İçeriğe geç

Tevbe Suresi 50. Ayet

سورة التوبة، الآية ٥٠

9:50 10. cüz 20. hizb Mushaf’ta 195. sayfa Medeni sure

9:50 ayetinin metni

إِن تُصِبْكَ حَسَنَةٌ تَسُؤْهُمْ وَإِن تُصِبْكَ مُصِيبَةٌ يَقُولُوا۟ قَدْ أَخَذْنَآ أَمْرَنَا مِن قَبْلُ وَيَتَوَلَّوا۟ وَّهُمْ فَرِحُونَ ۝٥٠

Okunuşu

in tuṣib'ka ḥasanatun tasu'hum wa-in tuṣib'ka muṣībatun yaqūlū qad akhadhnā amranā min qablu wayatawallaw wahum fariḥūna

Meal

Sana bir iyilik gelirse onların fenasına gider. Sana bir musibet gelirse; "Biz önceden işimizi (sağlama) aldık." deyip sevinerek dönüp giderler.

Başka bir dilde meal
Mahmud Halil el-Husari Sure içinde oku

Tevbe Suresi’nin 50. ayeti (9:50) Medeni bir surededir; 10. cüzde, Mushaf’ın 195. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 72 kârinin sesinden dinleyin.

Tevbe Suresi 50. ayeti dinleyin

72 kâriden 78 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.

Tüm sesler (78)

50. ayetin tefsiri

el-Muhtasar

-Ey Resul!- Eğer sana, yardım yahut ganimet gibi seni sevindirecek olan Allah'ın nimetlerinden bir şey erişirse; bu onları üzer. Eğer sana zorluk yahut düşmanın sana karşı galip gelmesi gibi bir musibet erişecek olursa bu münafıklar: "Bizler, kendi nefislerimiz için tedbir almış ve bu Müminlerin yaptığı gibi onlar savaşa çıktığında onlarla birlikte savaşa çıkmayarak kendimizi sağlama almıştık." derler. Sonra münafıklar; Müminlere öldürülme ve esir edilme gibi şeyler isabet ettiğinde mutlu bir şekilde selametle ailelerine dönerler.

Büyük tefsirler

es-Sa’dî Tefsiri

50. Yüce Allah gerçek düşmanların ve dine karşı tam bir nefret besleyenlerin, münafıklar olduğunu beyan ederek şöyle buyurmaktadır: “Eğer sana” ilâhi yardıma mazhar olmak, düşmanlara karşı zafer kazanmak gibi “bir güzellik erişirse bu, onları üzer.” Onları kederlendirir ve hoşlarına gitmez. “Şâyet başına” düşmanın sana karşı zafer kazanması gibi “bir musibet gelirse” seninle birlikte olmamaları sayesinde esenliğe kavuşmalarıyla böbürlenerek: “Biz önceden tedbirimizi almıştık” yani bizler, önceden tedbir aldık ve bizi böyle bir musibete düşmekten kurtaracak işleri yerine getirdik “der ve sevinç içinde dönüp giderler” hem senin başına gelen musibete hem de bu musibette seninle ortak olmamalarına sevinirler. Yüce Allah bu konuda onların kanaatlerini reddederek şöyle buyurmaktadır:

Tevbe Suresi’nin tamamının tefsiri

Bu ayetlerden çıkarılan faydalar

Tevbe suresinin 48-54. ayetleriyle ilgilidir (Mushafın 195. sayfası).

  • Münafıkların sürekli olarak yapageldikleri şey, entrikalar çevirip casusluk yaparak Müslümanların eziyete uğramaları için çaba sarf etmektir.
  • Cihattan geri kalmak; büyük bir fesat, gerçekleşen çok büyük bir fitne, Allah'a ve resulüne isyandır.
  • Ayetlerde Müslümanlara, kendilerine ulaşan musibetlerden dolayı üzülmemeleri öğretilmiştir. Bu; onların güçlerinin gitmemesi ve Allah'ın kendileri için takdir ettiğine razı olmaları ve O'nun rızasını ümit etmeleri içindir. Çünkü Müminler Allah'ın dinine yardım etmeyi istediğine kesin bir şekilde inanmaktadırlar.
  • İmanın zayıflamasının ve takvanın azalmasının alametleri; namazın tembel tembel eda edilmesi ve Allah'ın rızasını ve sevabını talep etmeksizin infakta bulunulmasıdır.

50. ayetin diğer mealleri

Sana bir iyilik gelirse onların fenasına gider. Sana bir musibet gelirse; "Biz tedbirimizi önceden aldık" deyip sevinerek dönüp giderler.

    Eğer sana bir iyilik erişirse, bu onları üzer. Ve eğer başına bir musibet gelirse, «İyi ki biz daha önce tedbirimizi almışız» derler ve böbürlenerek dönüp giderler.

Eğer sana bir iyilik dokunursa fenalarına gider. Eğer sana bir musibet gelirse "Biz zaten tedbirimizi önceden almıştık." derler ve sevine sevine dönüp giderler.

50. ayet kelime kelime

  1. إِن in eğer
  2. تُصِبْكَ tuṣib'ka sana ulaşsa
  3. حَسَنَةٌ ḥasanatun bir iyilik
  4. تَسُؤْهُمْ tasu'hum onların hoşuna gitmez
  5. وَإِن wa-in ve eğer
  6. تُصِبْكَ tuṣib'ka sana ulaşsa
  7. مُصِيبَةٌ muṣībatun bir kötülük
  8. يَقُولُوا۟ yaqūlū derler
  9. قَدْ qad muhakkak
  10. أَخَذْنَآ akhadhnā biz almıştık
  11. أَمْرَنَا amranā tedbirimizi
  12. مِن min önceden
  13. قَبْلُ qablu
  14. وَيَتَوَلَّوا۟ wayatawallaw döner(gider)ler
  15. وَّهُمْ wahum ve onlar
  16. فَرِحُونَ fariḥūna sevinirler

Daha fazlası

11 Ekim 2026 Pazar 30 ربيع الآخر 1448 هـ