ حِرَاءٍ، فَجَاءَهُ الْمَلَكُ فَقَالَ اقْرَأْ‏.‏ قَالَ ‏"‏ مَا أَنَا بِقَارِئٍ ‏"‏‏.‏ قَالَ ‏"‏ فَأَخَذَنِي فَغَطَّنِي حَتَّى بَلَغَ مِنِّي الْجَهْدَ، ثُمَّ أَرْسَلَنِي فَقَالَ اقْرَأْ‏.‏ قُلْتُ مَا أَنَا بِقَارِئٍ‏.‏ فَأَخَذَنِي فَغَطَّنِي الثَّانِيَةَ حَتَّى بَلَغَ مِنِّي الْجَهْدَ، ثُمَّ أَرْسَلَنِي فَقَالَ اقْرَأْ‏.‏ فَقُلْتُ مَا أَنَا بِقَارِئٍ‏.‏ فَأَخَذَنِي فَغَطَّنِي الثَّالِثَةَ، ثُمَّ أَرْسَلَنِي فَقَالَ ‏‏{‏اقْرَأْ بِاسْمِ رَبِّكَ الَّذِي خَلَقَ * خَلَقَ الإِنْسَانَ مِنْ عَلَقٍ * اقْرَأْ وَرَبُّكَ الأَكْرَمُ‏}‏ ‏"‏‏.‏ فَرَجَعَ بِهَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَرْجُفُ فُؤَادُهُ، فَدَخَلَ عَلَى خَدِيجَةَ بِنْتِ خُوَيْلِدٍ رضى الله عنها فَقَالَ ‏"‏ زَمِّلُونِي زَمِّلُونِي ‏"‏‏.‏ فَزَمَّلُوهُ حَتَّى ذَهَبَ عَنْهُ الرَّوْعُ، فَقَالَ لِخَدِيجَةَ وَأَخْبَرَهَا الْخَبَرَ ‏"‏ لَقَدْ خَشِيتُ عَلَى نَفْسِي ‏"‏‏.‏ فَقَالَتْ خَدِيجَةُ كَلاَّ وَاللَّهِ مَا يُخْزِيكَ اللَّهُ أَبَدًا، إِنَّكَ لَتَصِلُ الرَّحِمَ، وَتَحْمِلُ الْكَلَّ، وَتَكْسِبُ الْمَعْدُومَ، وَتَقْرِي الضَّيْفَ، وَتُعِينُ عَلَى نَوَائِبِ الْحَقِّ‏.‏ فَانْطَلَقَتْ بِهِ خَدِيجَةُ حَتَّى أَتَتْ بِهِ وَرَقَةَ بْنَ نَوْفَلِ بْنِ أَسَدِ بْنِ عَبْدِ الْعُزَّى ابْنَ عَمِّ خَدِيجَةَ ـ وَكَانَ امْرَأً تَنَصَّرَ فِي الْجَاهِلِيَّةِ، وَكَانَ يَكْتُبُ الْكِتَابَ الْعِبْرَانِيَّ، فَيَكْتُبُ مِنَ الإِنْجِيلِ بِالْعِبْرَانِيَّةِ مَا شَاءَ اللَّهُ أَنْ يَكْتُبَ، وَكَانَ شَيْخًا كَبِيرًا قَدْ عَمِيَ ـ فَقَالَتْ لَهُ خَدِيجَةُ يَا ابْنَ عَمِّ اسْمَعْ مِنَ ابْنِ أَخِيكَ‏.‏ فَقَالَ لَهُ وَرَقَةُ يَا ابْنَ أَخِي مَاذَا تَرَى فَأَخْبَرَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم خَبَرَ مَا رَأَى‏.‏ فَقَالَ لَهُ وَرَقَةُ هَذَا النَّامُوسُ الَّذِي نَزَّلَ اللَّهُ عَلَى مُوسَى صلى الله عليه وسلم يَا لَيْتَنِي فِيهَا جَذَعًا، لَيْتَنِي أَكُونُ حَيًّا إِذْ يُخْرِجُكَ قَوْمُكَ‏.‏ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ أَوَمُخْرِجِيَّ هُمْ ‏"‏‏.‏ قَالَ نَعَمْ، لَمْ يَأْتِ رَجُلٌ قَطُّ بِمِثْلِ مَا جِئْتَ بِهِ إِلاَّ عُودِيَ، وَإِنْ يُدْرِكْنِي يَوْمُكَ أَنْصُرْكَ نَصْرًا مُؤَزَّرًا‏.‏ ثُمَّ لَمْ يَنْشَبْ وَرَقَةُ أَنْ تُوُفِّيَ وَفَتَرَ الْوَحْىُ‏.‏

Müminlerin annesi Âişe -radıyallahu anha-'dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir:

Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e vahyin ilk başlancı, uykuda gördüğü salih (doğru/sadık) rüyalar vasıtasıyla olmuştur. Gördüğü her rüya, sabahın aydınlığı gibi apaçık gerçekleşirdi. Sonra ona yalnızlık sevdirildi. Hira Mağarası'na çekilir ve ailesinin yanına dönmeden önce orada günlerce kalıp ibadet eder (inzivaya çekilir), bunun için yanına azık alırdı. Sonra (eşi) Hatice’nin yanına döner, yine benzer bir süre için azık hazırlığı yapardı. Nihayet Hira Mağarası'nda bulunduğu sırada hak (vahiy) kendisine geldi. Melek gelip: "Oku!" dedi. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-: "Ben okuma bilmem." dedi. Peygamberimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- hadisenin devamını şöyle anlattı: «Melek beni tutup kucakladı ve takatim kesilinceye kadar sıktı. Sonra beni bıraktı ve yine: "Oku!" dedi. Ben de: "Ben okuma bilmem" dedim. Beni ikinci kez tutup takatim kesilinceye kadar sıktı ve bıraktı. Tekrar: "Oku!" dedi. Ben yine: "Ben okuma bilmem" dedim. Beni üçüncü defa tutup sıktı, sonra bıraktı ve şöyle dedi:{Yaratan Rabbinin adıyla oku! O, insanı bir alaktan (embriyodan) yarattı. Oku! Senin Rabbin en cömert olandır.} [Alak Suresi: 1-3]

Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- kalbi titreyerek bu ayetlerle geri döndü. Eşi Huveylid kızı Hatice -radıyallâhu anha-'nın yanına girip: «Beni örtün, beni örtün!» diye buyurdu.

