İçeriğe geç

Bakara Suresi 249. Ayet

سورة البقرة، الآية ٢٤٩

2:249 2. cüz 4. hizb Mushaf’ta 41. sayfa Medeni sure

2:249 ayetinin metni

فَلَمَّا فَصَلَ طَالُوتُ بِٱلْجُنُودِ قَالَ إِنَّ ٱللَّهَ مُبْتَلِيكُم بِنَهَرٍ فَمَن شَرِبَ مِنْهُ فَلَيْسَ مِنِّى وَمَن لَّمْ يَطْعَمْهُ فَإِنَّهُۥ مِنِّىٓ إِلَّا مَنِ ٱغْتَرَفَ غُرْفَةًۢ بِيَدِهِۦ فَشَرِبُوا۟ مِنْهُ إِلَّا قَلِيلًا مِّنْهُمْ فَلَمَّا جَاوَزَهُۥ هُوَ وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ مَعَهُۥ قَالُوا۟ لَا طَاقَةَ لَنَا ٱلْيَوْمَ بِجَالُوتَ وَجُنُودِهِۦ قَالَ ٱلَّذِينَ يَظُنُّونَ أَنَّهُم مُّلَٰقُوا۟ ٱللَّهِ كَم مِّن فِئَةٍ قَلِيلَةٍ غَلَبَتْ فِئَةً كَثِيرَةًۢ بِإِذْنِ ٱللَّهِ وَٱللَّهُ مَعَ ٱلصَّٰبِرِينَ ۝٢٤٩

Okunuşu

falammā faṣala ṭālūtu bil-junūdi qāla inna l-laha mub'talīkum binaharin faman shariba min'hu falaysa minnī waman lam yaṭʿamhu fa-innahu minnī illā mani igh'tarafa ghur'fatan biyadihi fasharibū min'hu illā qalīlan min'hum falammā jāwazahu huwa wa-alladhīna āmanū maʿahu qālū lā ṭāqata lanā l-yawma bijālūta wajunūdihi qāla alladhīna yaẓunnūna annahum mulāqū l-lahi kam min fi-atin qalīlatin ghalabat fi-atan kathīratan bi-idh'ni l-lahi wal-lahu maʿa l-ṣābirīna

Meal

Tâlût, ordusuyla birlikte ayrıldığında: "Allah, sizi bir ırmakla imtihan edecektir. Kim sudan içerse benden değildir, sadece eliyle bir avuç almasından başka ondan tatmayan bendendir." dedi. Onlardan pek azı hariç o sudan içtiler. Nihayet Tâlût ve kendisiyle beraber iman edenler ırmağı geçince, ötekiler: "Bugün Câlût’a ve onun ordusuna karşı koyacak gücümüz yok." dediler. Rablerine kavuşacaklarını düşünenler ise: "Nice sayıca az topluluklar, Allah’ın izni ile sayıca çok olan toplulukları yenmişlerdir. Allah sabredenlerle beraberdir." dediler.

Başka bir dilde meal
Mahmud Halil el-Husari Sure içinde oku

Bakara Suresi’nin 249. ayeti (2:249) Medeni bir surededir; 2. cüzde, Mushaf’ın 41. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 69 kârinin sesinden dinleyin.

Bakara Suresi 249. ayeti dinleyin

69 kâriden 75 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.

Tüm sesler (75)

249. ayetin tefsiri

el-Muhtasar

Tâlût askerleriyle beraber o beldeden çıktığı zaman onlara şöyle dedi: "Allah sizi bir nehirle sınayacak. Kim ondan içerse o benim yolum üzerine değildir ve savaşta bana eşlik edemez. Her kim de ondan içmezse şüphesiz o benim yolum üzerinedir ve savaşta bana eşlik eder. Mecbur kalıp eliyle sadece bir avuç içen kimse ise müstesnadır, ona bir günah yoktur.” Askerlerin çok azı aşırı susuzlukla beraber su içmeyerek sabretti ve çoğunluğu nehirden içtiler. Tâlût ve onunla beraber olan Müminler nehri geçtiği zaman askerlerden bazıları: "Bizim bugün Câlût ve askerleriyle savaşmaya gücümüz yok" dediler. Kıyamet günü Allah'a kavuşacağından emin olanlar ise şöyle dediler: "Nice sayıları az mümin topluluk Allah'ın izni ve yardımıyla sayıları çok olan kâfir toplulukları yenmiştir. Zaferde ölçü, çoklukla değil imanladır. Allah sabreden kullarıyla beraberdir. Onlara destek olur ve yardım eder.

