İçeriğe geç

Muhammed Suresi 4. Ayet

سورة محمد، الآية ٤

47:4 26. cüz 51. hizb Mushaf’ta 507. sayfa Medeni sure

47:4 ayetinin metni

فَإِذَا لَقِيتُمُ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ فَضَرْبَ ٱلرِّقَابِ حَتَّىٰٓ إِذَآ أَثْخَنتُمُوهُمْ فَشُدُّوا۟ ٱلْوَثَاقَ فَإِمَّا مَنًّۢا بَعْدُ وَإِمَّا فِدَآءً حَتَّىٰ تَضَعَ ٱلْحَرْبُ أَوْزَارَهَا ذَٰلِكَ وَلَوْ يَشَآءُ ٱللَّهُ لَٱنتَصَرَ مِنْهُمْ وَلَٰكِن لِّيَبْلُوَا۟ بَعْضَكُم بِبَعْضٍ وَٱلَّذِينَ قُتِلُوا۟ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ فَلَن يُضِلَّ أَعْمَٰلَهُمْ ۝٤

Okunuşu

fa-idhā laqītumu alladhīna kafarū faḍarba l-riqābi ḥattā idhā athkhantumūhum fashuddū l-wathāqa fa-immā mannan baʿdu wa-immā fidāan ḥattā taḍaʿa l-ḥarbu awzārahā dhālika walaw yashāu l-lahu la-intaṣara min'hum walākin liyabluwā baʿḍakum bibaʿḍin wa-alladhīna qutilū fī sabīli l-lahi falan yuḍilla aʿmālahum

Meal

Kâfirlerle, (savaşta) karşılaştığınız zaman boyunlarına vurun! Onları iyice bozguna uğratınca (esirleri) sımsıkı bağlayın. Sonra savaş, yüklerini atıp sona erince de onları ya karşılıksız olarak ya da fidye ile salıverin. İşte böyle! Eğer Allah dileseydi, (iman edenler, kâfirlere karşı savaş yapmadan da) galip gelirdi. Fakat bu, sizi birbirinizle denemek içindir. Allah yolunda öldürülenlerin amellerini Allah asla boşa çıkarmayacaktır.

Başka bir dilde meal
Mahmud Halil el-Husari Sure içinde oku

Muhammed Suresi’nin 4. ayeti (47:4) Medeni bir surededir; 26. cüzde, Mushaf’ın 507. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 74 kârinin sesinden dinleyin.

Muhammed Suresi 4. ayeti dinleyin

74 kâriden 80 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.

Tüm sesler (80)

4. ayetin tefsiri

el-Muhtasar

-Ey Müminler!- Size karşı savaşan kâfirler ile karşılaştığınız zaman kılıçlarınızla onların boyunlarını vurun. Onlardan çoğunu öldürene kadar onlarla savaşmaya devam edin. Böylece onların gücünü iyice kırın. Onlardan pek çok kişiyi öldürdükten sonra onları esir alın. Onları esir aldıktan sonra çıkarınız neyi gerektiriyorsa onlara ona göre davranın. İster onları karşılıksız olarak salıverin, ister bir mal yahut başka bir şey karşılığında fidye ile salıverin. Onlarla savaşmayı ve onları esir almayı kâfirler Müslüman oluncaya yahut sizinle anlaşıncaya kadar devam ettirin. İşte burada zikredilmiş olanlar; Müminlerin kâfirler ile imtihanı, bazı zamanlarda Müslümanların ve bazı zamanlarda da kâfirlerin birbirlerine galip gelmesi Allah'ın hükmüdür. İşte böyle! Eğer Allah dileseydi, iman edenler kâfirlere karşı savaş yapmadan da galip gelirdi. Fakat O; sizi birbiriniz ile imtihan etmek için cihadı meşru kıldı. Böylece O; Müminlerden kim savaşacak kim de savaşmayacak onu imtihan eder. Aynı şekilde kâfiri, Mümin ile imtihan eder. Eğer Mümin öldürülürse cennete girer. Eğer Mümin kimse kâfiri öldürürse bu durumda kâfir cehenneme girer. Allah yolunda öldürülenlerin amellerini Allah Teâlâ asla boşa çıkarmayacaktır.