Üzerini örttüler, nihayet korkusu geçince yaşadığı hadiseyi Hatice’ye anlatarak: «Kendimden (bana bir zarar geleceğinden) korktum» dedi. Bunun üzerine Hatice -radıyallahu anha- şöyle dedi: «Asla! Vallahi Allah seni hiçbir zaman utandırıp mahcup etmez. Çünkü sen akrabalık bağlarını gözetirsin, güçsüzlerin yükünü taşırsın, yoksula yardım edersin, misafiri ağırlarsın ve hak yolunda meydana gelen sıkıntılarda insanlara destek olursun.»

Daha sonra Hatice, onu amcasının oğlu Varaka bin Nevfel bin Esed bin Abdüluzza’ya götürdü. Varaka, Cahiliye döneminde Hristiyanlığı kabul etmiş bir kimseydi. İbranice yazmayı bilir ve İncil’den İbranice olarak Allah'ın dilediği kadar bölümler yazardı. O sırada oldukça yaşlanmış ve gözlerini kaybetmişti. Hatice ona:

"Ey amcamın oğlu! Kardeşinin oğlunu dinle." dedi. Varaka da: "Ey kardeşimin oğlu! Ne gördün?" diye sordu. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- gördüklerini ona anlattı. Varaka şöyle dedi: "Bu, Allah'ın Musa'ya indirdiği Nâmûs'tur (vahyi getiren Cebrâil'dir). Keşke o günlerde genç ve güçlü olsaydım! Keşke kavmin seni yurdundan çıkaracağı zaman hayatta olsam!" Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- hayretle: "Onlar beni gerçekten çıkaracaklar mı?" diye sordu. Varaka: «Evet, senin getirdiğin bu davetin benzerini getirip de düşmanlığa uğramamış olan hiçbir kimse yoktur. Eğer senin o günlerine yetişirsem, sana var gücümle yardım ederim.» dedi.

Ancak çok geçmeden Varaka vefat etti ve bunun ardından vahiy bir süre kesildi.

Rivayet eden: Buhârî (No. 3, 4953, 4955, 4956, 6982), Müslim (No. 160a) ve Ahmed b. Hanbel (No. 24046, 24681, 24768).

Kopyala
Kopyalanacaklar:
Hata bildir

Açıklama

Müminlerin annesi Âişe -radıyallahu anha- şöyle haber vermektedir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e vahyin ilk başlangıcı, uykuda gördüğü salih (doğru) rüyalar vasıtasıyla olmuştur. Gördüğü her rüya, sabah aydınlığı gibi apaçık bir şekilde gerçekleşirdi.

Daha sonra kendisine yalnız kalmak sevdirildi. Hira Mağarası'na çekilir, ailesinin yanına dönmeden orada günlerce (geceler boyu) ibadet ederdi. Bunun için yanına gerekli azığını alır, ardından Müminlerin annesi Hatice radıyallahu anha-'nın yanına döner, yine aynı miktardaki günler için azık hazırlığı yapardı. Nihayet Hira Mağarası'nda bulunduğu sırada kendisine hak olan emir, yani vahiy geldi. Bunun üzerine melek Cebrâil -aleyhisselam- kendisine gelerek: «Oku!» dedi. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Ben okuma bilmem» diye buyurdu. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- hadisenin devamını şöyle anlattı: «Bunun üzerine melek beni tuttu, kucaklayıp sıktı; öyle ki benden bütün gücüm tükeninceye ve büyük bir meşakkate düşünceye kadar devam etti. Sonra beni bıraktı ve tekrar: "Oku!" dedi. Ben yine: "Ben okuma bilmem" dedim. Bunun üzerine beni ikinci kez tuttu ve gücüm tükeninceye kadar sıktı, sonra bıraktı ve yine "Oku!" dedi. Ben yine: "Ben okuma bilmem" dedim. Bunun üzerine beni üçüncü defa tuttu, sıktı ve ardından bırakarak şöyle dedi: {Yaratan Rabbinin adıyla oku! O, insanı bir alaktan (embriyodan) yarattı. Oku! Senin Rabbin en cömert olandır.} [Alak Suresi: 1-3] Bunun üzerine Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- aldığı vahiy âyetleriyle birlikte kalbi ölüm korkusundan şiddetle çarpar hâlde (Mekkeye) geri döndü. Müminlerin annesi eşi Hatice bint Huveylid -radıyallahu anha-'nın yanına girdi ve şöyle dedi: Beni elbiselerle örtün, beni elbiselerle örtün!» dedi. Korkusu geçinceye kadar onu elbiselerle örttüler. Sonra (Peygamber Efendimiz) Hatice’ye başından geçenleri anlatarak şöyle buyurdu: Kendi adına (ölmekten) korktum. Hatice şöyle dedi: Hayır! Allah'a yemin olsun ki Allah seni asla utandırmaz ve mahcup etmez. Çünkü sen akrabalık bağlarını gözetirsin, kendi işini göremeyen güçsüz kimselerin yükünü üstlenirsin, yoksul ve hiçbir imkânı olmayan fakirlere yardım edersin; insanların başkalarında bulamadıkları iyilik ve ihsanı onlara sunarsın, misafiri ağırlarsın ve hak yolunda meydana gelen sıkıntı ve musibetlerde insanlara destek olursun. Bunun üzerine Hatice onu amcasının oğlu Varaka b. Nevfel b. Esed b. Abdül-Uzza'ya götürdü. O, İslam öncesi Cahiliye inancını terk edip Hristiyan olmuş bir adamdı. Allah'ın dilediği ölçüde İncil'den İbranice yazılar yazardı. Yaşlı ve görme yetisini kaybetmiş bir adamdı. Hatice ona şöyle dedi: Ey amcamın oğlu! Yeğenini dinle. Varaka ona dedi ki: Ey kardeşimin oğlu! Ne görüyorsun? Bunun üzerine Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- ona gördüklerini anlattı. Varaka ona dedi ki: Bu, Allah'ın Peygamberi Mûsâ -aleyhisselam-'a gönderdiği Cebrail'dir. Keşke senin davet günlerinde genç ve güçlü bir delikanlı olsaydım! Kavmin seni (yurdundan) çıkaracağı zaman keşke hayatta olsam!» Bunun üzerine Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- şaşkınlıkla şöyle buyurdu: Onlar beni buralardan çıkaracaklar mı?! diye sordu. Varaka şöyle dedi: Evet, senin getirdiğin şeyin (vahyin) bir benzeriyle gelen hiçbir adam yoktur ki eziyete ve düşmanlığa uğramış olmasın. Şayet senin o (davet) gününe yetişirsem, sana var gücümle (güçlü bir şekilde) yardım ederim. Çok geçmeden Varaka vefat etti ve bir süre vahiy gecikti (kesintiye uğradı).

