26:135 ayetinin metni
إِنِّىٓ أَخَافُ عَلَيْكُمْ عَذَابَ يَوْمٍ عَظِيمٍ ١٣٥
Okunuşu
innī akhāfu ʿalaykum ʿadhāba yawmin ʿaẓīmin
Meal
"Gerçekten sizin için büyük bir günün azabından korkarım."
سورة الشعراء، الآية ١٣٥
إِنِّىٓ أَخَافُ عَلَيْكُمْ عَذَابَ يَوْمٍ عَظِيمٍ ١٣٥
innī akhāfu ʿalaykum ʿadhāba yawmin ʿaẓīmin
"Gerçekten sizin için büyük bir günün azabından korkarım."
Şuarâ Suresi’nin 135. ayeti (26:135) Mekki bir surededir; 19. cüzde, Mushaf’ın 372. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 74 kârinin sesinden dinleyin.
74 kâriden 80 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.
-Ey Kavmim!- "Şüphesiz ben sizin için büyük bir günün azabından korkuyorum. Bu gün kıyamet günüdür."
128. “Siz her yüksek yere/yol başına” dağların arasındaki geçiş noktalarında “yüksek birer bina inşa edip boş işlerle mi uğraşıyorsunuz?” Siz, bu işi dininiz ve dünyanız açısından size birtakım faydalar sağlayacak herhangi bir maslahat olmaksızın, boşuna mı yapıyorsunuz? 129. “Ebedi kalacakmışsınız gibi sağlam kaleler/saraylar mi yapıyorsunuz?” Ebedi kalmak maksadıyla mı bu yapıları ediniyorsunuz? Oysa herhangi bir yaralmış için ebedi kalmanın yolu yoktur. 130. “Yakaladığınız zaman” insanları ele geçirdiğiniz vakit “zorbaca mı davranırsınız?” Öldürerek, vurup döverek ve mallarını alarak … Devamını oku
Şuarâ suresinin 112-136. ayetleriyle ilgilidir (Mushafın 372. sayfası).
Ben, sizin için büyük bir günün azabından korkuyorum.
Doğrusu sizin hakkınızda muazzam bir günün azabından endişe ediyorum.
"Cidden ben sizin hakkınızda büyük bir günün azabından korkuyorum."
Bu ayetle ortak bir ifadeyi paylaşırlar: ezberlerken birbirinden ayırt etmeye yarar.
لَقَدْ أَرْسَلْنَا نُوحًا إِلَىٰ قَوْمِهِۦ فَقَالَ يَٰقَوْمِ ٱعْبُدُوا۟ ٱللَّهَ مَا لَكُم مِّنْ إِلَٰهٍ غَيْرُهُۥٓ إِنِّىٓ أَخَافُ عَلَيْكُمْ عَذَابَ يَوْمٍ عَظِيمٍ
Şüphesiz biz Nûh’u kavmine peygamber olarak gönderdik. Kavmine dedi ki: “Ey kavmim! Allah’a ibadet edin. Sizin O'ndan başka bir ilahınız yoktur. Doğrusu ben, sizin için büyük günün azabından korkuyorum."
وَٱذْكُرْ أَخَا عَادٍ إِذْ أَنذَرَ قَوْمَهُۥ بِٱلْأَحْقَافِ وَقَدْ خَلَتِ ٱلنُّذُرُ مِنۢ بَيْنِ يَدَيْهِ وَمِنْ خَلْفِهِۦٓ أَلَّا تَعْبُدُوٓا۟ إِلَّا ٱللَّهَ إِنِّىٓ أَخَافُ عَلَيْكُمْ عَذَابَ يَوْمٍ عَظِيمٍ
Âd kavminin kardeşini (Hûd'u) an! Zira o, kendinden önce ve sonra uyarıcıların da gelip geçtiği Ahkâf bölgesindeki kavmine: "Allah'tan başkasına ibadet etmeyin. Ben sizin büyük bir günün azabına uğramanızdan korkuyorum." demişti.
أَن لَّا تَعْبُدُوٓا۟ إِلَّا ٱللَّهَ إِنِّىٓ أَخَافُ عَلَيْكُمْ عَذَابَ يَوْمٍ أَلِيمٍ
Allah’tan başkasına tapmayın/ibadet etmeyin! Ben, size (gelecek) elem verici bir günün azabından korkuyorum.
وَأَنِ ٱسْتَغْفِرُوا۟ رَبَّكُمْ ثُمَّ تُوبُوٓا۟ إِلَيْهِ يُمَتِّعْكُم مَّتَٰعًا حَسَنًا إِلَىٰٓ أَجَلٍ مُّسَمًّى وَيُؤْتِ كُلَّ ذِى فَضْلٍ فَضْلَهُۥ وَإِن تَوَلَّوْا۟ فَإِنِّىٓ أَخَافُ عَلَيْكُمْ عَذَابَ يَوْمٍ كَبِيرٍ
Rabbinizden mağfiret dileyin, sonra da tevbe ile O'na dönün ki, sizi belli bir süreye kadar güzel bir şekilde geçindirip, yaşatsın ve her fazilet sahibine faziletinin karşılığını versin. Şayet yüz çevirirseniz, şüphesiz ben o zaman sizin hakkınızda o büyük günün azabından korkarım.
وَإِلَىٰ مَدْيَنَ أَخَاهُمْ شُعَيْبًا قَالَ يَٰقَوْمِ ٱعْبُدُوا۟ ٱللَّهَ مَا لَكُم مِّنْ إِلَٰهٍ غَيْرُهُۥ وَلَا تَنقُصُوا۟ ٱلْمِكْيَالَ وَٱلْمِيزَانَ إِنِّىٓ أَرَىٰكُم بِخَيْرٍ وَإِنِّىٓ أَخَافُ عَلَيْكُمْ عَذَابَ يَوْمٍ مُّحِيطٍ
Medyen halkına da kardeşleri Şu’ayb’ı peygamber gönderdik. O, şöyle dedi: “Ey kavmim! Yalnızca Allah’a ibadet edin. Sizin O’ndan başka hiçbir ilâhınız yoktur. Ölçüyü ve tartıyı eksik yapmayın. Ben sizi bolluk içinde görüyorum. Ben sizin adınıza kuşatıcı bir günün azabından korkuyorum.''