Kehf Suresi’nin 90. ayeti (18:90) Mekki bir surededir; 16. cüzde, Mushaf’ın 303. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 73 kârinin sesinden dinleyin.
Kehf Suresi 90. ayeti dinleyin
73 kâriden 79 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.
Tüm sesler (79)
90. ayetin tefsiri
el-Muhtasar
Sonra yeryüzünde ilerledi ve güneşin doğduğu yere ulaştığında güneşi, kendilerini koruyacak ev ve ağaçların gölgelerinin olmadığı bir kavmin üzerine doğarken buldu.
90. Doğuya ulaşınca bu sefer “onu” yani güneşi “kendileri için güneşe karşı hiçbir örtü/siper yapmadığımız bir kavmin üzerine doğarken gördü.” Yani güneşin, ona karşı kendilerini örtecek bir şeyleri bulunmayan insanlar üzerinde doğduğunu gördü. Bu ise ya son derece ilkel ve uygarlıktan uzak olmalarından ötürü meskenlerinin bulunmaması dolayısıyla yahut da güneşin tam olarak batmayıp devamlı görünmesi dolayısıyla idi. Nitekim Afrika’nın güney doğusunda böyledir. Böylece o, insanların bedenen ulaşmaları şöyle dursunhakkında bilgi sahibi dahi olmadıkları bir yere kadar varmış oldu.
Zülkarneyn, dünyaya sahip olup (dünya) halkına hükmeden Müminlerin hükümdarlarından birisidir. Yüce Allah, ona çok geniş bir mülk vermişti. Ona hikmet, heybet ve faydalı ilim bahşetmişti.
Hükümdar ve yöneticinin ülke ve sınırları muhafaza ederek halkını tehlikelere karşı koruması onun üzerine düşen en önemli görevlerinden birisidir.
İhlaslı ve salih kimseler Allah'ın vechini murat ederek işlerini yerine getirmede hırslı olurlar.
90. ayetin diğer mealleri
Sonunda, güneşin doğduğu yere vardığında onun, güneşe karşı hiçbir örtü (elbise, çatı..) yapmadığımız bir kavmin üzerine doğduğunu gördü.
Nihayet güneşin doğduğu yere ulaşınca, onu öyle bir kavim üzerine doğar buldu ki, onlar için güneşe karşı bir örtü yapmamıştık.
Nihayet güneşin doğduğu yere vardığında, güneşin kendilerini ondan koruyacak bir siper yapmadığımız bir kavim üzerine doğmakta olduğunu gördü.