Hadisten çıkan dersler

  • Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'e gelen vahyin başlangıcı açıklanmıştır.
  • Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'in gördüğü rüyalar, vahyin türlerinden biridir.
  • Yolculuk için azık hazırlamanın meşru olduğu ve bunun tevekküle aykırı olmadığı anlaşılmaktadır. Nitekim tevekkül edenlerin efendisi Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- de bunu yapmıştır.
  • Yüce Allah'ın kullarına bilmediklerini öğretmesi ve onları cehaletin karanlığından ilmin aydınlığına çıkarması, O'nun cömertliğinin ve ihsanının mükemmelliğini göstermektedir.
  • Yazı ilminin faziletine işaret vardır. Çünkü yazı sayesinde sayısız büyük faydalar elde edilir. İlimler yazıyla kayda geçirilmiş, hikmetli sözler korunmuş, önceki ümmetlerin haberleri tespit edilmiş, Allah'ın indirdiği kitaplar muhafaza edilmiş; din ve dünya işleri de yazı sayesinde düzen ve istikrar kazanmıştır.
  • Kur'an'dan inen ilk ayet: {Yaratan Rabbinin adıyla oku} ayetidir.[Alak Suresi: 1]
  • Güzel ahlâk ve hayırlı hasletler, insanı kötü akıbetlerden ve çeşitli musibetlerden koruyan sebeplerdendir. Hayrı ve iyiliği çok olan kimsenin sonu güzel olur; onun dinini ve dünyasını selâmetle tamamlaması umulur.
  • Geçerli bir sebep varsa, bir kişiyi yüzüne karşı övmek caizdir.
  • Korkan veya endişeye kapılan kimseyi teselli etmek, ona müjde vermek ve güven içinde olmasını sağlayacak sebepleri hatırlatmak gerekir.
  • Bu (yaklaşımı), Hatice -radıyallahu anha-'ın üstün faziletinin, isabetli görüşünün, güçlü kişiliğinin ve derin fıkıh anlayışının en büyük delillerinden ve en açık hüccetlerinden biridir. Zira o, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'i vasfederken güzel ahlâkın bütün temel esaslarını ve ana ilkelerini bir araya getirmiştir. Çünkü iyilik ya akrabalara ya da yabancılara yapılır; ya bedenle ya da malla gerçekleştirilir; yahut kendi işini görebilen kimselere veya buna güç yetiremeyenlere yöneliktir. Ayrıca Hatice -radıyallahu anha-, sözünü uzatmanın uygun olduğu bu makamda, maksadı en güzel şekilde ifade edecek biçimde açıklayıcı ve kapsamlı bir üslûp kullanmıştır.
  • Başına önemli bir iş veya sıkıntı gelen kimsenin, kendisine samimiyetle nasihat edeceğine ve isabetli görüş bildireceğine güvendiği bir kimseye durumunu anlatması tavsiye edilir.

Arapça açıklama

أخبرت أم المؤمنين عائشة رضي الله عنها أن أول ما بُدئ به رسول الله صلى الله عليه وسلم من الوحي الرؤيا الصادقة في النوم، فكان لا يرى في منامه رؤيا إلا جاءت واضحة تشبه ضياء الصبح، ثم حُبب إليه الخَلْوَة، وكان يخلو بغار حراء فيتعبد فيه الليالي ذوات العدد قبل أن يرجع إلى أهله، ويصطحب الزاد لذلك، ثم يرجع إلى أم المؤمنين خديجة رضي الله عنها فيتزوّد لمثل عدد الليالي، حتى جاءه الأمر الحق وهو في غار حراء.

فجاءه المَلك جبريل عليه السلام فقال له: اقرأ، قال صلى الله عليه وسلم: ما أُحْسِن القراءة، قال: فأخذني وضمني وعصرني حتى بلغ مني الجهد والمشقة ثم أطلقني، فقال: اقرأ، قلت: ما أحسن القراءة، فأخذني فغطني الثانية حتى بلغ مني الجهد والمشقة ثم أرسلني، فقال: اقرأ، فقلت: ما أحسن القراءة، فأخذني فغطني الثالثة ثم أرسلني، فقال:

{اقْرَأْ بِاسْمِ رَبِّكَ الَّذِي خَلَقَ. خَلَقَ الإِنْسَانَ مِنْ عَلَقٍ. اقْرَأْ وَرَبُّكَ الأَكْرَمُ} [العلق: 1-3].

فرجع صلى الله عليه وسلم بالآيات يرجُف فؤادُه خشية الموت، فدخل على زوجه أم المؤمنين خديجة بنت خويلد رضي الله عنها، فقال:

لُفُّوْنِي بثياب، لفوني بثياب، فلَفُّوه بثياب حتى ذهب عنه الخوف، فقال لخديجة وأخبرها الخبر، وقال:

لقد خفت الموت على نفسي، فقالت خديجة:

كلا، والله ما يخزيك الله أبدًا، إنك لتصل الرحم، وتحمل إلى الضعيف الذي لا يستقل بأمره، وتكسب الفقير المُعْدم؛ حيث تعطي الناس ما لا يجدونه عند غيرك، وتَقْري الضيف، وتعين على نوائب الحق.

