7:107 ayetinin metni
فَأَلْقَىٰ عَصَاهُ فَإِذَا هِىَ ثُعْبَانٌ مُّبِينٌ ١٠٧
Okunuşu
fa-alqā ʿaṣāhu fa-idhā hiya thuʿ'bānun mubīnun
Meal
Bunun üzerine asâsını (yere) bıraktı. (Asâ) hemen apaçık bir ejderha oluverdi.
سورة الأعراف، الآية ١٠٧
فَأَلْقَىٰ عَصَاهُ فَإِذَا هِىَ ثُعْبَانٌ مُّبِينٌ ١٠٧
fa-alqā ʿaṣāhu fa-idhā hiya thuʿ'bānun mubīnun
Bunun üzerine asâsını (yere) bıraktı. (Asâ) hemen apaçık bir ejderha oluverdi.
A’râf Suresi’nin 107. ayeti (7:107) Mekki bir surededir; 9. cüzde, Mushaf’ın 164. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 72 kârinin sesinden dinleyin.
72 kâriden 78 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.
Musa asasını yere attı ve o bizzat izleyenler için hemen büyük bir yılana dönüştü.
107. Firavun’un bu sözleri söylemesi üzerine Mûsâ da “asasını” yere “attı da o” asa “birden apaçık” besbelli ve gözlerinin önünde hareket eden “bir yılan oluverdi.”
A’râf suresinin 105-120. ayetleriyle ilgilidir (Mushafın 164. sayfası).
Bunu üzerine Musa asâsını attı. Birden o apaçık bir ejderha oluverdi.
Bunun üzerine Mûsâ asasını yere atmış, o da birden apaçık bir yılan haline gelivermişti.
Bunun üzerine Musa, asâsını yere bırakıverdi, o da birdenbire kocaman bir ejderha kesiliverdi.
قَالَ أَلَمْ نُرَبِّكَ فِينَا وَلِيدًا وَلَبِثْتَ فِينَا مِنْ عُمُرِكَ سِنِينَ
Firavun, şöyle dedi: “Seni biz küçük bir çocuk olarak alıp aramızda büyütüp, yetiştirmedik mi? Sen ömrünün nice yıllarını aramızda geçirdin.”
Bu ayetle ortak bir ifadeyi paylaşırlar: ezberlerken birbirinden ayırt etmeye yarar.
فَأَلْقَىٰ عَصَاهُ فَإِذَا هِىَ ثُعْبَانٌ مُّبِينٌ
(Mûsâ) bunun üzerine asasını bıraktı. O da hemen apaçık bir yılan oluverdi.