akāna lilnnāsi ʿajaban an awḥaynā ilā rajulin min'hum an andhiri l-nāsa wabashiri alladhīna āmanū anna lahum qadama ṣid'qin ʿinda rabbihim qāla l-kāfirūna inna hādhā lasāḥirun mubīnun
Meal
İçlerinden bir adama insanları uyar ve iman edenlere, Rableri katında kendileri için bir doğruluk makamı bulunduğunu müjdele diye vahyetmemiz, insanlar için şaşılacak bir şey mi oldu ki o kâfirler, “Bu elbette apaçık bir sihirbazdır” dediler?
Yûnus Suresi’nin 2. ayeti (10:2) Mekki bir surededir; 11. cüzde, Mushaf’ın 208. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 74 kârinin sesinden dinleyin.
Yûnus Suresi 2. ayeti dinleyin
74 kâriden 80 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.
Tüm sesler (80)
2. ayetin tefsiri
el-Muhtasar
Kendi soylarından bir adama: İnsanları Allah'ın azabı ile uyar diye ona emretmemiz insanları şaşırmaya mı itti ? -Ey Peygamber!- Allah'a iman edenleri kendilerini sevindirecek olan şey ile müjdele! Yaptıkları salih amellere karşılık olarak onlar için Rableri katında yüce makamlar vardır. Kâfirler: "Şüphesiz bu ayetleri getiren adam sihri apaçık olan bir sihirbazdır." dediler.
2. Bununla birlikte onların çoğu yüz çevirmektedir. Zira onlar, bilmeyen kimselerdir. Bu yüzden “İçlerinden bir adama: İnsanları” Allah’ın azabı ile “uyar” Allah’ın intikamından korkut, Allah’ın âyetlerini kendilerine hatırlat! Samimi olarak “iman edenlere de Rableri katında onlar için kadem-i sıdk” yani Rableri nezdinde önceden işlemiş oldukları samimi, doğru ve salih amelleri sebebi ile bol mükâfatlar “olduğunu müjdele! diye vahiy göndermemiz insanlar için şaşılacak bir şey mi?” Kâfirler, bu büyük insandan ve getirdiklerinden hayrete düştüler ve bu hayretleri onları, onu inkar etmeye itti … Devamını oku
Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in peygamberliği ispat edilmiştir. O'nun peygamber olarak gönderilmesi akla uygun bir şeydir, bunda şaşılacak bir durum yoktur.
Göklerin, yerin ve bu ikisindeki varlıkların yaratılması, işlerin düzenlenmesi, zamanın takdir edilip gece ve gündüzün birbirinin ardından gelişi ve bütün bunlar Allah -Subhânehu ve Teâlâ-'nın ilahlığına delalet eden çok büyük delillerdir.
Kıyamet günü şefaat, sadece Allah'ın kendileri için izin verdiği, sözlerinden ve fiillerinden razı olduğu kimseler hakkında olacaktır.
Allah -Azze ve Celle-'nin güneşin hareketlerini ve ayın konaklarını takdir etmesi insanların tarihi, günleri ve yılları ayarlamasına yardımcı olur.
2. ayetin diğer mealleri
İçlerinden bir adama: İnsanları uyar, iman edenlere Rab’leri katında güzel mükâfatların olduğunu müjdele! diye vahyetmemiz insanların tuhafına mı gitti ki, kâfirler: "Bu açıkça bir büyücüdür" dediler?
İçlerinden bir adama: İnsanları uyar ve iman edenlere, Rableri katında onlar için yüksek bir doğruluk makamı olduğunu müjdele, diye vahyetmemiz, insanlar için şaşılacak bir şey mi oldu ki, o kâfirler «Bu elbette apaçık bir sihirbazdır» dediler?
İnsanları (eğri yolun sonundan) korkut, inananlara Rableri nezdindeki yüksek makamları müjdele, diye içlerinden bir adama vahyimizi göndermemiz onlara tuhaf mı geldi? Kâfirler: "Hiç şüphesiz bu besbelli bir sihirbaz." dediler.
Bu, kendilerine apaçık belgelerle peygamberler geldiği halde onların, “Bizi bir beşer mi hidayete ulaştıracak?” demeleri ve bu yüzden küfre saparak yüz çevirmeleri nedeniyledir. Allah hiç bir şeye muhtaç değildir. Allah çok zengindir, hamde layıktır.
Dosdoğru (bir kitap olarak), katından (gelecek) şiddetli bir azapla korkutmak ve salih amellerde bulunan Müminlere güzel bir ecir olduğunu müjde vermek için (indirdi). …