Bakara Suresi’nin 146. ayeti (2:146) Medeni bir surededir; 2. cüzde, Mushaf’ın 23. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 69 kârinin sesinden dinleyin.
Bakara Suresi 146. ayeti dinleyin
69 kâriden 75 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.
Tüm sesler (75)
146. ayetin tefsiri
el-Muhtasar
Kendilerine kitap indirdiğimiz Yahudi ve Hristiyan âlimlerinden bazıları kendileri katında, Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in peygamberlik alametlerinden biri olan kıblenin değiştirilmesi meselesini, kendi çocuklarını bildikleri ve çocuklarını başka çocuklardan ayırt edebildikleri gibi kesin olarak biliyorlar. Bununla beraber onlardan bazıları, içlerinde bulunan haset sebebiyle bunu yapıyorlar ve bunun hak olduğunu bildikleri halde Peygamber'in getirdiği hakkı gizliyorlar.
146. “Kendilerine Kitab’ı verdiklerimiz onu öz oğullarını tanıdıkları gibi tanıyorlar.” Yüce Allah bu buyruğu ile şunu haber vermektedir: Kitap ehli Muhammed’in sallallahu aleyhi ve sellem Allah’ın Rasûlü olduğunu, O’nun getirdiklerinin de hak ve gerçek olduğunu bilmektedirler. Kendi oğullarını başkalarıyla karıştırmadan gayet iyi tanıdıkları gibi senin peygamber olduğunu da gayet iyi biliyorlar. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem hakkındaki bilgileri hiçbir şüphe ve tereddüde meydan vermeyecek derecede ileri bir seviyededir. Fakat onların bir bölümü -ki bunlar da onu inkar eden … Devamını oku
Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in peygamberliğine delalet etmesi sebebiyle kıblenin değiştirilmesi konusu hakkında uzunca bahsedilmiştir.
Tartışmayı bırakarak, mümin kul için Allah'a itaat etmek ve O'na doğru yarışmakla meşgul olmak, kıyamet günü Rabbinin katında daha faydalıdır.
Allah'a ulaştıran salih ameller çeşitli ve çoktur. Mümine yakışan yüce Allah'tan sevabını ümit ederek bu amelleri yapmasıdır.
Sevabının, kulun en yüce topluluğun içinde anılması olacağından, Allah -Azze ve Celle-'yi zikretmenin ne kadar büyük bir amel olduğu.
146. ayetin diğer mealleri
Kendilerine kitap verdiklerimiz (Yahudi ve Hıristiyanlar) onu (Muhammed’i) öz oğulları gibi tanırlar. Bununla beraber onlardan bir kısmı bildikleri halde hakkı gizlerler.
Kendilerine kitap verdiklerimiz onu (o kitaptaki peygamberi), özoğullarını tanıdıkları gibi tanırlar. Buna rağmen onlardan bir grup, hakkı bile bile gizler.
O kendilerine kitap verdiğimiz ümmetlerin âlimleri onu o peygamberi oğullarını tanır gibi tanırlar, böyle iken içlerinden bir takımı gerçeği bile bile gizlerler.
Abdullah b. Ömer -radıyallahu anhuma'dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Yahudiler Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e gelip, içlerinden bir erkekle kadının zina ettiğini söylediler. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- kendilerine: "Recm hakkında Tevrat'ta ne buluyorsunuz?"…
''Cemaat Küba'da sabah namazını kılarken aniden onlara biri gelip: Gerçekten bu gece Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'e Kur'an indirildi ve Kâbe’ye doğru dönmesi emrolundu. Dolayısıyla siz de Kâbe’ye dönün!'' dedi. Bu sırada Kubalıların yüzleri, Şam bölgesine doğru bulunuyordu. Bu ifade üzerine…