Sen, kendi hevasını ilah edinen ve Allah'ın bir ilim üzere kendisini saptırdığı, kulağı ve kalbi üzerine mühür vurduğu ve gözü üstüne de bir perde çektiği kimseyi gördün mü? Artık Allah'tan sonra ona kim hidayet verecektir? Hâlâ ibret almayacak mısınız?
Câsiye Suresi’nin 23. ayeti (45:23) Mekki bir surededir; 25. cüzde, Mushaf’ın 501. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 73 kârinin sesinden dinleyin.
Câsiye Suresi 23. ayeti dinleyin
73 kâriden 79 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.
Tüm sesler (79)
23. ayetin tefsiri
el-Muhtasar
-Ey Resul!- Hevâsına uyan ve onu kendisine muhalefet etmeyeceği mabudu yerine koyana bir bak. Yüce Allah onu kendi ilmi uyarınca saptırmıştır. Çünkü saptırılmayı hak etmiştir. Onun kalbini mühürlemiştir. Artık faydalanacağı şeyleri duymaz hale gelmiştir. Allah onun gözüne hakkı görmeyi engelleyen bir perde çekmiştir. Yüce Allah'ın onu saptırmasından sonra artık kim onu hakka yönelmeye muvaffak kılabilir. Hevâlarına tabi olanların uğrayacakları zararları ve Allah'ın şeriatına tabi olanların elde edecekleri menfaatleri hiç düşünüp, akıl etmiyor musunuz?
23. “Hevâsını kendine ilâh edinen” arzu ettiğini Allah ister razı olsun, ister gazaplansın yapan, “Allah’ın (katındaki) bir bilgiye göre” hidâyete layık olmadığını, bundan dolayı da arınıp temizlenmeyeceğini bildiği için “saptırdığı, kulağına” kendisine faydalı olacak şeyleri işitmeyecek şekilde “ve kalbine” hayrı anlayamayacak şekilde “mühür vurduğu ve gözü üzerine de” hakkı görmesini engelleyecek “bir perde çektiği” sapık “kimse hakkında ne dersin?” “Ona Allah’tan başka kim hidâyet verebilir?” Allah hidâyetin kapılarını onun yüzüne kapatmış ve azgınlığın kapılarını da onun önünde açmış iken … Devamını oku
Hevâ ve hevese tabi olmak sahibini helak eder ve muvaffak olma sebeplerini engeller.
Kıyamet günü son derece şiddetli ve korkunçtur.
Şüphesiz zan, haktan (ilimden) hiçbir şeyin yerine geçmez. Özellikle itikat alanında.
23. ayetin diğer mealleri
Sen, kendi hevasını ilah edinen ve Allah'ın bir ilim üzere kendisini saptırdığı, kulağı ve kalbi üzerine mühür vurduğu ve gözü üstüne de bir perde çektiği kimseyi gördün mü?Artık Allah'tan sonra ona kim hidayet verecektir? Hâlâ ibret almayacak mısınız?
Hevâ ve hevesini tanrı edinen ve Allah'ın (kendi katındaki) bir bilgiye göre saptırdığı, kulağını ve kalbini mühürlediği, gözünün üstüne de perde çektiği kimseyi gördün mü? Şimdi onu Allah'tan başka kim doğru yola eriştirebilir? Hâla ibret almayacak mısınız?
(Ey Muhammed!) Hevâ ve hevesini kendine ilâh edinen, Allah'ın kendi ilmi dahilinde saptırdığı, kulağını ve kalbini mühürleyip gözüne perde çektiği kimseyi görüyor musun? Şimdi onu Allah'tan başka kim hidâyete erdirebilir? Hala düşünmez misiniz?