15:67 ayetinin metni
وَجَآءَ أَهْلُ ٱلْمَدِينَةِ يَسْتَبْشِرُونَ ٦٧
Okunuşu
wajāa ahlu l-madīnati yastabshirūna
Meal
Şehir halkı sevinerek geldiler.
سورة الحجر، الآية ٦٧
وَجَآءَ أَهْلُ ٱلْمَدِينَةِ يَسْتَبْشِرُونَ ٦٧
wajāa ahlu l-madīnati yastabshirūna
Şehir halkı sevinerek geldiler.
Hicr Suresi’nin 67. ayeti (15:67) Mekki bir surededir; 14. cüzde, Mushaf’ın 265. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 74 kârinin sesinden dinleyin.
74 kâriden 80 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.
Sedum halkı, Lût'un misafirleriyle çirkin fiili (erkeklerin erkekler ile yaptığı) yapma umuduyla sevinerek geldiler.
67. “Derken” Lût kavminin içinde yaşadığı “şehir halkı (birbirlerine) müjde vererek” biri diğerine Lût’un misâfirlerinin bulunduğunu, bunların yüzlerinin güzelliğini ve bunları ellerine geçirebilecekleri müjdesini vererek “geldiler.” Çünkü onlar bu misâfirlere hayasızca işlerini yapmak istiyorlardı. 68-69. Lût’un evine varınca misâfirlerini almak için Lut’la uğraşmaya başladılar. Lût ise onlara karşı koyup şöyle dedi: “Bunlar benim misâfirlerimdir, sakın beni rezil etmeyin. Allah’tan korkun ve beni mahcup etmeyin.” Sizde Allah korkusundan eser yoksa da bir defa olsun Allah’tan korkup sakının; misâfirlerime karşı beni rezil etmeyin! O çirkin işi yapmaya kalkışarak onların saygınlıklarını ayaklar altına almayın!
Hicr suresinin 52-70. ayetleriyle ilgilidir (Mushafın 265. sayfası).
Şehir halkı sevinçle geldi.
Şehir halkı, birbirlerini kutlayarak, (meleklerin yanına) geldiler.
Şehir halkı, insan şeklindeki güzel yüzlü melekleri görünce, onlara iğrenç işlerini yapabileceklerini düşünüp sevinerek geldiler.
قَالُوا۟ يَٰلُوطُ إِنَّا رُسُلُ رَبِّكَ لَن يَصِلُوٓا۟ إِلَيْكَ فَأَسْرِ بِأَهْلِكَ بِقِطْعٍ مِّنَ ٱلَّيْلِ وَلَا يَلْتَفِتْ مِنكُمْ أَحَدٌ إِلَّا ٱمْرَأَتَكَ إِنَّهُۥ مُصِيبُهَا مَآ أَصَابَهُمْ إِنَّ مَوْعِدَهُمُ ٱلصُّبْحُ أَلَيْسَ ٱلصُّبْحُ بِقَرِيبٍ
(Melekler) dediler ki: “Ey Lût! Biz Rabbinin elçileriyiz. Onlar sana asla ulaşamayacaklar. Geceleyin bir vakitte aileni al götür. İçinizden kimse ardına bakmasın. Ancak karın müstesna. (Onu bırak.) Çünkü onların (kavminin) başına gelecek olan azap, onun başına da gelecektir. Onların azapla buluşma zamanı sabahtır. Sabah yakın değil midir?”