26:69 ayetinin metni
وَٱتْلُ عَلَيْهِمْ نَبَأَ إِبْرَٰهِيمَ ٦٩
Okunuşu
wa-ut'lu ʿalayhim naba-a ib'rāhīma
Meal
Ey Muhammed! Onlara İbrahim’in haberini de oku.
سورة الشعراء، الآية ٦٩
وَٱتْلُ عَلَيْهِمْ نَبَأَ إِبْرَٰهِيمَ ٦٩
wa-ut'lu ʿalayhim naba-a ib'rāhīma
Ey Muhammed! Onlara İbrahim’in haberini de oku.
Şuarâ Suresi’nin 69. ayeti (26:69) Mekki bir surededir; 19. cüzde, Mushaf’ın 370. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 74 kârinin sesinden dinleyin.
74 kâriden 80 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.
-Ey Resul!- Onlara İbrahim -aleyhisselam-'ın kıssasını oku.
69. Yani Ey Muhammed, insanlara İbrahim el-Halil’in, o üstün ve değerli haberini, özellikle şu hali ile ilgili haberini oku! Yoksa onun aktarılmaya değer pek çok haberi vardır. Ancak ona dair haberlerin en faziletlisi ve en hayret verici olanları, onun risaletini, kavmini davet etmesini, onlara karşı delil getirip yollarının batıl olduğunu ortaya koymasını ihtiva eden şu haberdir. Bundan dolayı bu haberi (“hani” anlamındaki) zaman zarfı ile kayıtlayarak şöyle buyurmaktadır: 70-71. “Hani o babasına ve kavmine: Neye ibadet ediyorsunuz?, demişti. Onlar da” ibadetlerini beğenerek ve böbürlenerek: Ellerimizle yapıp yonttuğumuz “birtakım putlara ibadet ediyoruz ve ve sürekli onlara tapınmaktayız, demişlerdi.” Çoğu vakitlerimizi onlara ibadetlerle geçiriyoruz.
Şuarâ suresinin 61-83. ayetleriyle ilgilidir (Mushafın 370. sayfası).
Onlara İbrahim’in haberini de oku!
(Rasûlüm!) Onlara İbrahim’in haberini de naklet.
(Resulüm!) onlara İbrahim'in kıssasını da naklet.
Bu ayetle ortak bir ifadeyi paylaşırlar: ezberlerken birbirinden ayırt etmeye yarar.
وَٱتْلُ عَلَيْهِمْ نَبَأَ ٱبْنَىْ ءَادَمَ بِٱلْحَقِّ إِذْ قَرَّبَا قُرْبَانًا فَتُقُبِّلَ مِنْ أَحَدِهِمَا وَلَمْ يُتَقَبَّلْ مِنَ ٱلْـَٔاخَرِ قَالَ لَأَقْتُلَنَّكَ قَالَ إِنَّمَا يَتَقَبَّلُ ٱللَّهُ مِنَ ٱلْمُتَّقِينَ
Onlara Âdem’in iki oğlunun haberini anlat. İkisi de birer kurban sunmuşlar, birininki kabul edilmiş; diğerininki edilmemişti. (Kurbanı kabul edilmeyen): Kesinlikle seni öldüreceğim! dedi. Diğeri: Allah, ancak muttakilerden kabul eder. dedi.
وَٱتْلُ عَلَيْهِمْ نَبَأَ ٱلَّذِىٓ ءَاتَيْنَٰهُ ءَايَٰتِنَا فَٱنسَلَخَ مِنْهَا فَأَتْبَعَهُ ٱلشَّيْطَٰنُ فَكَانَ مِنَ ٱلْغَاوِينَ
Sen onlara kendisine ayetlerimizi verdiğimiz halde onlardan sıyrılıp çıkmış, derken Şeytan'ın takibine uğrayan ve sonunda azgınlardan olmuş kimsenin haberini oku!
وَٱتْلُ عَلَيْهِمْ نَبَأَ نُوحٍ إِذْ قَالَ لِقَوْمِهِۦ يَٰقَوْمِ إِن كَانَ كَبُرَ عَلَيْكُم مَّقَامِى وَتَذْكِيرِى بِـَٔايَٰتِ ٱللَّهِ فَعَلَى ٱللَّهِ تَوَكَّلْتُ فَأَجْمِعُوٓا۟ أَمْرَكُمْ وَشُرَكَآءَكُمْ ثُمَّ لَا يَكُنْ أَمْرُكُمْ عَلَيْكُمْ غُمَّةً ثُمَّ ٱقْضُوٓا۟ إِلَىَّ وَلَا تُنظِرُونِ
Onlara Nûh’un haberini oku! Hani kavmine demişti ki: "Ey Kavmim! İçinizde bulunmam ve Allah’ın ayetlerini hatırlatmam eğer size ağır geliyorsa, ben yalnız Allah’a tevekkül ettim. Haydi! Ortak koştuklarınızla gücünüzü birleştirin. Sonrada yapacağınızı gizli kılmayın. Ardından hükmünüzü uygulayın ve bana mühlet de vermeyin."