فمضت به خديجة حتى أتت به ورقة بن نوفل بن أسد بن عبد العزى، وهو ابن عمها، وكان رجلًا ترك الجاهلية وأصبح نصرانيًا، وكان يكتب من الإنجيل بالعِبْرانية ما شاء الله أن يكتب، وكان شيخًا كبيرًا قد فقد بصره، فقالت له خديجة:

يا ابن عم، اسمع من ابن أخيك، فقال له ورقة: يا ابن أخي، ماذا ترى؟

فأخبره رسول الله صلى الله عليه وسلم خبر ما رأى، فقال له ورقة: هذا جبريل الذي نزّله الله على نبيه موسى عليه السلام، يا ليتني فيها شابًا جذعًا، ليتني أكون حيًا إذ يخرجك قومك، فقال صلى الله عليه وسلم: أومُخْرجِيَّ هم؟!

قال: نعم، لم يأت رجل قط بمثل ما جئت به إلا أوذي وعودي، وإن يدركني يومك أنصرك نصرًا قويًا.

ثم لم يلبث ورقة أن توفي، وتأخَّر الوحي مدة من الزمن.

  • بيان بِدء الوحي إلى النبي صلى الله عليه وسلم.
  • رؤيا النبي صلى الله عليه وسلم من جملة أقسام الوحي.
  • مشروعية اتخاذ الزاد، وأنه لا ينافي التوكل، فقد اتخذه سيد المتوكلين صلى الله عليه وسلم.
  • كمال كرمه سبحانه وتعالى بأنه علَّم عباده ما لم يعلموا، ونقلهم من ظلمة الجهل إلى نور العلم.
  • فضل علم الكتابة؛ لما فيه من المنافع العظيمة التي لا تحصى؛ إذ بها دونت العلوم، وقيدت الحكم، وضبطت أخبار الأولين، وحفظت كتب الله المنزلة، واستقامت أمور الدين والدنيا.
  • أول ما نزل من القرآن {اقْرَأْ بِاسْمِ رَبِّكَ الَّذِي خَلَقَ} [العلق: 1].
  • مكارم الأخلاق، وخصال الخير سبب للسلامة من مصارع السوء، وأنواع المكاره، فمن كَثُر خيره حسنت عاقبته، ورجي له سلامة الدين والدنيا.
  • جواز مدح الإنسان في وجهه لمصلحة.
  • ينبغي تأنيس من حصلت له مخافة وتبشيره، وذكر أسباب السلامة له.
  • أعظم دليل وأبلغ حجة على كمال خديجة رضي الله عنها، وجزالة رأيها، وقوة نفسها، وعظيم فقهها، فقد جمعت في وصفها للنبي صلى الله عليه وسلم جميع أنواع أصول المكارم، وأمهاتها، لأن الإحسان إما إلى الأقارب، وإما إلى الأجانب، وإما بالبدن، وإما بالمال، وإما على من يستقل بأمره، وإما على غيره، وتوسعت قولًا في المقام المناسب للإطناب.
  • من نزل به أمر يستحب أن يُطْلِع من يثق بنصحه وصحة رأيه.

Klasik şerh

İbn Hacer el-Askalânî — Fethu'l-Bârî

قَوْله : ( حَدَّثَنَا يَحْيَى بْن بُكَيْر ) هُوَ يَحْيَى بْن عَبْد اللَّه بْن بُكَيْر نِسْبَة إِلَى جَدّه لِشُهْرَتِهِ بِذَلِكَ , وَهُوَ مِنْ كِبَار حُفَّاظ الْمِصْرِيِّينَ , وَأَثْبَت النَّاس فِي اللَّيْث بْن سَعْد الْفَهْمِيّ فَقِيه الْمِصْرِيِّينَ. وَعُقَيْل بِالضَّمِّ عَلَى التَّصْغِير , وَهُوَ مِنْ أَثْبَت الرُّوَاة عَنْ اِبْن شِهَاب , وَهُوَ أَبُو بَكْر مُحَمَّد بْن مُسْلِم بْن عُبَيْد اللَّه بْن عَبْد اللَّه بْن شِهَاب بْن عَبْد اللَّه بْن الْحَارِث بْن زُهْرَة الْفَقِيه , نُسِبَ إِلَى جَدّ جَدّه لِشُهْرَتِهِ , الزُّهْرِيُّ نُسِبَ إِلَى جَدّه الْأَعْلَى زُهْرَة بْن كِلَاب , وَهُوَ مِنْ رَهْط آمِنَة أُمّ النَّبِيّ صَلَّى اللَّه عَلَيْهِ وَسَلَّمَ , اتَّفَقُوا عَلَى إِتْقَانه وَإِمَامَت…

Devamını oku

Âlimlerin hükümleri

Hüküm, kitabın (Sahîh-i Buhârî) konumundan alınmıştır.

Diğer rivayetler

Sahih Muttefekun aleyh (Buhârî ve Müslim) Sahîh-i Buhârî 4953

مَا أَنَا بِقَارِئٍ ‏"‏‏.‏ قَالَ ‏"‏ فَأَخَذَنِي فَغَطَّنِي حَتَّى بَلَغَ مِنِّي الْجُهْدُ ثُمَّ أَرْسَلَنِي‏.‏ فَقَالَ اقْرَأْ‏.‏ قُلْتُ مَا أَنَا بِقَارِئٍ‏.‏ فَأَخَذَنِي فَغَطَّنِي الثَّانِيِةَ حَتَّى بَلَغَ مِنِّي…

Râvi: Âişe Yalnız Arapça

Sahih Muttefekun aleyh (Buhârî ve Müslim) Sahîh-i Buhârî 4955

أَوَّلُ مَا بُدِئَ بِهِ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم الرُّؤْيَا الصَّالِحَةُ فَجَاءَهُ الْمَلَكُ فَقَالَ ‏‏{‏اقْرَأْ بِاسْمِ رَبِّكَ الَّذِي خَلَقَ * خَلَقَ الإِنْسَانَ مِنْ عَلَقٍ * اقْرَأْ وَرَبُّكَ الأَكْرَمُ‏}‏

