"İş hükme bağlanıp bitince şeytan der ki: “Doğrusu Allah, size gerçek olan sözü vaat etti, ben de size vaatte bulundum, ama sözümden caydım. Benim size karşı zorlayıcı bir gücüm yoktu; yalnızca sizi çağırdım, siz de bana icabet ettiniz. Öyleyse beni kınamayın, siz kendinizi kınayın. Ben sizi kurtarıcı değilim, siz de beni kurtarıcı değilsiniz. Doğrusu daha önce beni ortak koşmanızı da tanımamıştım. Şüphesiz zalimlere acıklı bir azap vardır."
İbrâhîm Suresi’nin 22. ayeti (14:22) Mekki bir surededir; 13. cüzde, Mushaf’ın 258. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 74 kârinin sesinden dinleyin.
İbrâhîm Suresi 22. ayeti dinleyin
74 kâriden 80 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.
Tüm sesler (80)
22. ayetin tefsiri
el-Muhtasar
Cennet ehli cennete, cehennem ehli de cehenneme girdiğinde İblis şöyle der: Şüphesiz ki Allah'ın size verdiği söz haktı ve size verdiği sözü yerine getirdi. Ben de size batıl bir söz verdim ve size verdiğim sözü yerine getirmeyip, caydım. Zaten benim sizi dünyada küfür ve sapıklığa zorlayacak bir gücüm yoktu. Fakat sizi küfre çağırdım, günahları süsledim ve bana ittiba etmek için acele ettiniz. İçinde bulunduğunuz sapıklıktan dolayı beni kınamayın, kendinizi kınayın. Kınanacak birisi varsa o da sizin kendi nefislerinizdir. Azabı sizden def etmek için yardıma gelecek değilim, siz de azabı benden def etmek için yardıma koşacak değilsiniz. İbadette beni Allah'a şirk koşmanızı inkâr ettim. Şüphesiz ki -dünyada Yüce Allah'a şirk koşarak O'nu inkâr eden- zalimler için kıyamet günü onları bekleyen elem verici bir azap vardır.
22. “İş olup bitince” yani cennetlikler cennete, cehennemlikler de cehenneme girince; yeryüzünde meydana gelen bütün kötülüklerin sebebi olan “şeytan” cehennemliklere hitaben, onlarla hiçbir ilişkisinin olmadığını bildirerek “der ki: Doğrusu Allah” peygamberleri aracılığı ile “size hak bir vaatte bulundu.” Siz ise O’na itaat etmediniz; itaat etmiş olsaydınız hiç şüphesiz pek büyük bir kazanç elde ederdiniz. “Ben de size” iyi şeyler “vaatte bulundum, ama size verdiğim sözde durmadım.” Benim size vaat ettiğim o batıl şeyler, ummanızı sağladığım o aslı olmayan umutlar asla gerçekleşmedi … Devamını oku
Tabi olan ve kendilerine tabi olunan kimseler batıl üzere bir araya gelirlerse onların hepsinin sonu çok kötü olacaktır.
Âdemoğlunun en büyük düşmanının şeytan olduğu açıklanmıştır. O terk edilmiş yalancı bir acizdir. Kıyamet gününde kendisi ve ona tabi olanlar için hiçbir şeye sahip değildir.
İblis, Allah Teâlâ'nın vaadinin hak olduğunu itiraf etmiştir. Şüphesiz ki şeytanın vaadi düpedüz yalandır.
Kelime-i tevhit meyvesi güzel, dalları yüksek ve kökü sağlam olan bir ağaca benzetilmiştir.
22. ayetin diğer mealleri
Hüküm verilip bitince, Şeytan: Allah, size gerçeği vadetmişti. Ben de size vadettim, sonra caydım; sizi zorlayacak bir gücüm yoktu; sadece çağırdım, siz de bana icabet ettiniz. Öyleyse, beni değil kendinizi kınayın. Artık ben sizi kurtaramam, siz de beni kurtaramazsınız. Doğrusu daha önce beni ortak koşmanızı da inkar etmiştim. Şüphesiz zalimlere can yakan bir azap vardır, der.
