İçeriğe geç

Meryem Suresi 37. Ayet

سورة مريم، الآية ٣٧

19:37 16. cüz 31. hizb Mushaf’ta 307. sayfa Mekki sure

19:37 ayetinin metni

فَٱخْتَلَفَ ٱلْأَحْزَابُ مِنۢ بَيْنِهِمْ فَوَيْلٌ لِّلَّذِينَ كَفَرُوا۟ مِن مَّشْهَدِ يَوْمٍ عَظِيمٍ ۝٣٧

Okunuşu

fa-ikh'talafa l-aḥzābu min baynihim fawaylun lilladhīna kafarū min mashhadi yawmin ʿaẓīmin

Meal

Fırkalar, kendi aralarında anlaşmazlığa düştüler. Büyük bir günü görüp yaşayacakları için kâfirlerin vay haline.

Başka bir dilde meal
Mahmud Halil el-Husari Sure içinde oku

Meryem Suresi’nin 37. ayeti (19:37) Mekki bir surededir; 16. cüzde, Mushaf’ın 307. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 72 kârinin sesinden dinleyin.

Meryem Suresi 37. ayeti dinleyin

72 kâriden 78 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.

Tüm sesler (78)

37. ayetin tefsiri

el-Muhtasar

Onlar İsa -aleyhisselam- hakkında ihtilaf ettiler ve kavimleri içinde farklı gruplara ayrıldılar. Bazısı ona iman edip: "O resuldür." dedi. Yahudiler'den oluşan diğer grup da onu inkâr etti. Bazı gruplar da onun hakkında aşırılığa giderek bazısı: "O Allah'tır." dediler. Kimileri ise: "O, Allah'ın oğludur." dediler. Allah Teâlâ bu söylediklerinden uzak ve yücedir. Kıyamet sahnesini, hesabı ve cezayı görecek olmalarına rağmen onun hakkında ihtilafa düşenlerin vay haline.

Büyük tefsirler

es-Sa’dî Tefsiri

37. Yüce Allah hakkında herhangi bir şüphe ve tereddüdün söz konusu olmadığı Meryem oğlu İsa’nın durumunu açıkladıktan sonra yahudi, hristiyan ve diğerlerinden oluşan çeşitli sapık fırkaların, aralarındaki farklılıklar çerçevesinde İsa aleyhisselam hakkında da ihtilâfa düştüklerini haber vermektedir. Bu konuda kimisi aşırıya kaçmıştır, kimisi de oldukça kusurludur. Aralarından kimisi, “O Allah’tır” derken, kimisi “Allah’ın oğludur”, kimisi “Üçün üçüncüsüdür”, demiştir. Kimileri de -yahudiler gibi- İsa’yı peygamber bile kabul etmemiş aksine onun -haşa- bir veled-i zina olduğu iftirasında dahi … Devamını oku

Meryem Suresi’nin tamamının tefsiri

Bu ayetlerden çıkarılan faydalar

Meryem suresinin 26-38. ayetleriyle ilgilidir (Mushafın 307. sayfası).

  • Meryem'e konuşmamasının emredilmesi, bazı zamanlarda susmanın faziletine delalet etmektedir.
  • Konuşmamak üzere adak adamak bizden önceki şeriatlerde caiz kılınmıştır. Ancak bizim şeriatimizde sünnette gelen deliller bunu yasaklamaktadır.
  • Kuran'ı Kerim'in İsa'nın yaratılışı hakkında haber verdikleri kendisi ile ilgili hiçbir şüphe olmayan gerçeğin kendisidir. Bunun dışında söylenenler batıldır ve resuller hakkında söylenmesi uygun değildir.
  • Kâfir kimse dünyada iken, hakka karşı sağır ve kör olur. Ne var ki ahirette azabı gördüğünde gerçeği duyup görecektir. Ancak bu ona hiçbir fayda sağlamayacaktır.

37. ayetin diğer mealleri

Gruplar aralarında ayrılığa düştüler. Vay o şahit olunacak büyük günde kâfirlerin haline!

Sonra gruplar kendi aralarında ayrılığa düştüler. Büyük güne şahit olunduğu zamanda vay o kâfirlerin haline!

Ne var ki, fırkalar (yahudi ve hıristiyanlar) kendi aralarında ihtilafa düştüler. O büyük (dehşetli) günü görecek kâfirlerin vay haline!

