İçeriğe geç

Tâhâ Suresi 129. Ayet

سورة طه، الآية ١٢٩

20:129 16. cüz 32. hizb Mushaf’ta 321. sayfa Mekki sure

20:129 ayetinin metni

وَلَوْلَا كَلِمَةٌ سَبَقَتْ مِن رَّبِّكَ لَكَانَ لِزَامًا وَأَجَلٌ مُّسَمًّى ۝١٢٩

Okunuşu

walawlā kalimatun sabaqat min rabbika lakāna lizāman wa-ajalun musamman

Meal

Eğer Rabbinden geçmiş bir söz ve belirlenmiş bir süre/ecel olmasaydı, kuşkusuz (azap) kaçınılmaz olurdu.

Başka bir dilde meal
Mahmud Halil el-Husari Sure içinde oku

Tâhâ Suresi’nin 129. ayeti (20:129) Mekki bir surededir; 16. cüzde, Mushaf’ın 321. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 73 kârinin sesinden dinleyin.

Tâhâ Suresi 129. ayeti dinleyin

73 kâriden 79 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.

Tüm sesler (79)

129. ayetin tefsiri

el-Muhtasar

-Ey Resul!- Hiçbir kimseye hüccet ikame edilmeden azap edilmeyeceğine dair Rabbin tarafından söylenmiş bir söz ve O'nun katında takdir edilen bir ecel olmasaydı onlar azabı hak ettiklerinden dolayı bir an önce azapla cezalandırılırlardı.

Büyük tefsirler

es-Sa’dî Tefsiri

129. Bu buyruklar, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e bir teselli ve yalanlayıp yüz çevirenlerin çabucak helâk edilmesi isteğine karşı sabırlı davranmasına dair bir irşaddır. Şüphesiz onların küfürleri ve yalanlamaları, azabın başlarına gelip çatmasına ve azabın onlardan ayrılmamasına yeterli bir sebeptir. Çünkü Yüce Allah, günahları cezaya sebep kılmıştır. Ceza, günahlardan dolayıdır ve günahlardan ayrı değildir. İşte bunlar da cezanın sebebini yerine getirmiş bulunuyorlar. Fakat bu cezanın onlara gelmesini geciktiren sebep, onlara mühlet verip onları ertelemeyi ve onların helâki için … Devamını oku

Tâhâ Suresi’nin tamamının tefsiri

Bu ayetlerden çıkarılan faydalar

Tâhâ suresinin 126-135. ayetleriyle ilgilidir (Mushafın 321. sayfası).

  • Yüz çevirenlerin eziyetlerine tahammül etmeye yardımcı olan sebeplerden birisi de, faziletli olan vakitleri Allah'a hamt edip tespih ederek değerlendirmektir.
  • Eğer kişi nefsinin dünya zevkine tamah ettiğini ve yöneldiğini görürse, devamlı olan ahiret nimetleri ile geçici dünya zevklerini birbiri ile mukayese etmesi gerekir.
  • Kulun namazı hakkıyla ikame etmesi gerekir. Başına bir iş gelirse namaz kılar, ailesine namaz kılmayı emreder. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'i örnek alarak onlara (namazı emredip, bu ibadeti yerine getirmede) sabreder.
  • Takva ehli için güzel ve övülen son cennettir.

129. ayetin diğer mealleri

Eğer Rabbinden geçmiş bir söz ve belirlenmiş bir süre/ecel olmasaydı, kuşkusuz (azab) kaçınılmaz olurdu.

Eğer Rabbinden, daha önce sâdır olmuş bir söz ve tayin edilmiş bir vâde olmasaydı, (ceza onlar için de dünya da) kaçınılmaz olurdu.

Eğer Rabbinin verdiği bir hüküm ve tayin ettiği bir süre olmasaydı, hemen azaba uğrarlardı.

