İçeriğe geç

Enbiyâ Suresi 82. Ayet

سورة الأنبياء، الآية ٨٢

21:82 17. cüz 33. hizb Mushaf’ta 329. sayfa Mekki sure

21:82 ayetinin metni

وَمِنَ ٱلشَّيَٰطِينِ مَن يَغُوصُونَ لَهُۥ وَيَعْمَلُونَ عَمَلًا دُونَ ذَٰلِكَ وَكُنَّا لَهُمْ حَٰفِظِينَ ۝٨٢

Okunuşu

wamina l-shayāṭīni man yaghūṣūna lahu wayaʿmalūna ʿamalan dūna dhālika wakunnā lahum ḥāfiẓīna

Meal

Şeytanlardan onun için denize dalan ve bundan başka işler görenleri de (emrine vermiştik). Onları gözetenler bizlerdik.

Başka bir dilde meal
Mahmud Halil el-Husari Sure içinde oku

Enbiyâ Suresi’nin 82. ayeti (21:82) Mekki bir surededir; 17. cüzde, Mushaf’ın 329. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 74 kârinin sesinden dinleyin.

Enbiyâ Suresi 82. ayeti dinleyin

74 kâriden 80 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.

Tüm sesler (80)

82. ayetin tefsiri

el-Muhtasar

Şeytanlardan denize dalıp onun için inci ve diğer şeyleri çıkaranları emrine verdik. Bunun dışında bina yapmak gibi diğer işlerde onun için çalışıyorlardı. Onların sayılarını ve yaptıklarını gözetiyorduk. Bundan hiçbir şey bizden kaçmadı.

Büyük tefsirler

es-Sa’dî Tefsiri

82. “Şeytanlardan kendisi için dalgıçlık yapan ve bundan başka işler görenleri de (emrine vermiştik)” Bu da Süleyman aleyhisselam’ın özelliklerindendi. Yüce Allah şeytanları ve ifritleri, onun emrine vermiş ve onu birtakım işlerde onları kullanabilecek güce sahip kılmıştı. Onların yaptıkları işlerin pek çoğu da başkalarının güç yetiremeyeceği türdendi. Bu şeytan ve ifritlerin kimisi Süleyman’ın emri ile denize dalıp oradan inci ve benzeri şeyleri çıkartırdı. Kimileri de ona “köşklerden, heykellerden, büyük havuzları andıran çanaklardan ve yerlerde sabit kazanlardan istediğini yaparlardı.” … Devamını oku

Enbiyâ Suresi’nin tamamının tefsiri

Bu ayetlerden çıkarılan faydalar

Enbiyâ suresinin 82-90. ayetleriyle ilgilidir (Mushafın 329. sayfası).

  • Salih olmak rahmete sebep olur.
  • Yüce Allah'a sığınmak sıkıntıların giderilmesi için bir vesiledir.
  • İnsanın, öldükten sonra arkasında salih bir evlat kalmasını istemesi faziletli bir davranıştır.
  • Günahı ikrar etmek, Allah'a muhtaç olduğu hissinde olmak, halini O'na şikayet etmek ve bolluk zamanında Allah'a itaat etmek, dualara icabet edilmesinin ve sıkıntıların giderilmesinin sebeplerindendir.

82. ayetin diğer mealleri

Denize dalan ve bundan başka işleri de gören şeytanları da ona boyun eğdirdik. Onları gözetip, koruyanlardık.

(Ona boyun eğdirdiğimiz) onun için denizlere dalan şeytanlar da vardı. Bunlar, bundan başka işler de yapıyorlardı. Hepsini de gözeten bizdik.

Onun için dalgıçlık yapan ve bundan başka işler de gören şeytanlardan da onun buyruğu altına verdik. Onların hepsini biz gözetiyorduk.