(Hesapları görülüp) iş bitirilince, şeytan diyecek ki: «Şüphesiz Allah size gerçek olanı vâdetti, ben de size vadettim ama, size yalancı çıktım. Zaten benim size karşı bir gücüm yoktu. Ben, sadece sizi (inkâra) çağırdım, siz de benim davetime hemen koştunuz. O halde beni yermeyin, kendinizi yerin. Ne ben sizi kurtarabilirim, ne de siz beni kurtarabilirsiniz! Kuşkusuz daha önce ben, beni (Allah'a) ortak koşmanızı reddettim.» Şüphesiz zalimler için elem verici bir azap vardır.
İş bitince şeytan onlara şöyle diyecek: "Şüphesiz ki Allah size gerçek olanı vaad etti, ben de size vaad ettim, ama sonra caydım! Zaten benim size karşı bir gücüm yoktu. Ancak ben sizi (küfür ve isyana) çağırdım, siz de geldiniz. O halde beni kınamayın, kendi kendinizi kınayın! Ne ben sizi kurtarabilirim, ne de siz beni kurtarabilirsiniz! Ben, önceden beni Allah'a ortak koşmanızı da kabul etmemiştim." Doğrusu zalimler için acı bir azab vardır!
22. ayet kelime kelime
وَقَالَwaqālaşöyle dedi
ٱلشَّيْطَٰنُl-shayṭānuşeytan
لَمَّاlammāne zaman ki
قُضِىَquḍiyabitirildi
ٱلْأَمْرُl-amruiş
إِنَّinnaşüphesiz
ٱللَّهَl-lahaAllah
وَعَدَكُمْwaʿadakumsize va'detti
وَعْدَwaʿdava'di
ٱلْحَقِّl-ḥaqigerçek
وَوَعَدتُّكُمْwawaʿadttukumve ben de size va'dettim
فَأَخْلَفْتُكُمْfa-akhlaftukumama ben sözümden caydım
وَمَاwamāve yoktur
كَانَkānabenim
لِىَliya
عَلَيْكُمʿalaykumsize karşı
مِّنminhiç
سُلْطَٰنٍsul'ṭāninbir güc(üm)
إِلَّآillābaşka
أَنansizi davet etmekten
دَعَوْتُكُمْdaʿawtukum
فَٱسْتَجَبْتُمْfa-is'tajabtumsiz de da'vetime koştunuz
لِىlībenim
فَلَاfalāo halde
تَلُومُونِىtalūmūnībeni kınamayın
وَلُومُوٓا۟walūmūfakat kınayın
أَنفُسَكُمanfusakumkendi kendinizi
مَّآmāne
أَنَا۠anāben
بِمُصْرِخِكُمْbimuṣ'rikhikumsizi kurtarabilirim
وَمَآwamāne de
أَنتُمantumsiz
بِمُصْرِخِىَّbimuṣ'rikhiyyabeni kurtarabilirsiniz
إِنِّىinnīşüphesiz ben
كَفَرْتُkafartureddetmiştim
بِمَآbimābeni ortak koşmanızı
أَشْرَكْتُمُونِashraktumūni
مِنminönceden
قَبْلُqablu
إِنَّinnadoğrusu
ٱلظَّٰلِمِينَl-ẓālimīnazalimler
لَهُمْlahum(onlar) için vardır
عَذَابٌʿadhābunbir azab
أَلِيمٌalīmunacıklı
Bu ayetin geçtiği hadisler
Bu ayet bir hadiste geçiyor; hadisin metni Arapçadır.
Kâfir olanlar dediler ki: “Biz bu Kur’ân’a da, bundan önce gelen kitaplara da iman etmeyiz.” Sen o zalimleri Rableri huzurunda durdurulmuş, sözü birbirlerine döndürürlerken bir görsen. Güçsüz bırakılan tabiler, büyüklük taslayanlara: “Siz olmasaydınız, biz elbette iman edenler olurduk” derler. …
Allah'ı bırakıp da kıyamet gününe kadar kendisine cevap veremeyecek şeylere dua/ibadet edenden daha sapık kim olabilir? (Oysa) onlar, bunların dualarından/ibadetlerinden habersizdirler. …
Yoksa, Allah’ın izin vermediği bir dini kendilerine bir din kılan ortakları mı var? Eğer (azabın ertelenmesine dair) kesin bir hüküm olmasaydı, aralarında hemen hükmedilirdi. Gerçekten zalimler için acı bir azap vardır.