Büyük tefsirler

es-Sa’dî Tefsiri 249–250. ayetler

249-250. “Tâlût ordusuyla ayrıldığında…” Tâlût başlarına geçip onları askeri düzene sokup tertip ettikten sonra, düşmanları ile savaşmak üzere onlarla bulundukları yerden ayrıldı. Ancak onların arasında bazılarının kararsız ve yeterli gayrete sahip olmadıklarını gördü. Bu durumda sabreden kimseler ile sebat göstermeyecek kimselerin ayırt edilmesi gerektiği kanaatine vardığından: “Allah sizi bir nehirle imtihan edecek” dedi. Siz suya ihtiyaç duyacağınız vakit bu nehrin yanından geçeceksiniz. “Ondan içen benden değildir” yani bana tâbî olmasın, arkamdan gelmesin. Çünkü bu o kimsenin sabır ve … Devamını oku

Bakara Suresi’nin tamamının tefsiri

Bu ayetlerden çıkarılan faydalar

Bakara suresinin 249-252. ayetleriyle ilgilidir (Mushafın 41. sayfası).

  • Komutanlık yapan bir kimsenin hikmetli davranışlarından biri de askerlerden sebat gösterenle göstermeyeni ortaya koyup, birbirinden ayırt etmek için çeşitli sınavlarla onları sınamasıdır.
  • Galibiyetin ölçüsü sadece sayısal çokluk ve çok hazırlık yapmak değildir. Şüphesiz Allah'ın yardım etmesi ve muvaffak kılması galibiyet ve zafere ulaşmanın en büyük sebepleridir.
  • Fitne ve zorluk zamanlarında ancak yakinin/inancın kalplerini Allah'la doldurduğu kimseler sebat gösterir. Bu tür insanlar her türlü imtihan karşısında sabrederler. Her bela karşısında sebat ederler.
  • Bağlanmış sadık bir kalple Allah Teâlâ’ya yalvarmak, özellikle de savaş alanında duaya icabet edilmesinin en büyük sebeplerinden biridir.
  • Yeryüzünde yarattığı bazı canlıların yaptığı kötülük ve bozgunculuğu yine bazı canlılarla savması Allah Teâlâ’nın kanunlarından (sünnetullah) ve hikmetinden biridir.

249. ayetin diğer mealleri

Talut, ordusuyla birlikte ayrıldığında: Allah, sizi bir ırmakla imtihan edecektir. Kim sudan içerse benden değildir, sadece eliyle bir avuç almasından başka ondan tatmayan bendendir, dedi. Onlardan pek azı hariç o sudan içtiler. Nihayet Talut ve kendisiyle beraber iman edenler ırmağı geçince, ötekiler: Bugün Câlût’a ve onun ordusuna karşı koyacak gücümüz yok, dediler. Rablerine kavuşacaklarını düşünenler ise: Nice sayıca az topluluklar, Allah’ın izni ile sayıca çok olan toplulukları yenmişlerdir. Allah sabredenlerle beraberdir, dediler.

  Tâlût askerlerle beraber (cihad için) ayrılınca: Biliniz ki Allah sizi bir ırmakla imtihan edecek. Kim ondan içerse benden değildir. Kim ondan sadece eliyle bir avuç alırsa, bendendir, dedi. İçlerinden pek azı müstesna hepsi ırmaktan içtiler. Tâlût ve iman edenler beraberce ırmağı geçince: Bugün bizim Câlût'a ve askerlerine karşı koyacak hiç gücümüz yoktur, dediler. Allah’ın huzuruna varacaklarına inananlar: Nice az sayıda bir birlik Allah'ın izniyle çok sayıdaki birliği yenmiştir. Allah sabredenlerle beraberdir, dediler.

Talut, ordu ile hareket edince dedi ki: "Allah sizi mutlaka bir nehirle imtihan edecek. Kim ondan içerse, benden değildir. Kim de onu tatmazsa, işte o bendendir. Ancak eliyle bir avuç alan başka (bu kadarına ruhsat vardır)." Derken içlerinden pek azı hariç, hepsi de varır varmaz ondan içtiler. Talut ve beraberindeki iman eden kimseler nehri geçtiklerinde. "Bizim bugün, Calut ile ordusuna karşı duracak gücümüz yok." dediler. Allah'a kavuşacaklarına inanıp, bilenler ise şu cevabı verdiler: "Nice az topluluklar, Allah'ın izniyle nice çok topluluklara galip gelmişlerdir. Allah, sabırlılarla beraberdir."

