Hicr Suresi’nin 65. ayeti (15:65) Mekki bir surededir; 14. cüzde, Mushaf’ın 265. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 74 kârinin sesinden dinleyin.
Hicr Suresi 65. ayeti dinleyin
74 kâriden 80 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.
Tüm sesler (80)
65. ayetin tefsiri
el-Muhtasar
Gecenin bir bölümü geçtikten sonra aileni gönder ve sen de onların arkasından git. Sizlerden hiç kimse onların başına ne geldiğini görmek için arkasına da bakmasın. Allah’ın size gitmenizi emrettiği yere kadar da ilerleyin gidin.
65. “O nedenle gecenin bir vaktinde aile efradını yola çıkar.” Uykuya dalınacağı ve kimsenin senin yola çıkışını bilmeyeceği bir sırada onları yola çıkar. “Sen de arkalarından git ve sizden kimse arkasına dönüp bakmasın!” Yani çabucak yola koyulun ve hızlıca uzaklaşın. “Emrolunduğunuz yere gidin.” Sanki onlarla birlikte nereye yöneleceklerini gösteren bir kılavuz da var gibiydi.
Başkalarına misafir olarak gidildiğinde kutlama ve selamlama adabı öğretilmiştir.
Allah’ın hidayet ve büyük bir ilimle nimetlendirdiği kimselerin, Allah’ın rahmetinden ümit kesmelerinin hiçbir yolu yoktur.
Allah Teâlâ, Lût’a ve ona tabi olanlara, Lût kavmine azabın indiği esnada, onlara karşı merhamet ve acıma duygusu hissetmesinler diye dönüp bakmalarını yasakladı.
Lût kavminin bu misafirlerle zina etmeyi tasarlaması, onların fıtratının bozulduğunun ve azgınlıklarının ne kadar kuvvetli olduğunun bir delilidir.
65. ayetin diğer mealleri
Bu sebeple, gecenin bir saatinde aileni yola çıkar. Sen de onların arkasından git. Sizden hiç kimse arkasına bakmasın, emrolunduğunuz yere gidin.
Gecenin bir bölümünde aile fertlerini yola çıkar, sen de arkalarından yürü. Sizden hiç kimse, sakın dönüp de ardına bakmasın, istenen yere gidin.»
"Gecenin bir bölümünde aileni yola çıkar, sen de arkalarından yürü ve sizden kimse ardına bakmasın; istenen yere gidin."
(Melekler) dediler ki: “Ey Lût! Biz Rabbinin elçileriyiz. Onlar sana asla ulaşamayacaklar. Geceleyin bir vakitte aileni al götür. İçinizden kimse ardına bakmasın. Ancak karın müstesna. (Onu bırak.) Çünkü onların (kavminin) başına gelecek olan azap, onun başına da gelecektir. Onların azapla buluşma zamanı sabahtır. Sabah yakın değil midir?”