Furkân Suresi’nin 75. ayeti (25:75) Mekki bir surededir; 19. cüzde, Mushaf’ın 366. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 74 kârinin sesinden dinleyin.
Furkân Suresi 75. ayeti dinleyin
74 kâriden 80 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.
Tüm sesler (80)
75. ayetin tefsiri
el-Muhtasar
O sıfatlarla sıfatlananlar, Allah'a itaat etmede sabretmeleri sebebiyle Firdevs cennetinde yüksek odalarla mükâfatlandırılacaklardır. Orada melekler tarafından esenlik ve selamet dileğiyle karşılanacaklardır. Orada belalardan selamette olacaklardır.
75-76. “İşte onlar sabretmelerinden ötürü cennetin yüksek köşkleri ile mükâfatlandırılacaklar.” Canın çektiği, gözlerin lezzet aldığı her bir şeyi ihtiva eden, son derece yüksek ve mükemmel meskenlerle mükâfatlandırılacaklardır. Bu mükâfatlara sabırları sebebiyle erişeceklerdir. Nitekim Yüce Allah, şöyle buyurmaktadır: “Melekler de her kapıdan onların yanına gelip: Sabretmenize karşılık selam sizlere. (Dünya) yurdun(un) ne güzel akıbetidir bu! (derler)” (er-Ra’d, 13/23-24) Bundan dolayı Yüce Allah burada da: “Onlar orada esenlik dileği ve selâm ile karşılanırlar.” Rableri ve şerefli melekler … Devamını oku
Rahman'ın kullarının sıfatlarından bazıları şunlardır: Şirk koşmamak, haksız yere bir insanı öldürmekten uzak durmak, zina etmemek, batıldan uzak durmak, Allah'ın ayetlerinden ibret almak ve dua etmek.
Nasuh tövbe, günahı terk etmeyi ve ibadet etmeyi gerektirir.
Sabretmek, Firdevs cennetinin en yüksek yerine girmeye sebep olur.
Allah Teâlâ’nın kâfirlerin iman etmesine ihtiyacı yoktur.
75. ayetin diğer mealleri
İşte onlar, sabretmelerine karşılık Cennet'in en yüksek makamı verilecek, orada esenlik ve selamla karşılanacaklardır.
İşte onlara, sabretmelerine karşılık cennetin en yüksek makamı verilecek, orada hürmet ve selamla karşılanacaklardır.
İşte onlar, sabretmelerine karşılık cennetin en yüksek makamları ile mükafatlandırılacaklar, orada hürmet ve selamla karşılanacaklardır.
Bahtiyar olanlar ise Cennet'tedirler. Gökler ve yer ayakta durdukça, orada ebedî kalacaklardır. Ancak Rabbinin dilediği kimseler (Müminlerden bir kısım günahkârlar) müstesna. Bu tükenmez/kesintisiz bir lütuftur.