62. Mûsâ ve beraberindeki genç, iki denizin birleştiği yeri geçtikten bir müddet sonra Mûsâ beraberindeki delikanlıya: “Kuşluk yemeğimizi getir. Bu yolculuğumuzda gerçekten yorgun düştük.” dedi. Yani iki denizin birleştiği yeri geçtikten sonraki yolculuklarından dolayı epey yorulmuşlardı. Yoksa iki denizin birleştiği yere kadar aldıkları yol da gerçekten uzundu ama oraya kadar yorgunluk hissetmemişlerdi. Bu da hem bir mucize hem de Mûsâ’nın, aradığını bulduğuna dair bir alamet idi. Aynı şekilde bu yere ulaşmak için duydukları şevk de yolculuklarını kolaylaştırmış idi. Ama ulaşmaları gereken hedeflerini geçtikleri vakit yorulduklarını hissettiler.
İnsanın yanında hizmetçi olarak çalışan kimsenin kıvrak zekâlı, yerinde ve doğru karar alabilen bir kimse olması tercih edilir. Böylece kişi hizmetçisi sayesinde istediği hedefe ulaşır.
Allah Teâlâ'nın bir kula yardımı, kulun kendisine emredileni yerine getirmesine göre gelir. Yüce Allah'ın emirlerine uygun iş yapan kula başkalarının görmediği şekilde yardım edilir.
Öğretmene karşı edepli olunmalıdır. Talebenin öğretmenine karşı olan hitabı en nazik derecede olmalıdır.
Unutmak azarlamayı gerektirmez, kişi onunla sorumluluk altına girmez ve herhangi bir hüküm ortaya konulmaz.
Fazilet sahibi bir âlim mahir/yetkin olmadığı bir ilmi, kendisinden ilim bakımından çok aşağı derecelerde olsa bile mahir/yetkin olan bir âlimden öğrenir.
İlim ve diğer üstünlükleri Allah Teâlâ'ya isnat edip, onu ikrar etmek ve bunlar için Allah'a şükretmek gerekir.
62. ayetin diğer mealleri
O yeri geçtikleri zaman genç arkadaşına: Kahvaltımızı getir, bu yolculuğumuzda bir hayli yorgun düştük, dedi.
(Buluşma yerlerini) geçip gittiklerinde Musa genç adamına: Kuşluk yemeğimizi getir bize. Hakikaten şu yolculuğumuz yüzünden başımıza (epeyce) sıkıntı geldi, dedi.
İki denizin birleştiği yeri geçtikleri zaman, Musa genç arkadaşına: "Kuşluk yemeğimizi getir. Gerçekten biz bu yolculuğumuzda epey yorulduk" dedi.