İçeriğe geç

Nisâ Suresi 166. Ayet

سورة النساء، الآية ١٦٦

4:166 6. cüz 11. hizb Mushaf’ta 104. sayfa Medeni sure

4:166 ayetinin metni

لَّٰكِنِ ٱللَّهُ يَشْهَدُ بِمَآ أَنزَلَ إِلَيْكَ أَنزَلَهُۥ بِعِلْمِهِۦ وَٱلْمَلَٰٓئِكَةُ يَشْهَدُونَ وَكَفَىٰ بِٱللَّهِ شَهِيدًا ۝١٦٦

Okunuşu

lākini l-lahu yashhadu bimā anzala ilayka anzalahu biʿil'mihi wal-malāikatu yashhadūna wakafā bil-lahi shahīdan

Meal

Lakin, Allah sana indirdiğine şahitlik eder ki, onu kendi ilmi ile indirmiştir. Melekler de şahitlik ederler. Şahit olarak Allah yeter.

Başka bir dilde meal
Mahmud Halil el-Husari Sure içinde oku

Nisâ Suresi’nin 166. ayeti (4:166) Medeni bir surededir; 6. cüzde, Mushaf’ın 104. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 72 kârinin sesinden dinleyin.

Nisâ Suresi 166. ayeti dinleyin

72 kâriden 78 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.

Tüm sesler (78)

166. ayetin tefsiri

el-Muhtasar

-Ey Resul!- Eğer Yahudiler seni inkâr ederlerse, şüphesiz Allah Kur'an'da sana indirdiğiyle eksiksiz ve tam olarak seni tasdik eder. Allah onda kullarının bilmek istediklerini kendisinin sevip razı olduğu, sevmediği ve reddettiği ilmini indirdi. Allah'ın şehadetiyle birlikte senin sadık olduğuna melekler de şahitlik ederler. Şahit olarak Allah yeter. Allah'ın sana olan şahitliği başkasının şahitliği yerine kâfidir.

Büyük tefsirler

es-Sa’dî Tefsiri

166. Daha sonra Yüce Allah, Rasûlü Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’e diğer peygamber kardeşlerine vahiyde bulunduğu gibi vahyettiğini söz konusu ettikten sonra “fakat Allah sana indirdiği ile şahitlik eder ki...” buyruğu ile onun risaletine ve getirdiklerinin doğruluğuna şahitlik ettiğini haber vermektedir. “O bunu kendi ilmi ile indirmiştir.” Bu buyruğun, “Kitabı O’nun ilmini ihtiva edecek şekilde indirmiştir” anlamına gelmesi muhtemeldir. Yani o kitapta Allah’ın kullarına öğretmiş olduğu ve Allah’ın ilminden gelmiş ilâhi bilgiler, şer’i hükümler ve gaybî haberler vardır. Bir diğer … Devamını oku

Nisâ Suresi’nin tamamının tefsiri

Bu ayetlerden çıkarılan faydalar

Nisâ suresinin 163-170. ayetleriyle ilgilidir (Mushafın 104. sayfası).

  • Nuh, İbrahim ve o ikisinin zürriyetinden gelen peygamberlerin, ayrıca adları yalnızca yüce Allah'ın bildiği bir hikmete bağlı olarak zikredilmemiş olan diğer peygamberlerin, peygamber ve resul olarak görevlendirilmesi zikredilmiştir.
  • Allah Teâlâ'nın kelam sıfatının zatına ve celâline layık şekilde ispatı vardır. Kesinlikle Allah Teâlâ peygamberi Musa -aleyhisselam- ile konuşmuştur.
  • Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in hak peygamber olduğu iddiasına Allah Teâlâ ve meleklerinin şahitlik ettikleri açıklanmış ve bunun Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- için bir teselli olduğu ortaya konulmuştur.

166. ayetin diğer mealleri

Lakin, Allah sana indirdiğine şahidlik eder ki, onu kendi ilmi ile indirmiştir. Melekler de şahitlik ederler. Şahit olarak Allah yeter.

Bununla beraber Allah, sana indirdiği Kur'ân'a şâhidlik eder ki, onu bizzat kendi ilmiyle indirmiştir. (Buna) melekler de şâhidlik ederler. Şâhid olarak Allah yeter.