Râvi: Âişe Yalnız Arapça

Sahih Muttefekun aleyh (Buhârî ve Müslim) Sahîh-i Buhârî 4956

أَوَّلُ مَا بُدِئَ بِهِ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم الرُّؤْيَا الصَّادِقَةُ جَاءَهُ الْمَلَكُ فَقَالَ ‏‏{‏اقْرَأْ بِاسْمِ رَبِّكَ الَّذِي خَلَقَ * خَلَقَ الإِنْسَانَ مِنْ عَلَقٍ * اقْرَأْ وَرَبُّكَ الأَكْرَمُ *…

Râvi: Âişe Yalnız Arapça

Sahih Muttefekun aleyh (Buhârî ve Müslim) Sahîh-i Buhârî 6982

أَوَّلُ مَا بُدِئَ بِهِ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مِنَ الْوَحْىِ الرُّؤْيَا الصَّادِقَةُ فِي النَّوْمِ، فَكَانَ لاَ يَرَى رُؤْيَا إِلاَّ جَاءَتْ مِثْلَ فَلَقِ الصُّبْحِ، فَكَانَ يَأْتِي حِرَاءً فَيَتَحَنَّثُ…

Râvi: Âişe Yalnız Arapça

Sahih Muttefekun aleyh (Buhârî ve Müslim) Sahîh-i Müslim 160a

أَوَّلُ مَا بُدِئَ بِهِ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مِنَ الْوَحْىِ الرُّؤْيَا الصَّادِقَةَ فِي النَّوْمِ فَكَانَ لاَ يَرَى رُؤْيَا إِلاَّ جَاءَتْ مِثْلَ فَلَقِ الصُّبْحِ ثُمَّ حُبِّبَ إِلَيْهِ الْخَلاَءُ فَكَانَ…

Râvi: Âişe Yalnız Arapça

Hüküm yok Muttefekun aleyh (Buhârî ve Müslim) Müsned 24046

حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ آدَمَ حَدَّثَنَا ابْنُ مُبَارَكٍ عَنْ مَعْمَرٍ وَيُونُسَ عَنِ الزُّهْرِيِّ عَنْ عُرْوَةَ عَنْ عَائِشَةَ قَالَتْ أَوَّلُ مَا بُدِئَ بِهِ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ مِنْ…

Râvi: Âişe Yalnız Arapça

9 rivayetin tümünü gör
Hüküm yok Muttefekun aleyh (Buhârî ve Müslim) Müsned 24681

حَدَّثَنَا حَجَّاجٌ أَخْبَرَنَا لَيْثُ بْنُ سَعْدٍ قَالَ حَدَّثَنِي عُقَيْلُ بْنُ خَالِدٍ قَالَ وَقَالَ مُحَمَّدُ بْنُ مُسْلِمٍ سَمِعْتُ عُرْوَةَ بْنَ الزُّبَيْرِ يَقُولُ قَالَتْ عَائِشَةُ زَوْجُ النَّبِيِّ صَلَّى…

Râvi: Âişe Yalnız Arapça

Hüküm yok Muttefekun aleyh (Buhârî ve Müslim) Müsned 24768

حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ حَدَّثَنَا مَعْمَرٌ عَنِ الزُّهْرِيِّ فَذَكَرَ حَدِيثًا ثُمَّ قَالَ قَالَ الزُّهْرِيُّ فَأَخْبَرَنِي عُرْوَةُ عَنْ عَائِشَةَ أَنَّهَا قَالَتْ أَوَّلُ مَا بُدِئَ بِهِ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى…

Râvi: Âişe Yalnız Arapça

Sahih Muttefekun aleyh (Buhârî ve Müslim) Mişkâtü'l-Mesâbîh 5841

وَعَنْ عَائِشَةَ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهَا قَالَتْ: أَوَّلُ مَا بُدِئَ بِهِ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ مِنَ الْوَحْيِ الرُّؤْيَا الصَّادِقَةُ فِي النَّوْمِ فَكَانَ لَا يَرَى رُؤْيَا إِلَّا جَاءَتْ…

