27:2 ayetinin metni
هُدًى وَبُشْرَىٰ لِلْمُؤْمِنِينَ ٢
Okunuşu
hudan wabush'rā lil'mu'minīna
Meal
Müminler için bir hidayet ve bir müjdedir.
سورة النمل، الآية ٢
هُدًى وَبُشْرَىٰ لِلْمُؤْمِنِينَ ٢
hudan wabush'rā lil'mu'minīna
Müminler için bir hidayet ve bir müjdedir.
Neml Suresi’nin 2. ayeti (27:2) Mekki bir surededir; 19. cüzde, Mushaf’ın 377. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 73 kârinin sesinden dinleyin.
73 kâriden 79 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.
Bu ayetler Allah'a ve resulüne iman edenler için hakka ulaştıran hidayet rehberi, yol gösterici ve bir müjdedir.
2. Bununla birlikte insanlar arasında pek çok kimse, bunlardan gereği gibi yararlanmaz. Bütün inatçılar bu âyetler ile hidâyet ve doğru yolu bulmaz. Bu yolla da bir bakıma bu âyetler hayırsız, salah bulması mümkün olmayan, kalbi saf ve temiz olmayanlara karşı da korunmuş olmaktadır. Bu âyetlerlede şanı Yüce Allah’ın kendilerine imanı nasip ettiği ve bu yolla kalpleri nurlanıp ruhları durulaşan kimseler hidâyet bulur. Bundan dolayı da Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “Müminler için doğru yolu gösteren bir rehber ve müjdedir.” Yani bu âyetler, onları dosdoğru yola ilettiği gibi gitmeleri ya da terk etmeleri gerekeni de onlara gereği gibi açıklar. Bu dosdoğru yola iletilip onu izlemenin karşılığı olan Allah’ın mükâfatını da onlara müjdeler.
Neml suresinin 1-13. ayetleriyle ilgilidir (Mushafın 377. sayfası).
Müminler için hidayet ve müjdedir.
İman eden müminler için bir hidayet rehberi ve bir müjdedir.
İman eden müminler için hidayet rehberi ve müjdeci olmak üzere.
وَلَوْ جَعَلْنَٰهُ قُرْءَانًا أَعْجَمِيًّا لَّقَالُوا۟ لَوْلَا فُصِّلَتْ ءَايَٰتُهُۥٓ ءَا۬عْجَمِىٌّ وَعَرَبِىٌّ قُلْ هُوَ لِلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ هُدًى وَشِفَآءٌ وَٱلَّذِينَ لَا يُؤْمِنُونَ فِىٓ ءَاذَانِهِمْ وَقْرٌ وَهُوَ عَلَيْهِمْ عَمًى أُو۟لَٰٓئِكَ يُنَادَوْنَ مِن مَّكَانٍۭ بَعِيدٍ
Eğer biz onu başka dilde bir Kur’an yapsaydık onlar mutlaka, “Onun âyetleri genişçe açıklanmalı değil miydi? Başka dilde bir kitap ve Arap bir peygamber öyle mi?” derlerdi. De ki: "Bu Kur'an, iman edenler için bir hidayet ve bir şifadır. İman etmeyenlerin kulaklarında bir ağırlık vardır ve o, onlar için bir körlüktür.” İşte onlar (sanki kendilerine) uzak bir yerden seslenilmekte (de duymuyor gibiler).
فَإِنَّمَا يَسَّرْنَٰهُ بِلِسَانِكَ لِتُبَشِّرَ بِهِ ٱلْمُتَّقِينَ وَتُنذِرَ بِهِۦ قَوْمًا لُّدًّا
Muttakileri müjdelemen ve inatçı bir kavmi uyarman için, bu Kur’an’ı senin dilin ile kolaylaştırdık.
وَنُقَلِّبُ أَفْـِٔدَتَهُمْ وَأَبْصَٰرَهُمْ كَمَا لَمْ يُؤْمِنُوا۟ بِهِۦٓ أَوَّلَ مَرَّةٍ وَنَذَرُهُمْ فِى طُغْيَٰنِهِمْ يَعْمَهُونَ
Onların kalplerini ve gözlerini tersine çeviririz de, ilk defa iman etmedikleri gibi yine iman etmezler. Biz de onları azgınlıkları içinde bocalar bir halde bırakırız.