249. ayet kelime kelime

  1. فَلَمَّا falammā ne zaman ki
  2. فَصَلَ faṣala ayrıldığında ف ص ل
  3. طَالُوتُ ṭālūtu Talut
  4. بِٱلْجُنُودِ bil-junūdi ordularla ج ن د
  5. قَالَ qāla dedi ki ق و ل
  6. إِنَّ inna şüphesiz
  7. ٱللَّهَ l-laha Allah
  8. مُبْتَلِيكُم mub'talīkum sizi deneyecektir ب ل و
  9. بِنَهَرٍ binaharin bir ırmakla ن ه ر
  10. فَمَن faman kim
  11. شَرِبَ shariba içerse ش ر ب
  12. مِنْهُ min'hu ondan
  13. فَلَيْسَ falaysa değildir ل ي س
  14. مِنِّى minnī benden
  15. وَمَن waman ve kim
  16. لَّمْ lam ondan tadmazsa
  17. يَطْعَمْهُ yaṭʿamhu ط ع م
  18. فَإِنَّهُۥ fa-innahu şüphesiz o
  19. مِنِّىٓ minnī bendendir;
  20. إِلَّا illā dışında
  21. مَنِ mani kimsenin
  22. ٱغْتَرَفَ igh'tarafa avuçlayan غ ر ف
  23. غُرْفَةًۢ ghur'fatan bir avuç غ ر ف
  24. بِيَدِهِۦ biyadihi eliyle ي د ي
  25. فَشَرِبُوا۟ fasharibū hepsi içtiler ش ر ب
  26. مِنْهُ min'hu ondan
  27. إِلَّا illā hariç
  28. قَلِيلًا qalīlan pek azı ق ل ل
  29. مِّنْهُمْ min'hum içlerinden
  30. فَلَمَّا falammā nihayet
  31. جَاوَزَهُۥ jāwazahu (ırmağı) geçince ج و ز
  32. هُوَ huwa o (Talut)
  33. وَٱلَّذِينَ wa-alladhīna ve kimseler
  34. ءَامَنُوا۟ āmanū iman eden أ م ن
  35. مَعَهُۥ maʿahu beraberindekiler
  36. قَالُوا۟ qālū dediler ق و ل
  37. لَا lā gücümüz yok
  38. طَاقَةَ ṭāqata ط و ق
  39. لَنَا lanā bizim
  40. ٱلْيَوْمَ l-yawma bugün ي و م
  41. بِجَالُوتَ bijālūta Calut'a
  42. وَجُنُودِهِۦ wajunūdihi ve askerlerine karşı ج ن د
  43. قَالَ qāla dedi ق و ل
  44. ٱلَّذِينَ alladhīna kimseler
  45. يَظُنُّونَ yaẓunnūna kanaat getiren ظ ن ن
  46. أَنَّهُم annahum elbette onların
  47. مُّلَٰقُوا۟ mulāqū kavuşacaklarına ل ق ي
  48. ٱللَّهِ l-lahi Allah'a
  49. كَم kam nice
  50. مِّن min topluluk
  51. فِئَةٍ fi-atin ف أ ي
  52. قَلِيلَةٍ qalīlatin az olan ق ل ل
  53. غَلَبَتْ ghalabat galib gelmiştir غ ل ب
  54. فِئَةً fi-atan topluluğa ف أ ي
  55. كَثِيرَةًۢ kathīratan çok olan ك ث ر
  56. بِإِذْنِ bi-idh'ni izniyle أ ذ ن
  57. ٱللَّهِ l-lahi Allah'ın
  58. وَٱللَّهُ wal-lahu Allah
  59. مَعَ maʿa beraberdir
  60. ٱلصَّٰبِرِينَ l-ṣābirīna sabredenlerle ص ب ر

Bu ayetin geçtiği hadisler

Sahih Sahîh-i Müslim 2052a

«Sirke ne güzel katıktır, sirke ne güzel katıktır.»

Câbir -radıyallahu anh-'dan rivayet olunduğuna göre; Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- ev halkına katık sormuş, onlar da bizde sirkeden başka bir şey yok diye cevap vermişlerdir. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-; sirkeyi istemiş ve gelince yemeye başlamış ve: «Sirke ne güzel katıktır, sirke ne…

نِعْمَ الأُدُمُ الْخَلُّ نِعْمَ الأُدُمُ الْخَلُّ ‏"

Râvi: Jâbir ibn Abdullah + 3 başka rivayet Şerhli

249. ayetle ilgili ayetler

Lafzen benzer ayetler

Bu ayetle ortak bir ifadeyi paylaşırlar: ezberlerken birbirinden ayırt etmeye yarar.

  • Bakara 2:46

    ٱلَّذِينَ يَظُنُّونَ أَنَّهُم مُّلَٰقُوا۟ رَبِّهِمْ وَأَنَّهُمْ إِلَيْهِ رَٰجِعُونَ

    Onlar, Rablerine kavuşacaklarını ve gerçekten O’na döneceklerini bilirler.

  • Enfâl 8:66

    ٱلْـَٰٔنَ خَفَّفَ ٱللَّهُ عَنكُمْ وَعَلِمَ أَنَّ فِيكُمْ ضَعْفًا فَإِن يَكُن مِّنكُم مِّا۟ئَةٌ صَابِرَةٌ يَغْلِبُوا۟ مِا۟ئَتَيْنِ وَإِن يَكُن مِّنكُمْ أَلْفٌ يَغْلِبُوٓا۟ أَلْفَيْنِ بِإِذْنِ ٱللَّهِ وَٱللَّهُ مَعَ ٱلصَّٰبِرِينَ

    Şimdi Allah yükünüzü hafifletti, zira içinizde zaaf bulunduğunu biliyordu. Eğer içinizde sabırlı yüz kişi olursa iki yüz kişiye galip gelirler. Eğer içinizde (sabırlı) bin kişi olursa, Allah’ın izniyle iki bin kişiye galip gelirler. Allah, sabredenlerle beraberdir.

Bakara Suresi’nin tüm benzer ayetleri

Daha fazlası

14 Ekim 2026 Çarşamba 3 جمادى الأولى 1448 هـ