37:148 ayetinin metni
فَـَٔامَنُوا۟ فَمَتَّعْنَٰهُمْ إِلَىٰ حِينٍ ١٤٨
Okunuşu
faāmanū famattaʿnāhum ilā ḥīnin
Meal
Sonunda ona iman ettiler. Biz de onları bir süreye kadar yararlandırdık.
سورة الصافات، الآية ١٤٨
فَـَٔامَنُوا۟ فَمَتَّعْنَٰهُمْ إِلَىٰ حِينٍ ١٤٨
faāmanū famattaʿnāhum ilā ḥīnin
Sonunda ona iman ettiler. Biz de onları bir süreye kadar yararlandırdık.
Sâffât Suresi’nin 148. ayeti (37:148) Mekki bir surededir; 23. cüzde, Mushaf’ın 451. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 73 kârinin sesinden dinleyin.
73 kâriden 79 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.
Onun kendilerine getirdiğini tasdik edip iman ettiler. Yüce Allah, onlar hakkında dünya hayatında belirlediği ecelleri sona erinceye kadar onları dünya hayatından faydalandırdı.
147-148. “Biz onu yüzbin” insana “veya” ondan “daha fazlasına gönderdik.” Yani yüzbinden fazla değilseler bile eksik de değillerdi. Onları Yüce Allah’a davet etti. Onlar da “imana geldiler.” Böylelikle onların da iman etmeleri, onun mizanına hasenat olarak yazıldı. Çünkü bu imana onları davet eden oydu. “Biz de onları” azabın sebepleri bulunmakla birlikte Allah, azabını onlardan uzaklaştırmak sureti ile “bir zamana kadar (dünyadan) faydalandırdık.” Yüce Allah, bir başka yerde şöyle buyurmaktadır: “İman edip de imanı kendisine fayda sağlayan bir ülke (halkı) olsaydı ya! Yunus’un kavmi müstesnâ. Onlar iman edince üzerlerinden dünya hayatındaki rüsvaylık azabını kaldırıp giderdik ve onları bir süreye kadar (dünyadan) faydalandırdık.” (Yunus, 10/98)
Sâffât suresinin 127-153. ayetleriyle ilgilidir (Mushafın 451. sayfası).
Ona iman ettiler, biz de onlara bir süreye kadar geçimlik verdik.
Sonunda ona iman ettiler, bunun üzerine biz de onları bir süreye kadar yaşattık.
O zaman ona iman ettiler de biz onları bir zamana kadar yaşattık.
Bu ayet 4 hadiste geçiyor; hadislerin metni Arapçadır.
فَلَوْلَا كَانَتْ قَرْيَةٌ ءَامَنَتْ فَنَفَعَهَآ إِيمَٰنُهَآ إِلَّا قَوْمَ يُونُسَ لَمَّآ ءَامَنُوا۟ كَشَفْنَا عَنْهُمْ عَذَابَ ٱلْخِزْىِ فِى ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا وَمَتَّعْنَٰهُمْ إِلَىٰ حِينٍ
Yûnus’un kavminden başka, keşke (azabı görmeden) iman edip, imanı kendisine fayda veren bir tek memleket halkı olsaydı ya! Onlar iman edince, dünya hayatında onlardan zillet azabını gidermiş ve belirli bir süre daha geçindirmiştik.