Tâhâ Suresi’nin 115. ayeti (20:115) Mekki bir surededir; 16. cüzde, Mushaf’ın 320. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 73 kârinin sesinden dinleyin.
Tâhâ Suresi 115. ayeti dinleyin
73 kâriden 79 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.
Tüm sesler (79)
115. ayetin tefsiri
el-Muhtasar
Ant olsun, biz daha önce de Âdem'e ağaçtan yememesini emretmiş ve onu yasaklamıştık. Bunun neticesini ona beyan ettik. Bu vasiyeti (emri) unutup o ağaçtan yedi. Bu hükme sabretmedi. Emrettiğimizi koruma hususunda onu kesin kararlı bulmadık.
115. Yani andolsun biz, Âdem’e yerine getirsin diye bir emir verdik ve tavsiyede bulunduk. O da bu tavsiye ve emre bağlı kaldı, ona kulak verip itaat etti. Onu gereği gibi yerine getirmeye de azmetti. Bununla birlikte kendisine verilen o emri unuttu, böylece o sağlam kararlılığı bozulmuş oldu. O nedenle de başına gelenler geldi. Böylelikle o, soyundan gelecekler için bir ibret oldu. Soyundan geleceklerin tabiatı da Âdem’in tabiatına benzemiş oldu. Âdem unuttu, onun zürriyeti de unuttu. Âdem yanılıp hata işledi, onun zürriyeti de hata işler oldu. O, verdiği kesin kararında sebat gösteremedi … Devamını oku
İlim talep ederken edep ve ahlaklı olunmalıdır. İlgili ilmi yazdıran ya da öğreten hoca, konu bütünlüğü çerçevesinde sözünü devam ettirdiği sürece öğrenci acele etmeden sabır göstermelidir.
Âdem unutkan oldu, ardında zürriyeti de unutkan oldular. Kararlı bir şekilde sebat etmedi, zürriyeti de aynı şekilde sebatkar olamadı. Gecikmeden hemen tövbe etti ve Yüce Allah da onu bağışladı. Kim atası Âdem'e benzeyip, onun gibi hatasından hemen dönerse zulmedenlerden olmaz.
Tövbenin fazileti beyan edilmiştir. Zira Âdem -aleyhisselam- tövbe ettikten sonra öncesine göre daha iyi oldu.
Dünya hayatında, berzah aleminde ve ahiret yurdunda sıkıntılı yaşantı küfür ve dalalet ehli içindir.
115. ayetin diğer mealleri
Daha önceleri biz, Adem’e ahit/emir vermiştik. Fakat onu unuttu. Onu azimli de bulmadık.
Andolsun biz, daha önce de Adem'e ahit (emir ve vahiy) vermiştik. Ne var ki o, (ahdi) unuttu. Onda azim de bulmadık.
Doğrusu bundan önce Âdem'e (bu ağaçtan yeme diye) emrettik, fakat unuttu ve biz onda bir azim (bir kararlılık) bulmadık.