Şûrâ Suresi’nin 19. ayeti (42:19) Mekki bir surededir; 25. cüzde, Mushaf’ın 485. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 74 kârinin sesinden dinleyin.
Şûrâ Suresi 19. ayeti dinleyin
74 kâriden 80 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.
Tüm sesler (80)
19. ayetin tefsiri
el-Muhtasar
Yüce Allah, kullarına karşı çok lütufkârdır. Dilediğini rızıklandırır ve ona rızkını genişletir, lütfu ve hikmeti gereği dilediğinin de rızkını daraltır. O hiçbir kimsenin mağlup edemeyeceği çok kuvvetli ve güçlü olandır. Düşmanlarından intikam alan Azîz, güçlü ve kudretli olandır.
19. Yüce Allah, “kullarına karşı çok lütufkâr” olduğunu haber vermektedir. Tâ ki O’nu tanısınlar, O’nu sevsinler, O’nun lütuf ve kereminden yararlansınlar. Yüce Allah’ın sıfatlarından birisi olarak lütfun anlamı şudur: O, kalpleri ve gizlilikleri bilir. Kullarına özellikle de mü’minlere bilmedikleri ve ummadıkları yerlerden kendileri için hayırlı şeyleri ulaştırır. Yüce Allah’ın mü’min kuluna lütuflarından birisi de onun fıtratında mevcut olup kendisinin hatırına dahi getirmediği bir yolla onu hayra iletmesidir. O bu yolla hakkı sever, ona bağlanır. Yüce Allah’ın şerefli melekleri … Devamını oku
Mümin kimsenin; kıyamet gününün dehşetinden korkması, onun için hazırlanmasına yardımcı olur.
Yüce Allah kullarına karşı lütuf sahibidir. Zira kul için geniş rızık hayırlı ise ona rızkını genişletir, rızkının az olması hayırlı ise ona rızkı daraltır.
Dünyayı ahirete tercih etmenin tehlikesi beyan edilmiştir.
19. ayetin diğer mealleri
Allah, kullarına karşı çok lütufkardır. Dilediğini rızıklandırır. Çok kuvvetli ve güçlü olan O’dur.
Allah kullarına lütufkârdır, dilediğini rızıklandırır. O kuvvetlidir, güçlüdür.
Allah kullarına çok lütufkârdır. Dilediğine rızık verir. O çok kuvvetlidir, çok güçlüdür.
Yaratmayı ilk başlatan, sonra onu yeniden gerçekleştirecek olan O'dur. Bu, O’na göre (ilk yaratmadan) daha kolaydır. Göklerde ve yerde en yüce ve eşsiz sıfatlar O’nundur. O; Azîzdir, Hakîmdir.
Yeryüzünde hiçbir canlı yoktur ki, rızkı Allah’a ait olmasın. Her birinin (dünyada) duracakları yeri de, (öldükten sonra) emaneten konulacakları yeri de O bilir. Bunların hepsi açık bir kitapta (Levh-i Mahfuz’da yazılı)dır.
Kim, çarçabuk olanı/dünyayı isterse, orada dilediğimiz kimseye acele isteğini veririz. Sonra onu Cehennem'e koyarız. O burayı kınanmış ve kovulmuş olarak boylar. …