21:16 ayetinin metni
وَمَا خَلَقْنَا ٱلسَّمَآءَ وَٱلْأَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَا لَٰعِبِينَ ١٦
Okunuşu
wamā khalaqnā l-samāa wal-arḍa wamā baynahumā lāʿibīna
Meal
Biz yeri, göğü ve arasındakileri oyun olsun diye yaratmadık.
سورة الأنبياء، الآية ١٦
وَمَا خَلَقْنَا ٱلسَّمَآءَ وَٱلْأَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَا لَٰعِبِينَ ١٦
wamā khalaqnā l-samāa wal-arḍa wamā baynahumā lāʿibīna
Biz yeri, göğü ve arasındakileri oyun olsun diye yaratmadık.
Enbiyâ Suresi’nin 16. ayeti (21:16) Mekki bir surededir; 17. cüzde, Mushaf’ın 323. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 74 kârinin sesinden dinleyin.
74 kâriden 80 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.
Biz gökleri, yeri ve ikisi arasındakileri boş iş ve oyun olsun diye yaratmadık. Bilakis o ikisini kudretimize delalet etmesi için yarattık.
16. Şanı Yüce Allah, gökleri ve yeri boş yere, amaçsız ve oyun olsun diye yaratmadığını haber vermektedir. Aksine O, bunları hak ile ve hak için yaratmıştır. Her şeyi büyük bir hikmetle idare eden, Rahman ve Rahim, bütün kemal, bütün hamd ve bütün izzet yalnız kendisinin olan o yaratıcının varlığına delil olsunlar diye ve şunları anlasınlar diye yaratmıştır: O, söylediklerinde doğru söyleyendir, peygamberleri de onun hakkında ne haber vermişlerse doğrudur. Bu gökleri ve yeri, genişlik ve büyüklüklerine rağmen yaratmaya kadir olan elbette ki öldükten sonra insanların cesetlerini -iyilik yapan kimseye iyilikle mükâfat vermesi, kötülük yapanı da cezalandırması için- diriltmeye kadirdir.
Enbiyâ suresinin 11-24. ayetleriyle ilgilidir (Mushafın 323. sayfası).
Göğü, yeri ve ikisi arasındakileri oyun olsun diye yaratmadık.
Biz, göğü, yeri ve bunlar arasındakileri, oyun olsun diye (boş yere) yaratmadık.
Biz gök ile yeri ve aralarındaki şeyleri, boş bir eğlence için yaratmadık.
وَإِنَّهُۥ لَذِكْرٌ لَّكَ وَلِقَوْمِكَ وَسَوْفَ تُسْـَٔلُونَ
Şüphesiz bu Kur’an; sana ve kavmine bir şereftir, ondan sorguya çekileceksiniz.
وَكَمْ أَهْلَكْنَا مِنَ ٱلْقُرُونِ مِنۢ بَعْدِ نُوحٍ وَكَفَىٰ بِرَبِّكَ بِذُنُوبِ عِبَادِهِۦ خَبِيرًۢا بَصِيرًا
Nûh’tan sonra nice nesilleri helak ettik. Rabbinin kullarının bütün günahlarından hakkıyla haberdar ve görücü olması yeter.
فَكَأَيِّن مِّن قَرْيَةٍ أَهْلَكْنَٰهَا وَهِىَ ظَالِمَةٌ فَهِىَ خَاوِيَةٌ عَلَىٰ عُرُوشِهَا وَبِئْرٍ مُّعَطَّلَةٍ وَقَصْرٍ مَّشِيدٍ
(Ahalisi) zalim iken kendilerini helâk ettiğimiz bu yüzden çökmüş çatıları üzerine duvarları yıkılmış, kuyuları sahipsiz, yüksek köşkleri (ıssız) kalmış nice şehirler vardır.
وَلِلَّهِ مَا فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِى ٱلْأَرْضِ لِيَجْزِىَ ٱلَّذِينَ أَسَٰٓـُٔوا۟ بِمَا عَمِلُوا۟ وَيَجْزِىَ ٱلَّذِينَ أَحْسَنُوا۟ بِٱلْحُسْنَى
Göklerde olan da yerde olan da Allah’ındır. Kötülük edenleri yaptıkları sebebiyle cezalandıracak, iyilik edenleri de en iyisi ile ödüllendirecektir.
وَمَا خَلَقْنَا ٱلسَّمَآءَ وَٱلْأَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَا بَٰطِلًا ذَٰلِكَ ظَنُّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ فَوَيْلٌ لِّلَّذِينَ كَفَرُوا۟ مِنَ ٱلنَّارِ
Biz göğü, yeri ve ikisi arasındakileri boş yere yaratmadık. Bu, kâfirlerin zannıdır. Vay o kâfirlerin ateşteki haline!
لَّوْ أَرَادَ ٱللَّهُ أَن يَتَّخِذَ وَلَدًا لَّٱصْطَفَىٰ مِمَّا يَخْلُقُ مَا يَشَآءُ سُبْحَٰنَهُۥ هُوَ ٱللَّهُ ٱلْوَٰحِدُ ٱلْقَهَّارُ
Eğer Allah bir evlat edinmek istese idi, elbette yarattıklarından dilediğini seçerdi. O bundan münezzehtir, O Allah’tır, birdir, Kahhâr'dır.
Bu ayetle ortak bir ifadeyi paylaşırlar: ezberlerken birbirinden ayırt etmeye yarar.
وَمَا خَلَقْنَا ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَا لَٰعِبِينَ
Biz yeri, göğü ve arasındakileri oyun olsun diye yaratmadık.