82. ayet kelime kelime

  1. وَمِنَ wamina ve
  2. ٱلشَّيَٰطِينِ l-shayāṭīni şeytanlardan ش ط ن
  3. مَن man kimseleri
  4. يَغُوصُونَ yaghūṣūna denize dalan غ و ص
  5. لَهُۥ lahu kendisi için
  6. وَيَعْمَلُونَ wayaʿmalūna ve yapan ع م ل
  7. عَمَلًا ʿamalan işler ع م ل
  8. دُونَ dūna başka د و ن
  9. ذَٰلِكَ dhālika bundan
  10. وَكُنَّا wakunnā ve biz idik ك و ن
  11. لَهُمْ lahum onları
  12. حَٰفِظِينَ ḥāfiẓīna onun emrinde tutuyor ح ف ظ

82. ayetle ilgili ayetler

İbn Kesîr’in bu ayetin tefsirinde andığı ayetler

  • Mâide 5:44

    إِنَّآ أَنزَلْنَا ٱلتَّوْرَىٰةَ فِيهَا هُدًى وَنُورٌ يَحْكُمُ بِهَا ٱلنَّبِيُّونَ ٱلَّذِينَ أَسْلَمُوا۟ لِلَّذِينَ هَادُوا۟ وَٱلرَّبَّٰنِيُّونَ وَٱلْأَحْبَارُ بِمَا ٱسْتُحْفِظُوا۟ مِن كِتَٰبِ ٱللَّهِ وَكَانُوا۟ عَلَيْهِ شُهَدَآءَ فَلَا تَخْشَوُا۟ ٱلنَّاسَ وَٱخْشَوْنِ وَلَا تَشْتَرُوا۟ بِـَٔايَٰتِى ثَمَنًا قَلِيلًا وَمَن لَّمْ يَحْكُم بِمَآ أَنزَلَ ٱللَّهُ فَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْكَٰفِرُونَ

    Doğrusu biz içinde bir hidayet ve bir nur bulunan Tevrat'ı indirdik. Teslim olmuş peygamberler, Yahudilere onunla hükmederlerdi. Rabbani âlimler ve bilginler de Allah'ın kitabını korumakla görevli kılındıklarından ve onun üzerine şahitler olduklarından (onunla hükmederlerdi). Öyleyse insanlardan korkmayın, benden korkun ve ayetlerimi az bir değere karşılık satmayın. Kim Allah'ın indirdiğiyle hükmetmezse, işte onlar kâfirlerdir

  • Sâd 38:26

    يَٰدَاوُۥدُ إِنَّا جَعَلْنَٰكَ خَلِيفَةً فِى ٱلْأَرْضِ فَٱحْكُم بَيْنَ ٱلنَّاسِ بِٱلْحَقِّ وَلَا تَتَّبِعِ ٱلْهَوَىٰ فَيُضِلَّكَ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِ إِنَّ ٱلَّذِينَ يَضِلُّونَ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِ لَهُمْ عَذَابٌ شَدِيدٌۢ بِمَا نَسُوا۟ يَوْمَ ٱلْحِسَابِ

    Ey Dâvud! Seni yeryüzünde bir halife kıldık. O halde insanlar arasında hak/adaletle hüküm ver. Heva ve hevese uyma, yoksa seni Allah’ın yolundan saptırır. Allah’ın yolundan sapanlara ise hesap gününü unutmalarından dolayı şiddetli bir azap vardır.

  • Sebe’ 34:10–12

    وَلَقَدْ ءَاتَيْنَا دَاوُۥدَ مِنَّا فَضْلًا يَٰجِبَالُ أَوِّبِى مَعَهُۥ وَٱلطَّيْرَ وَأَلَنَّا لَهُ ٱلْحَدِيدَ …

    Dâvud’a katımızdan bir lütuf verdik. "Ey dağlar ve kuşlar! Dâvud’la tespih edin." Onun için demiri de yumuşattık. …

  • Sâd 38:36

    فَسَخَّرْنَا لَهُ ٱلرِّيحَ تَجْرِى بِأَمْرِهِۦ رُخَآءً حَيْثُ أَصَابَ

    Böylece biz de rüzgârı onun buyruğuna verdik. Onun emriyle dilediği tarafa yumuşak bir şekilde akıp gidiyordu.

Daha fazlası

15 Ekim 2026 Perşembe 4 جمادى الأولى 1448 هـ