37. ayet kelime kelime

  1. فَٱخْتَلَفَ fa-ikh'talafa ayrılığa düştüler خ ل ف
  2. ٱلْأَحْزَابُ l-aḥzābu hizipler ح ز ب
  3. مِنۢ min kendi aralarından
  4. بَيْنِهِمْ baynihim ب ي ن
  5. فَوَيْلٌ fawaylun artık vay haline
  6. لِّلَّذِينَ lilladhīna kimselerin
  7. كَفَرُوا۟ kafarū inkar eden ك ف ر
  8. مِن min ötürü
  9. مَّشْهَدِ mashhadi görmekten ش ه د
  10. يَوْمٍ yawmin bir günü ي و م
  11. عَظِيمٍ ʿaẓīmin büyük ع ظ م

37. ayetle ilgili ayetler

İbn Kesîr’in bu ayetin tefsirinde andığı ayetler

  • Âl-i İmrân 3:21

    إِنَّ ٱلَّذِينَ يَكْفُرُونَ بِـَٔايَٰتِ ٱللَّهِ وَيَقْتُلُونَ ٱلنَّبِيِّـۧنَ بِغَيْرِ حَقٍّ وَيَقْتُلُونَ ٱلَّذِينَ يَأْمُرُونَ بِٱلْقِسْطِ مِنَ ٱلنَّاسِ فَبَشِّرْهُم بِعَذَابٍ أَلِيمٍ

    Allah’ın ayetlerini inkâr edenlere, peygamberleri haksız yere öldürenlere, insanlardan adaleti emredenleri öldürenlere, işte onlara acıklı bir azap müjdesi ver.

  • Hûd 11:102

    وَكَذَٰلِكَ أَخْذُ رَبِّكَ إِذَآ أَخَذَ ٱلْقُرَىٰ وَهِىَ ظَٰلِمَةٌ إِنَّ أَخْذَهُۥٓ أَلِيمٌ شَدِيدٌ

    Zulme sapmış memleketlerin halkını yakaladığında, Rabbinin yakalaması işte böyledir! Şüphesiz O’nun yakalaması can yakıcı ve şiddetlidir.

  • Hac 22:48

    وَكَأَيِّن مِّن قَرْيَةٍ أَمْلَيْتُ لَهَا وَهِىَ ظَالِمَةٌ ثُمَّ أَخَذْتُهَا وَإِلَىَّ ٱلْمَصِيرُ

    Zalim oldukları halde kendilerine mühlet verdiğim nice memleketler vardır. Sonra onları (azap ile) yakaladım, dönüş yalnız banadır.

  • İbrâhîm 14:42

    وَلَا تَحْسَبَنَّ ٱللَّهَ غَٰفِلًا عَمَّا يَعْمَلُ ٱلظَّٰلِمُونَ إِنَّمَا يُؤَخِّرُهُمْ لِيَوْمٍ تَشْخَصُ فِيهِ ٱلْأَبْصَٰرُ

    Sakın, Allah’ı zalimlerin yaptıklarından habersiz sanma! Allah, onları ancak gözlerin dehşetle yerinden fırlayacağı bir güne erteliyor.

Lafzen benzer ayetler

Bu ayetle ortak bir ifadeyi paylaşırlar: ezberlerken birbirinden ayırt etmeye yarar.

  • Zuhruf 43:65

    فَٱخْتَلَفَ ٱلْأَحْزَابُ مِنۢ بَيْنِهِمْ فَوَيْلٌ لِّلَّذِينَ ظَلَمُوا۟ مِنْ عَذَابِ يَوْمٍ أَلِيمٍ

    Fırkalar/gruplar, aralarında (İsa hakkında) anlaşmazlığa düştüler. O acı günün azabına uğrayacak zalimlerin vay haline.

  • Zâriyât 51:60

    فَوَيْلٌ لِّلَّذِينَ كَفَرُوا۟ مِن يَوْمِهِمُ ٱلَّذِى يُوعَدُونَ

    Tehdit olundukları o (azap) günlerinden dolayı vay o kâfir olanlara!

  • Sâd 38:27

    وَمَا خَلَقْنَا ٱلسَّمَآءَ وَٱلْأَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَا بَٰطِلًا ذَٰلِكَ ظَنُّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ فَوَيْلٌ لِّلَّذِينَ كَفَرُوا۟ مِنَ ٱلنَّارِ

    Biz göğü, yeri ve ikisi arasındakileri boş yere yaratmadık. Bu, kâfirlerin zannıdır. Vay o kâfirlerin ateşteki haline!

Meryem Suresi’nin tüm benzer ayetleri

Daha fazlası

15 Ekim 2026 Perşembe 4 جمادى الأولى 1448 هـ