Râvi: Âişe Yalnız Arapça

Ayrıca rivayet edenler… (30)
  • أسباب النزول الواحدي (1)أَوَّلُ مَا بُدِئَ بِهِ رَسُولُ اللَّهِ ﷺ مِنَ الْوَحْيِ الرُّؤْيَا الصَّادِقَةُ فِي النَّوْمِ ، فَكَانَ لَا يَرَى رُؤْيَا إِلَّا جَاءَتْ مِثْلَ فَلَقِ الصُّبْحِ ، ثُمَّ حُبِّبَ إِلَيْهِ الْخَلَاءُ ، فَكَانَ يَأْتِي حِرَاءَ فَيَتَحَنَّثُ فِيهِ ، وَهُوَ التَّعَبُّدُ ، اللَّيَالِيَ ذَوَاتِ الْعَدَدِ ،
  • أسد الغابة (2214)أول ما بدئ به رسول الله صلى الله عليه وسلم من الوحي الرؤيا الصالحة في النوم ، كان لا يرى رؤيا إلا جاءت مثل فلق الصبح . وذكر الحديث ، قال يعني جبريل عليه السلام : اقْرَأْ بِاسْمِ رَبِّكَ الَّذِي خَلَقَ سورة العلق آية 1 فرجع بها رسول الله صلى الله عليه وسلم يرجف فؤاده ، فدخل على خديجة رضي الله عنها فق
  • إثارة الفوائد (204)أَوَّلُ مَا بُدِئَ بِهِ رَسُولُ اللَّهِ ﷺ مِنَ الْوَحْيِ الرِّؤْيَا الصَّادِقَةُ فِي النَّوْمِ ، فَكَانَ لا يَرَى رُؤْيَا إِلا جَاءَتْ مِثْلَ فَلَقِ الصُّبْحِ
  • إثارة الفوائد (205)أَوَّلُ مَا بُدِئَ بِهِ رَسُولُ اللَّهِ ﷺ مِنَ الْوَحْيِ الرُّؤْيَا الصَّالِحَةَ فِي النَّوْمِ ، فَكَانَ لا يَرَى رُؤْيَا إِلا جَاءَتْ مِثْلَ فَلَقِ الصُّبْحِ ، ثُمَّ حُبِّبَ إِلَيْهِ الْخَلاءُ
  • الآحاد والمثاني لابن أبي عاصم (2690)زَمِّلُونِي زَمِّلُونِي ، فَزَمَّلُوهُ حَتَّى ذَهَبَ الرَّوْعُ ، ثُمَ قَالَ : يَا خَدِيجَةُ مَالِي فَأَخْبَرَهَا ، قَالَ : قَدْ خَشِيتُ عَلَيَّ ، فَقَالَتْ لَهُ : كَلا أَبْشِرْ ، فَوَاللَّهِ لا يُخْزِيكَ اللَّهُ إِنَّكَ لَتَصِلُ الرَّحِمَ ، وَتَصْدُقُ الْحَدِيثَ ، وَتَحْمِلُ الْكَلَّ ، وَتَقْرِي الض
  • الأنوار في شمائل النبي المختار (18)أَوَّلُ مَا بُدِئَ بِهِ رَسُولُ اللَّهِ , صَلَّى اللَّهُ تَعَالَى عَلَيْهِ وَسَلَّمَ , مِنَ الْوَحْيِ الرُّؤْيَا الصَّالِحَةُ فِي النَّوْمِ ، وَكَانَ لا يَرَى رُؤْيَا إِلا جَاءَتْ مِثْلَ فَلَقِ الصُّبْحِ ، ثُمَّ حُبِّبَ إِلَيْهِ الْخَلاءُ ، فَكَانَ يَخْلُو بِغَارِ حِرَاءٍ فَيَتَحَنَّثُ فِيهِ وَهُوَ
  • الأوائل لابن أبي عاصم (97)أَوَّلُ مَا بُدِئَ بِهِ رَسُولُ اللَّهِ ﷺ مِنَ الْوَحْيِ الرُّؤْيَا الصَّادِقَةُ
  • الإيمان لابن منده (674)كَانَ أَوَّلُ مَا بُدِئَ بِهِ رَسُولُ اللَّهِ ﷺ مِنَ الْوَحْيِ الرُّؤْيَا الصَّالِحَةَ فِي النَّوْمِ ، فَكَانَ لا يَرَى رُؤْيَا إِلا جَاءَتْ مِثْلَ فَلَقِ الصُّبْحِ ، ثُمَّ حُبِّبَ إِلَيْهِ الْخَلاءُ ، فَكَانَ يَخْلُو بِغَارِ حِرَاءٍ ، فَيَبِيتُ فِيهِ اللَّيَالِيَ أُولاتِ الْعَدَدِ ، قَبْلَ أَنْ يَر
  • الإيمان لابن منده (677)أَوَّلُ مَا بُدِئَ بِهِ رَسُولُ اللَّهِ ﷺ مِنَ الْوَحْيِ الرُّؤْيَا الصَّادِقَةُ فِي الْمَنَامِ ، فَكَانَ لا يَرَى رُؤْيَا إِلا جَاءَتْ مِثْلَ فَلَقِ الصُّبْحِ ، ثُمَّ حُبِّبَ إِلَيْهِ الْخَلاءُ فَكَانَ يَأْتِي حِرَاءَ فَيَتَحَنَّثُ فِيهِ ، وَالتَّحَنُّثُ : التَّعَبُّدُ اللَّيَالِيَ ذَوَاتِ الْعَدَد
  • الإيمان لابن منده (679)أَوَّلُ مَا بُدِئَ بِهِ رَسُولُ اللَّهِ ﷺ مِنَ الْوَحْيِ الرُّؤْيَا الصَّادِقَةُ فِي النَّوْمِ ، كَانَ لا يَرَى رُؤْيَا إِلا جَاءَتْ مِثْلَ فَلَقِ الصُّبْحِ ، ثُمَّ حُبِّبَ إِلَيْهِ الْخَلاءُ ، فَكَانَ يَخْلُو بِغَارِ حِرَاءٍ ، فَيَتَحَنَّثُ فِيهِ وَهُوَ التَّعَبُّدُ اللَّيَالِيَ وَالأَيَّامَ ذَوَات
  • التدوين في أخبار قزوين للرافعي (577)أَوَّلُ مَا بُدِيَ بِرَسُولِ اللَّهِ ﷺ مِنَ الْوَحْيِ الرُّؤْيَا الصَّادِقَةُ فِي النَّوْمِ ، فَكَانَ لا يَرَى رُؤْيَا إِلا جَاءَتْ مِثْلَ فَلَقِ الصُّبْحِ ثُمَّ حُبِّبَ إِلَيْهِ الْخَلاءُ
