İsrâ Suresi’nin 86. ayeti (17:86) Mekki bir surededir; 15. cüzde, Mushaf’ın 290. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 73 kârinin sesinden dinleyin.
İsrâ Suresi 86. ayeti dinleyin
73 kâriden 79 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.
Tüm sesler (79)
86. ayetin tefsiri
el-Muhtasar
-Ey Resul!- Allah'a yemin olsun ki, sana indirdiğimiz vahyi göğüslerden ve yazılı olduğu kitaplardan silip yok etmeyi dileseydik onu ortadan kaldırırdık. Sonra da bu durumda sana yardımcı olacak ve onu tekrar geri döndürecek birini de bulamazdın.
86-87. Allah, Kur’an’ın ve Rasûlüne vahyettiği vahyin hem ona hem de kullarına bir rahmet olduğunu, Rasulünün üzerindeki kayıtsız şartsız en büyük nimetin de bu vahiy olduğunu haber vermektedir. Hiç şüphesiz Allah’ın ona olan bu lütfu, takdir edilemeyecek kadar büyüktür. O halde sana bu Kur’an-ı Kerim’i lütfeden O Yüce Zat, onu senden almaya da kadirdir. Sonra sen, onu sana geri çevirecek bir kimse de bulamazsın, bu hususta Allah nezdinde iltimas edecek birini de bulamazsın. O halde sen, bu Kur’an dolayısıyla sevin. O Kur’an sayesinde gözün aydın olsun. Yalanlayıcıların yalanmaları ve … Devamını oku
Ayetler, kulun Allah'ın kendisini hak üzerine sabit kılmasına aşırı derecede muhtaç olduğu ve Rabbinin kendisini iman üzerine sabit kılması için O'na karşı boyun eğmeyi hiç bırakmaması gerektiği bildirilmiştir.
Hak üstün olduğunda batıl dağılır yok olur. Batıl ancak hak ehlinin tembellik yaptığı zamanlarda ve mekânlarda üstün gelebilir.
Kur'an'ın ihtiva ettiği şifa, genel olarak kalpler için şüphelerden, cehaletten, yozlaşmış görüşlerden, kötü sapmalardan ve kötü maksatlardan arındıran şifadır.
Bu ayetler, bir kimseye soru sorulduğu zaman o sorulan soruda soru sahibi kimse için bir fayda yoksa, doğru olan davranışın o soruya cevap vermemek olduğunun bir delili vardır. Bu kimse soru sahibi kimseye ihtiyaç duyduğu ve ona fayda verecek şeyleri göstermelidir.
86. ayetin diğer mealleri
Andolsun, dileseydik sana vahyettiğimizi elbette giderirdik. Sonra sen kendine, bize karşı bir vekil de bulamazdın.
Hakikaten, biz dilersek sana vahyettiğimizi ortadan kaldırırız; sonra bu durumda sen de bize karşı hiçbir koruyucu bulamazsın.
Yemin olsun ki, dilersek sana vahyettiğimizi ortadan kaldırırız; sonra bize karşı kendine bir vekil (koruyucu) bulamazsın.