İçeriğe geç

Yûsuf Suresi 110. Ayet

سورة يوسف، الآية ١١٠

12:110 13. cüz 25. hizb Mushaf’ta 248. sayfa Mekki sure

12:110 ayetinin metni

حَتَّىٰٓ إِذَا ٱسْتَيْـَٔسَ ٱلرُّسُلُ وَظَنُّوٓا۟ أَنَّهُمْ قَدْ كُذِبُوا۟ جَآءَهُمْ نَصْرُنَا فَنُجِّىَ مَن نَّشَآءُ وَلَا يُرَدُّ بَأْسُنَا عَنِ ٱلْقَوْمِ ٱلْمُجْرِمِينَ ۝١١٠

Okunuşu

ḥattā idhā is'tayasa l-rusulu waẓannū annahum qad kudhibū jāahum naṣrunā fanujjiya man nashāu walā yuraddu basunā ʿani l-qawmi l-muj'rimīna

Meal

Nihayet peygamberler (kendilerini yalanlayanların imanlarından) ümitlerini kesip de yalanlandıklarını düşündükleri sırada, onlara yardımımız geldi de, böylece dilediğimiz kimseler kurtuluşa erdirildi. Azabımız ise suçlular topluluğundan geri çevrilemez.

Başka bir dilde meal
Mahmud Halil el-Husari Sure içinde oku

Yûsuf Suresi’nin 110. ayeti (12:110) Mekki bir surededir; 13. cüzde, Mushaf’ın 248. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 73 kârinin sesinden dinleyin.

Yûsuf Suresi 110. ayeti dinleyin

73 kâriden 79 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.

Tüm sesler (79)

110. ayetin tefsiri

el-Muhtasar

(Kavimlerine) gönderdiğimiz peygamberlerin düşmanlarına mühlet verdik. Onlara istidrâc olması için ( azaplarını arttırmak için kendisine isyan edenlere Allah'ın nimetlerini arttırmasıdır) cezalarını vermekte acele etmiyoruz. Onların helak olması geciktiğinde peygamberler onların helak olmasından ümitlerini kestiler. Kâfirler kendilerine gönderilen resullerin yalancılar için vadettikleri azabın ve Müminlerin kurtulmasının yalan olduğunu zannettiklerinde resullerimize yardımımız geldi. Yalancılar için meydana gelecek helaktan resulleri ve Müminleri kurtardık. Günahkâr topluluğa azabımızı indirdiğimizde bunu onlardan kimse geri çeviremez.

Büyük tefsirler

es-Sa’dî Tefsiri

110. Yüce Allah, şerefli peygamberler gönderdiğini, günahkâr ve aşağılık kavimlerinin de onları yalanladıklarını bize haber vermektedir. Yüce Allah, hakka dönsünler diye onlara mühlet verir. Allah onlara verdiği mühletini o kadar sürdürür ki nihayet peygamberlere olan baskıları en ileri dereceye ulaşır. Peygamberler kesin inançlarının kemaline, Allah’ın vaadine ve tehditlerine olan nihai tasdiklerine rağmen kalplerinden bir tür ümitsizlik hali geçer ve ilim ve tasdikleri zayıflar gibi olur. İşte iş bu noktaya gelince “onlara yardımımız gelmiş ve dilediğimiz kimseler kurtuluşa erdirilmişti.” … Devamını oku

Yûsuf Suresi’nin tamamının tefsiri

Bu ayetlerden çıkarılan faydalar

Yûsuf suresinin 104-111. ayetleriyle ilgilidir (Mushafın 248. sayfası).

  • Davetçi olan kimse kulların kalplerini değiştirme ve itaatlere yöneltme yetkisine sahip değildir. Şüphesiz ki insanların çoğu hidayet ehlinden değildir.
  • Yeryüzünün üzerinde açıkça görülen ve yüce Allah'ın birliğine delalet eden kevnî ayetlerden yüz çevirenler yerilmiştir.
  • {De ki: Bu, benim yolumdur...} ayeti davetin bazı rukünlerini içermektedir. Bu rukünlerden bazıları şunlardır: a) Davetin bir metodu bulunmaktadır: {Allah'a davet ederim}. b) Bu metot ilim üzere olması gerekir: {Basiretle}. c) Davetçi tarafından olması gerekir: {Ben}, {Davet ediyorum}. d) Davet edilenlerin olması gerekir: {Bana uyanlar}.

110. ayetin diğer mealleri

Peygamberler (kavimlerinin iman etmesinden) ümitlerini yitirip, yalanlandıklarını anladıkları bir anda kendilerine yardımımız gelmiştir. Böylece, istediğimizi kurtarırız. Azabımız suçlu milletten geri çevrilemez

Nihayet peygamberler ümitlerini yitirip de kendilerinin yalana çıkarıldıklarını sandıkları sırada onlara yardımımız gelir ve dilediğimiz kimse kurtuluşa erdirilir. (Fakat) suçlular topluluğundan azabımız asla geri çevrilmez.