  • الثقات لابن حبان (8)أَوَّلُ مَا ابْتُدِئَ بِهِ رَسُولُ اللَّهِ ﷺ مِنَ الْوَحْيِ الرُّؤْيَا الصَّادِقَةُ يَرَاهَا فِي النَّوْمِ ، فَكَانَ لا يَرَى رُؤْيَا إِلا جَاءَتْ مِثْلَ فَلَقِ الصُّبْحِ ، ثُمَّ حُبِّبَ إِلَيْهِ الْخَلاءُ ، فَكَانَ يَأْتِي حِرَاءَ فَيَتَحَنَّثُ فِيهِ ، وَهُوَ التَّعَبُّدُ اللَّيَالِيَ ذَوَاتِ الْعَ
  • الذرية الطاهرة النبوية (20)أَوَّلُ مَا بُدِيءَ بِهِ رَسُولُ اللَّهِ ﷺ مِنَ الْوَحْيِ الرُّؤْيَا الصَّادِقَةَ فِي النَّوْمِ فَكَانَ لا يَرَى رُؤْيَا إِلا جَاءَتْ مِثْلُ فَلَقِ الصُّبْحِ ثُمَّ حُبِّبَ إِلَيْهِ الْخَلاءُ فَكَانَ يَخْلُو بِغَارِ حِرَاءٍ يَتَحَنَّثُ فِيهِ وَهُوَ التَّعَبُّدُ اللَّيَالِيَ أُولاتِ الْعَدَدِ قَبْلَ أ
  • السنن الكبرى للبيهقي (16283)أَوَّلَ مَا بُدِئَ بِهِ رَسُولُ اللَّهِ مِنَ الْوَحْيِ الرُّؤْيَا الصَّالِحَةُ فِي النَّوْمِ ، فَكَانَ لا يَرَى رُؤْيَا إِلا جَاءَتْ مِثْلَ فَلَقِ الصُّبْحِ ، ثُمَّ حَبَّبَ اللَّهُ إِلَيْهِ الْخَلاءَ ، فَكَانَ يَخْلُو بِغَارِ حِرَاءٍ فَيَتَحَنَّثُ فِيهِ ، وَهُوَ التَّعَبُّدُ اللَّيَالِيَ أُولاتِ الْ
  • الشريعة للآجري (986)أَوَّلُ مَا بُدِئَ بِهِ رَسُولُ اللَّهِ ﷺ مِنَ الْوَحْيِ الرُّؤْيَا الصَّادِقَةُ فِي النَّوْمِ فَكَانَ لا يَرَى رُؤْيَا إِلا جَاءَتْ مِثْلَ فَلَقِ الصُّبْحِ ، ثُمَّ حُبِّبَ إِلَيْهِ الْخَلاءُ ، فَكَانَ يَأْتِي حِرَاءَ ، فَيَتَحَنَّثُ فِيهِ : وَهُوَ التَّعَبُّدُ اللَّيَالِي ذَوَاتِ الْعَدَدِ وَيَتَزَ
  • الشريعة للآجري (1668)أَوَّلُ مَا بُدِئَ بِهِ رَسُولُ اللَّهِ ﷺ مِنَ الْوَحْيِ الرُّؤْيَا الصَّادِقَةُ فِي النَّوْمِ ، فَكَانَ لا يَرَى رُؤْيَا إِلا جَاءَتْ مِثْلَ فَلَقِ الصُّبْحِ ، ثُمَّ حُبِّبَ إِلَيْهِ الْخَلاءُ ، فَكَانَ يَأْتِي حِرَاءَ ، فَيَتَحَنَّثُ فِيهِ ، وَهُوَ التَّعَبُّدُ اللَّيَالِي ذَوَاتِ الْعَدَدِ ، وَيَ
  • المسند المستخرج على صحيح مسلم لأبي نعيم (333)أَوَّلُ مَا بُدِئَ بِهِ رَسُولُ اللَّهِ مِنَ الْوَحْيِ الرُّؤْيَا الصَّادِقَةُ ، فَكَانَ لا يَكَادُ يَرَى رُؤْيَا إِلا جَاءَتْ مِثْلَ فَلَقِ الصُّبْحِ ، وَحُبِّبَ إِلَيْهِ الْخَلاءُ فَكَانَ يَأْتِي حِرَاءَ فَيَتَحَنَّثُ فِيهِ ، وَالتَّحَنُّثُ : هُوَ التَّعَبُّدُ فِي اللَّيَالِيَ ذَوَاتِ الْعَدَدِ وَ
  • المنتظم في تاريخ الأمم لابن الجوزي (180)مَا أَنَا بِقَارِئٍ قَالَ : فَأَخَذَنِي فَغَطَّنِي حَتَّى بَلَغَ مِنِّي الْجَهْدَ ، ثُمَّ أَرْسَلَنِي فَقَالَ : اقْرَأْ ، فَقُلْتُ : مَا أَنَا بِقَارِئٍ ، فَأَخَذَنِي فَغَطَّنِي الثَّانِيَةَ حَتَّى بَلَغَ مِنِّي الْجَهْدَ ، ثُمَّ أَرْسَلَنِي فَقَالَ : اقْرَأْ فَقُلْتُ : مَا أَنَا بِقَارِئٍ ، فَأَخَذ
  • الوسيط في تفسير القرآن المجيد (1146)أَوَّلُ مَا بُدِئَ بِهِ رَسُولُ اللَّهِ ﷺ مِنَ الْوَحْيِ الرُّؤْيَا الصَّادِقَةُ فِي النَّوْمِ ، فَكَانَ لا يَرَى رُؤْيَا إِلا جَاءَتْ مِثْلَ فَلَقِ الصُّبْحِ ، ثُمَّ حُبِّبَ إِلَيْهِ الْخَلاءُ ، فَكَانَ يَأْتِي حِرَاءَ ، فَيَتَحَنَّثُ فِيهِ وَهُوَ التَّعَبُّدُ اللَّيَالِيَ ذَوَاتِ الْعَدَدِ وَيَتَز
  • تاريخ دمشق لابن عساكر (68269)أَوَمُخْرِجِيَّ هُمْ ؟ قَالَ وَرَقَةُ : نَعَمْ ، لَمْ يَأْتِ رَجُلٌ قَطُّ بِمَا جِئْتَ بِهِ إِلا عُودِيَ ، وَإِنْ لَمْ يُدْرِكْنِي يَوْمُكَ أَنْصُرْكَ نَصْرًا مَوْفُورًا ، ثُمَّ لَنْ يَنْشَبَ وَرَقَةُ أَنْ تُوُفِّيَ .