129. ayet kelime kelime

  1. وَلَوْلَا walawlā eğer olmasaydı
  2. كَلِمَةٌ kalimatun söylenmiş bir söz
  3. سَبَقَتْ sabaqat daha önce
  4. مِن min tarafından
  5. رَّبِّكَ rabbika Rabbin
  6. لَكَانَ lakāna şüphesiz olurdu
  7. لِزَامًا lizāman (azap) gerekli
  8. وَأَجَلٌ wa-ajalun ve bir süre
  9. مُّسَمًّى musamman belirtilmiş

129. ayetle ilgili ayetler

Lafzen benzer ayetler

Bu ayetle ortak bir ifadeyi paylaşırlar: ezberlerken birbirinden ayırt etmeye yarar.

  • Yûnus 10:19

    وَمَا كَانَ ٱلنَّاسُ إِلَّآ أُمَّةً وَٰحِدَةً فَٱخْتَلَفُوا۟ وَلَوْلَا كَلِمَةٌ سَبَقَتْ مِن رَّبِّكَ لَقُضِىَ بَيْنَهُمْ فِيمَا فِيهِ يَخْتَلِفُونَ

    İnsanlar, aslında, tek bir ümmet idiler. Fakat sonradan ayrılığa düştüler. Eğer Rabbin tarafından önceden verilmiş bir söz olmasaydı, aralarında ayrılığa düştükleri şeyde hüküm verilirdi.

  • Hûd 11:110

    وَلَقَدْ ءَاتَيْنَا مُوسَى ٱلْكِتَٰبَ فَٱخْتُلِفَ فِيهِ وَلَوْلَا كَلِمَةٌ سَبَقَتْ مِن رَّبِّكَ لَقُضِىَ بَيْنَهُمْ وَإِنَّهُمْ لَفِى شَكٍّ مِّنْهُ مُرِيبٍ

    Andolsun Biz Mûsâ’ya o Kitabı verdik de hakkında ayrılığa düşüldü. Daha önce Rabbin tarafından verilmiş bir söz olmasaydı, aralarında (azabın gelmesi için) hükmedilmiş olurdu. Onlar, hâlâ bundan şek ve şüphe içindedirler.

  • Fussilet 41:45

    وَلَقَدْ ءَاتَيْنَا مُوسَى ٱلْكِتَٰبَ فَٱخْتُلِفَ فِيهِ وَلَوْلَا كَلِمَةٌ سَبَقَتْ مِن رَّبِّكَ لَقُضِىَ بَيْنَهُمْ وَإِنَّهُمْ لَفِى شَكٍّ مِّنْهُ مُرِيبٍ

    Andolsun biz Mûsâ’ya o kitabı verdik de, hakkında ayrılığa düşüldü. Daha önce Rabbin tarafından verilmiş bir söz olmasaydı, aralarında hüküm verilmiş olurdu. Onlar, hâlâ bundan şek ve şüphe içindedirler.

  • Şûrâ 42:14

    وَمَا تَفَرَّقُوٓا۟ إِلَّا مِنۢ بَعْدِ مَا جَآءَهُمُ ٱلْعِلْمُ بَغْيًۢا بَيْنَهُمْ وَلَوْلَا كَلِمَةٌ سَبَقَتْ مِن رَّبِّكَ إِلَىٰٓ أَجَلٍ مُّسَمًّى لَّقُضِىَ بَيْنَهُمْ وَإِنَّ ٱلَّذِينَ أُورِثُوا۟ ٱلْكِتَٰبَ مِنۢ بَعْدِهِمْ لَفِى شَكٍّ مِّنْهُ مُرِيبٍ

    Onlar kendilerine ilim geldikten sonra, sadece aralarındaki düşmanlık yüzünden ayrılığa düştüler. Eğer Rabbinden belirlenmiş bir süreye kadar bir söz geçmiş olmasaydı, derhal aralarında hüküm verilmiş olurdu. Onların ardından kitaba mirasçı olanlar da elbette ondan bir şüphe ve tereddüt içindedirler.

Tâhâ Suresi’nin tüm benzer ayetleri

Daha fazlası

12 Ekim 2026 Pazartesi 1 جمادى الأولى 1448 هـ