Yûnus Suresi’nin 76. ayeti (10:76) Mekki bir surededir; 11. cüzde, Mushaf’ın 217. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 74 kârinin sesinden dinleyin.
Yûnus Suresi 76. ayeti dinleyin
74 kâriden 80 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.
Tüm sesler (80)
76. ayetin tefsiri
el-Muhtasar
Firavun ve onun kavminden olan büyük kimseler geldiklerinde Musa ve Harun -aleyhimesselam-'ın getirdiği dindeki, Musa -aleyhisselam-'ın doğruluğuna delalet eden ayetler için şöyle dediler: "Elbette bu, apaçık bir sihirdir. Bu gerçek değildir."
76. “Katımızdan kendilerine” hakkın en büyük ve en muazzam türü olan, azameti önünde boyunların eğildiği ve bütün mahlukatı nimetleri ile terbiye eden âlemlerin Rabbi Allah nezdinden olan “hak geldiği zaman” Allah tarafından Mûsâ vasıtası ile kendilerine hak geldiğinde onu reddettiler, kabul etmediler ve: “Şüphesiz bu, apaçık bir sihirdir, dediler.” Kahrolasıcalar, haktan yüz çevirmekle ve onu reddetmekle kalmadılar, onu en batıl şey olan sihirle nitelendirdiler. Sihir ise gerçekte bir göz boyamadır. Hatta onlar bununla da yetinmeyip apaçık olan bu hakkı, apaçık ve aşikar bir sihir olarak kabul ettiler. Bundan dolayı Mûsâ onlara şöyle cevap vermişti:
Onlara katımızdan hak gelince, “Mûsâ'ya verilen mucizelerin benzeri niçin buna da verilmedi?” dediler. Onlar daha önce Mûsâ’ya verilen mucizeleri inkâr etmemişler miydi? Onlar: “İki sihirbaz birbirlerine destek oluyor.” dediler. “Doğrusu biz hepsini (inkâr edici) kâfirleriz.” dediler.