Andolsun ki biz onların, “Kur’an’ı ona bir insan öğretiyor” dediklerini biliyoruz. Kendisine nisbet ettikleri şahsın dili yabancıdır. Bu Kur’an ise gayet açık bir Arapça’dır.
Nahl Suresi’nin 103. ayeti (16:103) Mekki bir surededir; 14. cüzde, Mushaf’ın 279. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 73 kârinin sesinden dinleyin.
Nahl Suresi 103. ayeti dinleyin
73 kâriden 79 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.
Tüm sesler (79)
103. ayetin tefsiri
el-Muhtasar
Bizler müşriklerin şöyle dediklerini biliyoruz: "Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-‘e Kur’an’ı sadece bir insan öğretiyor. Hâlbuki onlar, ortaya attıkları bu iddialarında yalancıdırlar. Arap olmayan birinin öğrettiğini iddia ettikleri lisan, kimin lisanıdır? Bu Kur’an yüksek derecede belagate sahip, açık bir Arapça diliyle inmiştir. Öyleyse nasıl olur da onu Arap olmayan birinden aldığını iddia ederler?
103. Allah, Rasûlünü yalanlayan müşriklerin gerçekle ilgisi olmayan sözlerini şöylece haber vermektedir: “Andolsun ki biz, onların: Ona muhakkak” getirmiş olduğu bu kitabı “bir insan öğretiyor, dediklerini biliyoruz.” Onların işaret ettikleri bu insanın dili ise “yabancıdır. Bu” Kur’an-ı Kerim “ise apaçık bir Arapçadır.” Peki, böyle bir iddianın doğru olması mümkün müdür? Az da olsa doğru olma ihtimali var mıdır? Ancak yalan söyleyen kimse, söylediği yalanın nereye varacağını düşünmeden yalan söyler. Böylece o sözün sadece anlaşılması ile reddedilmesini gerektiren çelişki ve tutarsızlıkları hemen ortaya çıkar.
Kalpte imanın yerleşmesiyle birlikte, (küfre) zorlanan kimsenin, zahiren küfür sözü söylemesine izin verilmiştir.
Dinden dönüp, mürtet olan kimseler Allah’ın gazabını ve azabını hak etmişlerdir. Çünkü onlar, dünya hayatını ahiret hayatına tercih etmişlerdir. Böylece Allah’ın hidayetinden mahrum kaldılar da Allah, onların kalplerini, kulaklarını ve gözlerini mühürledi. Onlar, kıyamet günü kendilerine uygulanacak olan ağır cezalardan gafil olan kimselerdir.
Allah Teâlâ, iman edenleri, fitneye düşürüldükten sonra hicret edenleri ve sabrederek cihat edenleri bağışlamayı ve onlara merhamet etmeyi yazmıştır.
103. ayetin diğer mealleri
Onların, “(Kur'an'ı) O'na ancak bir insan öğretiyor” dediklerini elbette biliyoruz. Kastettikleri kimsenin dili yabancıdır. Kur’an ise apaçık Arapça'dır.
Şüphesiz biz onların: «Kur'an’ı ona ancak bir insan öğretiyor» dediklerini biliyoruz. (Oysa müşriklerin, Muhammed'in kendisinden öğrendiğini iddia edip Kendisine nispet ettikleri şahsın dili yabancıdır. Halbuki bu (Kur'an) apaçık (fasih) bir Arapçadır.
Muhakkak biliyoruz ki kâfirler: "Kur'ân'ı Muhammed'e bir insan öğretiyor" diyorlar. Peygambere öğretiyor zannında bulundukları kimsenin dili yabancıdır. Bu Kur'ân ise apaçık bir Arapçadır.