Fakat Allah, sana indirdiğini kendi ilmiyle indirmiş olduğuna şahitlik eder. Melekler de buna şahitlik ederler. Allah'ın şahitliği de kafidir.

166. ayet kelime kelime

  1. لَّٰكِنِ lākini oysa
  2. ٱللَّهُ l-lahu Allah
  3. يَشْهَدُ yashhadu şahidlik eder
  4. بِمَآ bimā ne ki
  5. أَنزَلَ anzala indirdi
  6. إِلَيْكَ ilayka sana
  7. أَنزَلَهُۥ anzalahu indirmiş olduğuna
  8. بِعِلْمِهِۦ biʿil'mihi kendi bilgisiyle
  9. وَٱلْمَلَٰٓئِكَةُ wal-malāikatu ve melekler de
  10. يَشْهَدُونَ yashhadūna şahidlik ederler
  11. وَكَفَىٰ wakafā kafidir
  12. بِٱللَّهِ bil-lahi Allah'ın
  13. شَهِيدًا shahīdan şahidliği

166. ayetle ilgili ayetler

İbn Kesîr’in bu ayetin tefsirinde andığı ayetler

  • Fussilet 41:42

    لَّا يَأْتِيهِ ٱلْبَٰطِلُ مِنۢ بَيْنِ يَدَيْهِ وَلَا مِنْ خَلْفِهِۦ تَنزِيلٌ مِّنْ حَكِيمٍ حَمِيدٍ

    Önünden de, arkasından da batıl ona erişemez. O, hüküm ve hikmet sahibi, övülmeye lâyık olan Allah tarafından indirilmiştir.

  • Bakara 2:255

    ٱللَّهُ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ ٱلْحَىُّ ٱلْقَيُّومُ لَا تَأْخُذُهُۥ سِنَةٌ وَلَا نَوْمٌ لَّهُۥ مَا فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِى ٱلْأَرْضِ مَن ذَا ٱلَّذِى يَشْفَعُ عِندَهُۥٓ إِلَّا بِإِذْنِهِۦ يَعْلَمُ مَا بَيْنَ أَيْدِيهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْ وَلَا يُحِيطُونَ بِشَىْءٍ مِّنْ عِلْمِهِۦٓ إِلَّا بِمَا شَآءَ وَسِعَ كُرْسِيُّهُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ وَلَا يَـُٔودُهُۥ حِفْظُهُمَا وَهُوَ ٱلْعَلِىُّ ٱلْعَظِيمُ

    Allah; O'ndan başka hakkıyla ibadete layık hiçbir hak ilâh olmayandır; Hayy'dır (diridir); Kayyûm'dur. (kendi zâtiyle kâimdir.) O'nu ne bir uyuklama, ne de bir uyku tutar. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O'nundur. İzni olmadan, O'nun yanında kim şefaat edebilir? Onların önünde ve arkasında olan her şeyi bilir. Onlar ise, O'nun dilediği kadarından başka ilminden hiçbir şey kavrayamazlar. O'nun Kürsü'sü gökleri ve yeri kaplamıştır. Onların her ikisini de görüp gözetmek O'na ağır gelmez. O, çok yücedir, çok büyüktür.

  • Tâhâ 20:110

    يَعْلَمُ مَا بَيْنَ أَيْدِيهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْ وَلَا يُحِيطُونَ بِهِۦ عِلْمًا

    Allah; önlerindekini de, arkalarındakini de bilir. Onların hiçbirinin ilmi O'nu kuşatamaz.

  • İbrâhîm 14:8

    وَقَالَ مُوسَىٰٓ إِن تَكْفُرُوٓا۟ أَنتُمْ وَمَن فِى ٱلْأَرْضِ جَمِيعًا فَإِنَّ ٱللَّهَ لَغَنِىٌّ حَمِيدٌ

    Mûsâ, şöyle dedi: "Siz ve yeryüzünde bulunanların hepsi nankörlük etseniz de gerçek şu ki, Allah çok zengindir, övgüye lâyık olandır."

Bu ayetteki Allah’ın ismi

Daha fazlası

12 Ekim 2026 Pazartesi 1 جمادى الأولى 1448 هـ