Büyük tefsirler

es-Sa’dî Tefsiri

4. Yüce Allah, kullarına kendilerinin maslahatına olan ve düşmanlarına karşı zafer kazanmalarını sağlayacak hususları beyan etmek üzere şöyle buyurmaktadır: “İnkâr edenlerle” savaş için “karşılaştığınızda” onlarla samimiyetle savaşın ve bu maksatla “boyunlarını vurun. Onları öldürüp sindirdiğiniz” ve onların güçlerini kırıp şerlerini önlediğinizde onları esir almanın daha uygun olduğunu görecek olursanız; “artık (esirleri) sıkıca bağlayın.” Bu kaçmalarını önlemek için bir tedbirdir. Zira onlar sıkıca bağlandığında Müslümanlar onların savaşmalarından ve şerlerinden yana güvende olurlar … Devamını oku

Muhammed Suresi’nin tamamının tefsiri

Bu ayetlerden çıkarılan faydalar

Muhammed suresinin 1-11. ayetleriyle ilgilidir (Mushafın 507. sayfası).

  • Düşmana boyun eğdirmenin en güzel yolu düşmanı yenmek ve askerlerini öldürüp, etkisiz hale getirerek üstün gelmektir.
  • Karşılıksız olarak salı vermek, fidye almak, öldürmek ve köle edinmek İslam'da kâfir esirlere karşı gösterilecek muamelenin seçeneklerindendir. Bunlardan hangisi maslahatı gerçekleştirmeye daha uygun ise o tercih edilir.
  • Allah yolunda şehit olmanın faziletinin büyüklüğüne vurgu yapılmıştır.
  • Allah'ın Müminlere yardım etmesi; Müminlerin Allah Teâlâ'nın dinine yardım etmesi şartına bağlıdır.

4. ayetin diğer mealleri

Kâfirlerle, (savaşta) karşılaştığınız zaman boyunlarına vurun! Onları iyice bozguna uğratınca, sımsıkı bağlayın. Sonra savaş, yüklerini atıp sona erince de onları ya karşılıksız olarak ya da fidye ile salıverin. İşte böyle, eğer Allah dileseydi, (iman edenler, kâfirlere savaş yapmadan da) galip gelirdi. Fakat bu, sizi birbirinizle denemek içindir. Allah, yolunda öldürülenlerin amelleri asla boşa çıkarmayacaktır.

(Savaşta) inkâr edenlerle karşılaştığınız zaman boyunlarını vurun. Nihayet onlara iyice vurup sindirince bağı sıkıca bağlayın (esir alın). Savaş sona erince de artık ya karşılıksız veya fidye karşılığı salıverin. Durum şu ki, Allah dileseydi, onlardan intikam alırdı. Fakat sizi birbirinizle denemek ister. Allah yolunda öldürülenlere gelince, Allah onların yaptıklarını boşa çıkarmaz.

Savaşta inkâr edenlerle karşılaştığınız zaman hemen boyunlarını vurun. Nihayet onlara üstün geldiğiniz zaman bağı sıkı bağlayıp esir alın. Sonra harp ağırlıklarını atıp, savaş bitince de onları ya karşılıksız olarak, ya da fidye ile salıverin. Allah'ın emri budur. Eğer Allah dileseydi onlardan başka türlü de intikam alırdı. Fakat böyle olması sizi birbirinizle denemek içindir. Allah yolunda öldürülenlere gelince, Allah onların amellerini asla boşa çıkarmaz.