  • تغليق التعليق لابن حجر (2)أَوَّلُ مَا بُدِئَ بِهِ رَسُولُ اللَّهِ ﷺ ، مِنَ الْوَحْيِ الرُّؤْيَا الصَّادِقَةُ
  • دلائل النبوة لأبي نعيم (161)أَوَّلُ مَا بُدِئَ بِهِ رَسُولُ اللَّهِ ﷺ مِنَ الْوَحْيِ الرُّؤْيَا الصَّادِقَةُ فِي النَّوْمِ ، فَكَانَ لا يَرَى رُؤْيَا إِلا جَاءَتْ مِثْلَ فَلَقِ الصُّبْحِ ، ثُمَّ حُبِّبَ إِلَيْهِ الْخَلاءُ ، فَكَانَ يَأْتِي حِرَاءَ فَيَتَحَنَّثُ فِيهِ ، وَهُوَ التَّعَبُّدُ اللَّيَالِي ذَوَاتِ الْعَدَدِ ، وَيَتَ
  • دلائل النبوة للبيهقي (470)أَوَّلُ مَا بُدِئَ بِهِ رَسُولُ اللَّهِ ﷺ مِنَ الْوَحْيِ الرُّؤْيَا الصَّالِحَةُ فِي النَّوْمِ ، فَكَانَ لا يَرَى رُؤْيَا إِلا جَاءَتْ مِثْلَ فَلَقِ الصُّبْحِ ، ثُمَّ حُبِّبَ إِلَيْهِ الْخَلاءُ ، فَكَانَ يَأْتِي حِرَاءَ فَيَتَحَنَّثُ فِيهِ وَهُوَ التَّعَبُّدُ اللَّيَالِي ذَوَاتَ الْعَدَدِ ، وَيَتَزَ
  • سير أعلام النبلاء الذهبي (1342)أَوَّلُ مَا بُدِئَ بِهِ رَسُولُ اللَّهِ ﷺ مِنَ الْوَحْيِ الرُّؤْيَا الصَّادِقَةُ فِي النَّوْمِ ، فَكَانَ لا يَرَى رُؤْيَا إِلا جَاءَتْ مِثْلَ فَلَقِ الصُّبْحِ
  • شرح أصول اعتقاد أهل السنة والجماعة للالكائي (1156)أَوَّلُ مَا بُدِئَ بِهِ رَسُولُ اللَّهِ ﷺ مِنَ الْوَحْيِ الرُّؤْيَا الصَّادِقَةُ فِي النَّوْمِ ، فَكَانَ لا يَرَى رُؤْيَا إِلا جَاءَتْ بِهِ مِثْلُ فَلَقِ الصُّبْحِ ، ثُمَّ حُبِّبَ إِلَيْهِ وَقَالَ الْحَسَن فِي حَدِيثِهِ : الْخَلاءُ ، فَكَانَ يَأْتِي حِرَاءَ فَيَتَحَنَّثُ فِيهِ وَهُوَ التَّعَبُّدُ ال
  • شرح السنة (3641)أَوَّلُ مَا بُدِئَ بِهِ رَسُولُ اللَّهِ ﷺ مِنَ الْوَحْيِ الرُّؤْيَا الصَّالِحَةُ فِي النَّوْمِ ، وَكَانَ لا يَرَى رُؤْيَا إِلا جَاءَتْ مِثْلَ فَلَقِ الصُّبْحِ ، ثُمَّ حُبِّبَ إِلَيْهِ الْخَلاءُ ، وَكَانَ يَخْلُو بِغَارِ حِرَاءٍ ، فَيَتَحَنَّثُ فِيهِ ، وَهُوَ تَعَبُّدُ اللَّيَالِي ذَوَاتِ عَدَدٍ ، قَ
  • صحيح ابن حبان (33)أَوَّلُ مَا بُدِئَ بِرَسُولِ اللَّهِ صَلَّى الِلَّهِ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ مِنَ الْوَحْيِ الرُّؤْيَا الصَّادِقَةُ يَرَاهَا فِي النَّوْمِ ، فَكَانَ لا يَرَى رُؤْيَا إِلا جَاءَتْ مِثْلَ فَلَقِ الصُّبْحِ ، ثُمَّ حُبِّبَ لَهُ الْخَلاءُ ، فَكَانَ يَأْتِي حِرَاءَ ،فَيَتَحَنَّثُ فِيهِ وَهُوَ التَّعَبُّدُ اللّ
  • مستخرج أبي عوانة (242)مَا أَنَا بِقَارِئٍ ، قَالَ : فَأَخَذَنِي فَغَطَّنِي حَتَّى بَلَغَ مِنِّي الْجَهْدَ ، ثُمَّ أَرْسَلَنِي ، فَقَالَ : اقْرَأْ ، فَقُلْتُ : مَا أَنَا بِقَارِئٍ ، قَالَ : فَأَخَذَنِي فَغَطَّنِي حَتَّى بَلَغَ مِنِّي الْجَهْدَ ، ثُمَّ أَرْسَلَنِي ، فَقَالَ : اقْرَأْ ، فَقُلْتُ : مَا أَنَا بِقَارِئٍ ، فَأَ
  • مصنف عبد الرزاق (9473)أَوَّلُ مَا بُدِئَ بِهِ رَسُولُ اللَّهِ ﷺ مِنَ الْوَحْيِ الرُّؤْيَا الصَّادِقَةُ ، فَكَانَ لا يَرَى رُؤْيَا إِلا جَاءَتْ مِثْلَ فَلَقِ الصُّبْحِ ، ثُمَّ حُبِّبَ إِلَيْهِ الْخَلاءُ ، فَكَانَ يَأْتِي حِرَاءَ ، فَيَتَحَنَّثُ فِيهِ ،- وَهُوَ التَّعَبُّدُ اللَّيَالِي ذَوَاتَ الْعَدَدِ - وَيَتَزَوَّدُ لِذ
  • معالم التنزيل تفسير البغوي (1374)أَوَّلُ مَا بُدِئَ بِهِ رَسُولُ اللَّهِ ﷺ مِنَ الْوَحْيِ الرُّؤْيَا الصَّالِحَةُ فِي النَّوْمِ ، وَكَانَ لا يَرَى رُؤْيَا إِلا جَاءَتْ مِثْلَ فَلَقِ الصُّبْحِ ، ثُمَّ حُبِّبَ إِلَيْهِ الْخَلاءُ ، فَكَانَ يَخْلُو بِغَارِ حِرَاءَ فَيَتَحَنَّثُ فِيهِ ، وَهُوَ التَّعَبُّدُ ، اللَّيَالِي ذَوَاتَ الْعَدَد

Aynı konuda

Geçen âyetler

Konular