İçeriğe geç

İsrâ Suresi 102. Ayet

سورة الإسراء، الآية ١٠٢

17:102 15. cüz 30. hizb Mushaf’ta 292. sayfa Mekki sure

17:102 ayetinin metni

قَالَ لَقَدْ عَلِمْتَ مَآ أَنزَلَ هَٰٓؤُلَآءِ إِلَّا رَبُّ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ بَصَآئِرَ وَإِنِّى لَأَظُنُّكَ يَٰفِرْعَوْنُ مَثْبُورًا ۝١٠٢

Okunuşu

qāla laqad ʿalim'ta mā anzala hāulāi illā rabbu l-samāwāti wal-arḍi baṣāira wa-innī la-aẓunnuka yāfir'ʿawnu mathbūran

Meal

Mûsâ ise, “İyi biliyorsun ki, bunları ancak, göklerin ve yerin Rabbi apaçık deliller olarak indirmiştir. Ey Firavun! Ben de seni kesinlikle helâk olmuş bir kişi olarak görüyorum." demişti.

Başka bir dilde meal
Mahmud Halil el-Husari Sure içinde oku

İsrâ Suresi’nin 102. ayeti (17:102) Mekki bir surededir; 15. cüzde, Mushaf’ın 292. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 73 kârinin sesinden dinleyin.

İsrâ Suresi 102. ayeti dinleyin

73 kâriden 79 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.

Tüm sesler (79)

102. ayetin tefsiri

el-Muhtasar

Musa Firavun'a cevap olarak şöyle dedi: -Ey Firavun!- Sen de muhakkak biliyorsun ki, bu ayetleri kudretine ve resulünün sadık olduğuna delil olarak, göklerin ve yerin Rabbinden başkası indirmemiştir. Fakat sen bunları reddedip yalanladın. -Ey Firavun!- Ben de kesinlikle senin helak olup hüsrana uğrayacağını biliyorum.

Büyük tefsirler

es-Sa’dî Tefsiri

102. “O da” yani Mûsâ ona “demişti ki:” Ey Firavun! “Sen bunları” bu mucizeleri kendi katından kulları için “birer ibret olmak üzere, göklerin ve yerin Rabbinden başkasının indirmediğini gayet iyi biliyorsun.” Senin bu söylediğin sözler, gerçeği yansıtmıyor. Sen, bu sözleri ancak kavmine karşı bir propaganda olsun diye ve onları hafife alıp küçümsediğin için söylüyorsun. “Ey Firavun! Ben de senin gerçekten mahvolduğunu düşünüyorum.” İlahi gazaba uğramış ve azaba atılmış birisi olarak görüyorum. Yazıklar olsun sana! Sen bu halin dolayısıyla kınanmış ve lanete uğramış bir kişisin.

İsrâ Suresi’nin tamamının tefsiri

Bu ayetlerden çıkarılan faydalar

İsrâ suresinin 97-104. ayetleriyle ilgilidir (Mushafın 292. sayfası).

  • Sadece Allah Teâla hidayet edip, saptırabilir. Yüce Allah kime hidayet etmişse o hakikat üzerinedir, kimi de saptırıp yardımsız bırakırsa onu hiçbir kimse hidayete erdiremez.
  • Kâfirlerin barınakları (yerleşip yaşayacakları yerler) ve dâimi makamları cehennemdir. Ateşleri her azaldığında Allah Teâlâ, ateşin alevini arttırır.
  • Zalim ve zorbalar çevrelerine tehdit savurdukları zaman Yüce Allah'a sığınmak gerekir.
  • Zalim ve zorbalar, hak ehliyle karşılaştıklarında iktidar ve kuvvet kullanmaya yönelirler. Çünkü onlar hak ehliyle delil ve beyan ile yüzleşmeye güç yetiremezler.

102. ayetin diğer mealleri

Musa da ona: “İyi biliyorsun ki, bunları ancak göklerin ve yerin Rabbi apaçık deliller olarak indirmiştir. Ben de kesinlikle senin helak olacağını görüyorum ey Firavun!" dedi.

(Musa Firavuna:) «Pekâlâ biliyorsun ki, dedi, bunları, birer ibret olmak üzere, ancak, göklerin ve yerin Rabbi indirdi. Ey Firavun! Ben de senin hakikaten mahvolduğunu sanıyorum!»

Musa dedi ki: "Ey Firavun! Pekâlâ bilirsin ki, bu mucizeleri, birer ibret olmak üzere, ancak göklerin ve yerin Rabbi indirdi. Ey Firavun! Ben de seni helak olmuş zannediyorum."

102. ayet kelime kelime

  1. قَالَ qāla (Musa) dedi ki
  2. لَقَدْ laqad andolsun
  3. عَلِمْتَ ʿalim'ta sen biliyorsun ki
  4. مَآ mā indirmez
  5. أَنزَلَ anzala
  6. هَٰٓؤُلَآءِ hāulāi bunları
  7. إِلَّا illā başkası
  8. رَبُّ rabbu Rabbinden
  9. ٱلسَّمَٰوَٰتِ l-samāwāti göklerin
  10. وَٱلْأَرْضِ wal-arḍi ve yerin
  11. بَصَآئِرَ baṣāira kanıtlar olarak
  12. وَإِنِّى wa-innī şüphesiz ben de
  13. لَأَظُنُّكَ la-aẓunnuka seni görüyorum
  14. يَٰفِرْعَوْنُ yāfir'ʿawnu Ey Fir'avn
  15. مَثْبُورًا mathbūran mahvolmuş

102. ayetle ilgili ayetler

İbn Kesîr’in bu ayetin tefsirinde andığı ayetler

  • İsrâ 17:90

    وَقَالُوا۟ لَن نُّؤْمِنَ لَكَ حَتَّىٰ تَفْجُرَ لَنَا مِنَ ٱلْأَرْضِ يَنۢبُوعًا

    Yerden bize bir pınar fışkırtmadıkça asla sana iman etmeyeceğiz, demişlerdi.

  • Neml 27:10–14

    وَأَلْقِ عَصَاكَ فَلَمَّا رَءَاهَا تَهْتَزُّ كَأَنَّهَا جَآنٌّ وَلَّىٰ مُدْبِرًا وَلَمْ يُعَقِّبْ يَٰمُوسَىٰ لَا تَخَفْ إِنِّى لَا يَخَافُ لَدَىَّ ٱلْمُرْسَلُونَ …

    “Asanı bırak.” Onun ince yılanmış gibi hareket ettiğini görünce arkasına bakmaksızın dönüp gitti. “Korkma ey Mûsâ, çünkü benim katımda rasûller korkmaz. …

  • İsrâ 17:76–77

    وَإِن كَادُوا۟ لَيَسْتَفِزُّونَكَ مِنَ ٱلْأَرْضِ لِيُخْرِجُوكَ مِنْهَا وَإِذًا لَّا يَلْبَثُونَ خِلَٰفَكَ إِلَّا قَلِيلًا …

    Neredeyse seni (bu) yerden (yurdundan) çıkarmak için tedirgin edeceklerdi; bu durumda kendileri de senden sonra az bir süreden başka kalamazlar. …

Daha fazlası

12 Ekim 2026 Pazartesi 1 جمادى الأولى 1448 هـ