İçeriğe geç

Tâhâ Suresi 109. Ayet

سورة طه، الآية ١٠٩

20:109 16. cüz 32. hizb Mushaf’ta 319. sayfa Mekki sure

20:109 ayetinin metni

يَوْمَئِذٍ لَّا تَنفَعُ ٱلشَّفَٰعَةُ إِلَّا مَنْ أَذِنَ لَهُ ٱلرَّحْمَٰنُ وَرَضِىَ لَهُۥ قَوْلًا ۝١٠٩

Okunuşu

yawma-idhin lā tanfaʿu l-shafāʿatu illā man adhina lahu l-raḥmānu waraḍiya lahu qawlan

Meal

O gün, Rahman’ın izin verdiği ve sözünden razı olduğu kimselerden başkasına şefaat fayda vermez.

Başka bir dilde meal
Mahmud Halil el-Husari Sure içinde oku

Tâhâ Suresi’nin 109. ayeti (20:109) Mekki bir surededir; 16. cüzde, Mushaf’ın 319. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 73 kârinin sesinden dinleyin.

Tâhâ Suresi 109. ayeti dinleyin

73 kâriden 79 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.

Tüm sesler (79)

109. ayetin tefsiri

el-Muhtasar

O azametli günde şefaat eden hiçbir kimsenin şefaati fayda vermez. Ancak Yüce Allah'ın şefaat izni verdiği şefaatçi ve şefaatte sözünden razı olduğu kimse bundan müstesnadır.

Büyük tefsirler

es-Sa’dî Tefsiri 108–110. ayetler

108. “O gün hepsi, davetçinin çağrısına hiçbir tarafa sapmadan uyarlar.” Bu, kabirlerinden diriltilip kalkacakları vakit olacaktır. Davetçi onları mahşere gelmeye ve hesapların görüleceği o yerde toplanmaya çağıracak, onlar da ona doğru gidecek ve başka yere bakmayacak, sağa sola sapmayacaklar. Zira davetçinin davetinin herhangi bir eğriliği, sapması olmayacaktır. Onun daveti, bütün insanlar için hak ve doğru olacaktır. Hepsi onun çağrısını işitecekler ve o, onların hepsine seslenecektir. O yüzden Rahmân’ın heybetinden sesleri kısılmış olarak kıyamet gününde duracakları yere gelecek ve hazır … Devamını oku

Tâhâ Suresi’nin tamamının tefsiri

Bu ayetlerden çıkarılan faydalar

Tâhâ suresinin 99-113. ayetleriyle ilgilidir (Mushafın 319. sayfası).

  • Azametli Kur'an'ın tamamı fert, topluluk ve ümmetler için öğüt ve hatırlatma, insanlık için övünç ve şeref kaynağıdır.
  • Şefaat ancak Rahman'ın izin verdiği ve şefaatte sözünden razı olduğu kimseler içindir.
  • Kur'an; aklın ve fıtratın kemaline ve güzelliğine şahitlik eden en güzel hükümleri içermektedir.
  • Kur'an ile amel etme adabından biri de; onu kabul ederek, teslim olmak ve tazim etmek, dosdoğru yolda onun nuru ile ilerlemek, öğretip ve öğrenerek ona özen göstermektir.
  • Kıyamet gününde mücrimler, vakitlerinin bir çoğunu zayi ettikleri, umursamadan ve ihmal ederek geçirdikleri, faydalarına olacak şeyden yüz çevirdikleri ve zararlarına olan şeylere yöneldikleri için pişman olacaklardır.

109. ayetin diğer mealleri

O gün, Rahman’ın izin verdiği ve sözünden razı olduğu kimselerden başkasına şefaat fayda vermez.

O gün, Rahmân'ın izin verdiği ve sözünden hoşlandığından başkasının şefaati fayda vermez.

O gün, Rahmân'ın kendisine izin verdiği ve sözünden hoşnud olduğu kimselerden başkasının şefaatı fayda vermez.