4. ayet kelime kelime

  1. فَإِذَا fa-idhā zaman
  2. لَقِيتُمُ laqītumu karşılaştığınız ل ق ي
  3. ٱلَّذِينَ alladhīna kimselerle
  4. كَفَرُوا۟ kafarū inkar eden(lerle) ك ف ر
  5. فَضَرْبَ faḍarba vurun ض ر ب
  6. ٱلرِّقَابِ l-riqābi boyunlarını ر ق ب
  7. حَتَّىٰٓ ḥattā nihayet
  8. إِذَآ idhā zaman
  9. أَثْخَنتُمُوهُمْ athkhantumūhum onları iyice vurup sindirdiğiniz ث خ ن
  10. فَشُدُّوا۟ fashuddū sıkıca bağlayın ش د د
  11. ٱلْوَثَاقَ l-wathāqa bağı و ث ق
  12. فَإِمَّا fa-immā ister
  13. مَنًّۢا mannan iyilikle (bırakırsınız) م ن ن
  14. بَعْدُ baʿdu ondan sonra ب ع د
  15. وَإِمَّا wa-immā veya
  16. فِدَآءً fidāan fidye alırsınız ف د ي
  17. حَتَّىٰ ḥattā kadar
  18. تَضَعَ taḍaʿa bırakıncaya و ض ع
  19. ٱلْحَرْبُ l-ḥarbu harb ح ر ب
  20. أَوْزَارَهَا awzārahā ağırlıklarını و ز ر
  21. ذَٰلِكَ dhālika işte
  22. وَلَوْ walaw şayet
  23. يَشَآءُ yashāu dileseydi ش ي أ
  24. ٱللَّهُ l-lahu Allah
  25. لَٱنتَصَرَ la-intaṣara öc alırdı ن ص ر
  26. مِنْهُمْ min'hum onlardan
  27. وَلَٰكِن walākin fakat
  28. لِّيَبْلُوَا۟ liyabluwā denemek için ب ل و
  29. بَعْضَكُم baʿḍakum bir kısmınızı ب ع ض
  30. بِبَعْضٍ bibaʿḍin diğeriyle ب ع ض
  31. وَٱلَّذِينَ wa-alladhīna kimselerin
  32. قُتِلُوا۟ qutilū öldürülen(lerin) ق ت ل
  33. فِى fī (Allah) yolunda
  34. سَبِيلِ sabīli س ب ل
  35. ٱللَّهِ l-lahi Allah
  36. فَلَن falan asla
  37. يُضِلَّ yuḍilla zayi etmeyecektir ض ل ل
  38. أَعْمَٰلَهُمْ aʿmālahum yaptıkları işleri ع م ل

Bu ayetin geçtiği hadisler

Bu ayet bir hadiste geçiyor; hadisin metni Arapçadır.

4. ayetle ilgili ayetler

İbn Kesîr’in bu ayetin tefsirinde andığı ayetler

  • Enfâl 8:67–68

    مَا كَانَ لِنَبِىٍّ أَن يَكُونَ لَهُۥٓ أَسْرَىٰ حَتَّىٰ يُثْخِنَ فِى ٱلْأَرْضِ تُرِيدُونَ عَرَضَ ٱلدُّنْيَا وَٱللَّهُ يُرِيدُ ٱلْـَٔاخِرَةَ وَٱللَّهُ عَزِيزٌ حَكِيمٌ …

    Yeryüzünde düşmanı tamamıyla sindirip hâkim duruma gelmedikçe, hiçbir peygambere esir almak yakışmaz. Siz geçici dünya menfaatini istiyorsunuz. Hâlbuki Allah ahireti (kazanmanızı) istiyor. Allah; mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir. …