Nihayet peygamberleri (onların iman etmelerinden) ümit kesecek hale gelince ve kendilerinin yalancı durumuna düştüklerini sanınca, onlara yardımımız geldi, yetişti; dilediklerimiz kurtarıldı. Suçlular topluluğundan bizim azabımız geri çevrilemez.

110. ayet kelime kelime

  1. حَتَّىٰٓ ḥattā hatta
  2. إِذَا idhā ne zaman ki
  3. ٱسْتَيْـَٔسَ is'tayasa umutlarını kestiler ي أ س
  4. ٱلرُّسُلُ l-rusulu elçiler ر س ل
  5. وَظَنُّوٓا۟ waẓannū ve sandılar ظ ن ن
  6. أَنَّهُمْ annahum kendilerinin
  7. قَدْ qad gerçekten
  8. كُذِبُوا۟ kudhibū yalanlandıklarını ك ذ ب
  9. جَآءَهُمْ jāahum onlara geldi ج ي أ
  10. نَصْرُنَا naṣrunā yardımımız ن ص ر
  11. فَنُجِّىَ fanujjiya ve kurtarıldı ن ج و
  12. مَن man kimseler
  13. نَّشَآءُ nashāu dilediğimiz ش ي أ
  14. وَلَا walā asla
  15. يُرَدُّ yuraddu geri çevrilmez ر د د
  16. بَأْسُنَا basunā azabımız ب أ س
  17. عَنِ ʿani topluluğundan
  18. ٱلْقَوْمِ l-qawmi ق و م
  19. ٱلْمُجْرِمِينَ l-muj'rimīna suçlular ج ر م

Bu ayetin geçtiği hadisler

Bu ayet 4 hadiste geçiyor; hadislerin metni Arapçadır.

110. ayetle ilgili ayetler

İbn Kesîr’in bu ayetin tefsirinde andığı ayetler

  • Bakara 2:214

    أَمْ حَسِبْتُمْ أَن تَدْخُلُوا۟ ٱلْجَنَّةَ وَلَمَّا يَأْتِكُم مَّثَلُ ٱلَّذِينَ خَلَوْا۟ مِن قَبْلِكُم مَّسَّتْهُمُ ٱلْبَأْسَآءُ وَٱلضَّرَّآءُ وَزُلْزِلُوا۟ حَتَّىٰ يَقُولَ ٱلرَّسُولُ وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ مَعَهُۥ مَتَىٰ نَصْرُ ٱللَّهِ أَلَآ إِنَّ نَصْرَ ٱللَّهِ قَرِيبٌ

    (Ey Müminler) sizden önce gelenlerin durumu, sizin başınıza gelmeden Cennet'e gireceğinizi mi zannettiniz? Onlara öyle yoksulluk ve sıkıntı geldi ve öyle sarsıldılar ki, hatta Peygamber ve beraberindeki Müminler; "Allah'ın yardımı ne zaman?" dediler. İyi bilin ki Allah’ın yardımı yakındır.

  • Hac 22:46

    أَفَلَمْ يَسِيرُوا۟ فِى ٱلْأَرْضِ فَتَكُونَ لَهُمْ قُلُوبٌ يَعْقِلُونَ بِهَآ أَوْ ءَاذَانٌ يَسْمَعُونَ بِهَا فَإِنَّهَا لَا تَعْمَى ٱلْأَبْصَٰرُ وَلَٰكِن تَعْمَى ٱلْقُلُوبُ ٱلَّتِى فِى ٱلصُّدُورِ

    Acaba onlar kendileri ile akledecekleri kalplerinin, kendileri ile işitecekleri kulaklarının olması için yeryüzünde neden gezip dolaşmazlar? Çünkü gerçekte gözler değil, göğüslerdeki kalpler kör olur.

  • Mü’min 40:50–51

    قَالُوٓا۟ أَوَلَمْ تَكُ تَأْتِيكُمْ رُسُلُكُم بِٱلْبَيِّنَٰتِ قَالُوا۟ بَلَىٰ قَالُوا۟ فَٱدْعُوا۟ وَمَا دُعَٰٓؤُا۟ ٱلْكَٰفِرِينَ إِلَّا فِى ضَلَٰلٍ …

    (Cehennem bekçileri) "Rasulleriniz size apaçık deliller getirmediler mi?” diyecekler. Onlar da: "Evet" diyecekler. (Bunun üzerine) onlar: "Öyleyse (kendiniz) dua edin." derler. Hâlbuki kâfirlerin duası hep boşunadır." …

Daha fazlası

13 Ekim 2026 Salı 2 جمادى الأولى 1448 هـ