109. ayet kelime kelime

  1. يَوْمَئِذٍ yawma-idhin o gün
  2. لَّا lā yoktur
  3. تَنفَعُ tanfaʿu faydası
  4. ٱلشَّفَٰعَةُ l-shafāʿatu şefa'atinin
  5. إِلَّا illā başkasının
  6. مَنْ man kimseden
  7. أَذِنَ adhina izin verdiği
  8. لَهُ lahu kendisine
  9. ٱلرَّحْمَٰنُ l-raḥmānu Rahman'ın
  10. وَرَضِىَ waraḍiya ve hoşlandığı
  11. لَهُۥ lahu onun
  12. قَوْلًا qawlan sözünden

109. ayetle ilgili ayetler

İbn Kesîr’in bu ayetin tefsirinde andığı ayetler

  • Hûd 11:105

    يَوْمَ يَأْتِ لَا تَكَلَّمُ نَفْسٌ إِلَّا بِإِذْنِهِۦ فَمِنْهُمْ شَقِىٌّ وَسَعِيدٌ

    O gün geldiği zaman Allah’ın izni olmadan hiçbir kimse konuşamaz. Onlardan kimisi bedbaht, kimisi bahtiyardır.

  • Bakara 2:255

    ٱللَّهُ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ ٱلْحَىُّ ٱلْقَيُّومُ لَا تَأْخُذُهُۥ سِنَةٌ وَلَا نَوْمٌ لَّهُۥ مَا فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِى ٱلْأَرْضِ مَن ذَا ٱلَّذِى يَشْفَعُ عِندَهُۥٓ إِلَّا بِإِذْنِهِۦ يَعْلَمُ مَا بَيْنَ أَيْدِيهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْ وَلَا يُحِيطُونَ بِشَىْءٍ مِّنْ عِلْمِهِۦٓ إِلَّا بِمَا شَآءَ وَسِعَ كُرْسِيُّهُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ وَلَا يَـُٔودُهُۥ حِفْظُهُمَا وَهُوَ ٱلْعَلِىُّ ٱلْعَظِيمُ

    Allah; O'ndan başka hakkıyla ibadete layık hiçbir hak ilâh olmayandır; Hayy'dır (diridir); Kayyûm'dur. (kendi zâtiyle kâimdir.) O'nu ne bir uyuklama, ne de bir uyku tutar. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O'nundur. İzni olmadan, O'nun yanında kim şefaat edebilir? Onların önünde ve arkasında olan her şeyi bilir. Onlar ise, O'nun dilediği kadarından başka ilminden hiçbir şey kavrayamazlar. O'nun Kürsü'sü gökleri ve yeri kaplamıştır. Onların her ikisini de görüp gözetmek O'na ağır gelmez. O, çok yücedir, çok büyüktür.

  • Necm 53:26

    وَكَم مِّن مَّلَكٍ فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ لَا تُغْنِى شَفَٰعَتُهُمْ شَيْـًٔا إِلَّا مِنۢ بَعْدِ أَن يَأْذَنَ ٱللَّهُ لِمَن يَشَآءُ وَيَرْضَىٰٓ

    Göklerde nice melekler vardır ki, Allah dilediği ve razı olduğu kimseler için izin vermedikçe onların şefaatı hiçbir fayda vermez.

  • Sebe’ 34:23

    وَلَا تَنفَعُ ٱلشَّفَٰعَةُ عِندَهُۥٓ إِلَّا لِمَنْ أَذِنَ لَهُۥ حَتَّىٰٓ إِذَا فُزِّعَ عَن قُلُوبِهِمْ قَالُوا۟ مَاذَا قَالَ رَبُّكُمْ قَالُوا۟ ٱلْحَقَّ وَهُوَ ٱلْعَلِىُّ ٱلْكَبِيرُ

    Allah’ın huzurunda, kendisinin izin verdiği kimselerden başkasının şefaati fayda vermez. Nihayet onların yüreklerinden korku giderilince: "Rabbiniz ne buyurdu?" derler. Onlar da: "Hak olanı buyurdu." derler. O; yüksektir/yücedir, büyüktür.

  • Nebe 78:38

    يَوْمَ يَقُومُ ٱلرُّوحُ وَٱلْمَلَٰٓئِكَةُ صَفًّا لَّا يَتَكَلَّمُونَ إِلَّا مَنْ أَذِنَ لَهُ ٱلرَّحْمَٰنُ وَقَالَ صَوَابًا

    Ruh'un ve meleklerin sıra sıra duracakları gün; Rahman'ın kendilerine izin verdikleri dışındakiler konuşamazlar. Onlar da doğruyu söylerler.

Bu ayetteki Allah’ın ismi

Daha fazlası

12 Ekim 2026 Pazartesi 1 جمادى الأولى 1448 هـ