  • Tevbe 9:5

    فَإِذَا ٱنسَلَخَ ٱلْأَشْهُرُ ٱلْحُرُمُ فَٱقْتُلُوا۟ ٱلْمُشْرِكِينَ حَيْثُ وَجَدتُّمُوهُمْ وَخُذُوهُمْ وَٱحْصُرُوهُمْ وَٱقْعُدُوا۟ لَهُمْ كُلَّ مَرْصَدٍ فَإِن تَابُوا۟ وَأَقَامُوا۟ ٱلصَّلَوٰةَ وَءَاتَوُا۟ ٱلزَّكَوٰةَ فَخَلُّوا۟ سَبِيلَهُمْ إِنَّ ٱللَّهَ غَفُورٌ رَّحِيمٌ

    Haram aylar çıkınca, Allah’a şirk koşanları artık bulduğunuz yerde öldürün, onları yakalayıp hapsedin ve her gözetleme yerine oturup onları gözetleyin. Eğer tevbe ederler, namazı kılıp zekâtı da verirlerse kendilerini serbest bırakın. Şüphesiz Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.

  • Bakara 2:193

    وَقَٰتِلُوهُمْ حَتَّىٰ لَا تَكُونَ فِتْنَةٌ وَيَكُونَ ٱلدِّينُ لِلَّهِ فَإِنِ ٱنتَهَوْا۟ فَلَا عُدْوَٰنَ إِلَّا عَلَى ٱلظَّٰلِمِينَ

    Fitne kalmayıncaya, din/ibadet yalnız Allah'a yapılıncaya kadar, onlarla savaşın. Eğer savaşa son verirlerse zalimlerden başkasına düşmanlık yoktur.

  • Âl-i İmrân 3:142

    أَمْ حَسِبْتُمْ أَن تَدْخُلُوا۟ ٱلْجَنَّةَ وَلَمَّا يَعْلَمِ ٱللَّهُ ٱلَّذِينَ جَٰهَدُوا۟ مِنكُمْ وَيَعْلَمَ ٱلصَّٰبِرِينَ

    Yoksa siz; Allah, içinizden cihad edenleri (sınayıp) ayırt etmeden ve yine sabredenleri (sınayıp) ayırt etmeden Cennet'e gireceğinizi mi sandınız?

  • Tevbe 9:14–15

    قَٰتِلُوهُمْ يُعَذِّبْهُمُ ٱللَّهُ بِأَيْدِيكُمْ وَيُخْزِهِمْ وَيَنصُرْكُمْ عَلَيْهِمْ وَيَشْفِ صُدُورَ قَوْمٍ مُّؤْمِنِينَ …

    Onlarla savaşın ki, Allah sizin ellerinizle onlara azap etsin, rezil etsin ve sizi onların üzerlerine galip kılsın, Mümin toplumun gönüllerine şifa versin. …

  • Yûnus 10:9

    إِنَّ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ يَهْدِيهِمْ رَبُّهُم بِإِيمَٰنِهِمْ تَجْرِى مِن تَحْتِهِمُ ٱلْأَنْهَٰرُ فِى جَنَّٰتِ ٱلنَّعِيمِ

    (Fakat) iman edip salih ameller işleyenlere gelince, Rableri onları imanları sebebiyle hidayete erdirir. Nimetlerle dolu Cennetlerde altlarından ırmaklar akar.

Lafzen benzer ayetler

Bu ayetle ortak bir ifadeyi paylaşırlar: ezberlerken birbirinden ayırt etmeye yarar.

  • Âl-i İmrân 3:169

    وَلَا تَحْسَبَنَّ ٱلَّذِينَ قُتِلُوا۟ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ أَمْوَٰتًۢا بَلْ أَحْيَآءٌ عِندَ رَبِّهِمْ يُرْزَقُونَ

    Allah yolunda öldürülenleri sakın ölüler sanma. Çünkü onlar, Rablerinin katında diridirler ve rızıklandırılırlar.

Muhammed Suresi’nin tüm benzer ayetleri

Daha fazlası

14 Ekim 2026 Çarşamba 3 جمادى الأولى 1448 هـ