İçeriğe geç

Âl-i İmrân Suresi 48. Ayet

سورة آل عمران، الآية ٤٨

3:48 3. cüz 6. hizb Mushaf’ta 56. sayfa Medeni sure

3:48 ayetinin metni

وَيُعَلِّمُهُ ٱلْكِتَٰبَ وَٱلْحِكْمَةَ وَٱلتَّوْرَىٰةَ وَٱلْإِنجِيلَ ۝٤٨

Okunuşu

wayuʿallimuhu l-kitāba wal-ḥik'mata wal-tawrāta wal-injīla

Meal

O’na kitabı, hikmeti, Tevrat ve İncil’i öğretecektir.

Başka bir dilde meal
Mahmud Halil el-Husari Sure içinde oku

Âl-i İmrân Suresi’nin 48. ayeti (3:48) Medeni bir surededir; 3. cüzde, Mushaf’ın 56. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 71 kârinin sesinden dinleyin.

Âl-i İmrân Suresi 48. ayeti dinleyin

71 kâriden 77 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.

Tüm sesler (77)

48. ayetin tefsiri

el-Muhtasar

Allah ona yazmayı, doğru söz söylemeyi, söz ve amellerde başarılı olmayı öğretendir. Aynı şekilde O'na Musa -aleysisselam-'a indirdiği kitap olan Tevrat'ı ve indireceği İncil'i öğretendir.

Büyük tefsirler

es-Sa’dî Tefsiri 33–55. ayetler

33-34. Yüce Allah’ın kulları arasından seçtiği kimseler vardır. O üstün faziletlerle, yüce sıfatlarla, faydalı bilgilerle, salih amellerle ve çeşitli özelliklerle onlara ihsan ve lütufta bulunur, onları beğenip seçer. Yüce Allah bu buyruklarda bu büyük aileleri, bunların arasındaki kemal sıfatlarını elde etmiş üstün ve kâmil erkeklerin bazılarını söz konusu etmektedir. Faziletin ve hayrın bu üstün şahsiyetlerin zürriyetlerinde müteselsilen devam ettiğini, onların erkek ve kadınlarını da kapsamına aldığını ortaya koymaktadır. İşte bu Yüce Allah’ın en üstün lütuflarından, cömertlik ve kereminin … Devamını oku

Âl-i İmrân Suresi’nin tamamının tefsiri

Bu ayetlerden çıkarılan faydalar

Âl-i İmrân suresinin 46-52. ayetleriyle ilgilidir (Mushafın 56. sayfası).

  • Yazı yazmanın değer ve önemi. Öyle ki Allah Teâlâ her şeyden önce yazı yazmayı zikretmiştir.
  • Allah Teâlâ'nın kanunlarından biri de, doğruluklarına dair hiçbir beşerin güç yetiremeyeceği ayetler (mucizeler) ile peygamberlerini desteklemesidir.
  • İsâ -aleyhisselam-, daha önce Tevrat'ın bazı dini emirlerinde İsrailoğulları'na zorlaştırılmış olan şeyleri hafifletmek için gönderilmiştir. Bunda, şeriatler arasında neshin gerçekleştiğine dair delil vardır.

48. ayetin diğer mealleri

O’na kitabı, hikmeti Tevrat ve İncil’i öğretecektir ve O’nu İsrailoğulları'na peygamber olarak gönderecektir.

   (Melekler, Meryem'e hitaben İsa hakkında sözlerine devam ettiler:) Allah ona yazmayı, hikmeti, Tevrât’ı, İncîl'i öğretecek.

Allah ona kitab (okuma ve yazmay)ı, hikmeti ve Tevrat ile İncil'i öğretir.

48. ayet kelime kelime

  1. وَيُعَلِّمُهُ wayuʿallimuhu ve ona öğretecektir ع ل م
  2. ٱلْكِتَٰبَ l-kitāba Kitabı ك ت ب
  3. وَٱلْحِكْمَةَ wal-ḥik'mata ve Hikmeti ح ك م
  4. وَٱلتَّوْرَىٰةَ wal-tawrāta ve Tevrat'ı
  5. وَٱلْإِنجِيلَ wal-injīla ve İncil'i

48. ayetle ilgili ayetler

İbn Kesîr’in bu ayetin tefsirinde andığı ayetler

  • Kamer 54:50

    وَمَآ أَمْرُنَآ إِلَّا وَٰحِدَةٌ كَلَمْحٍۭ بِٱلْبَصَرِ

    Bizim buyruğumuz sadece bir tektir. Bir göz kırpmak gibidir.

Lafzen benzer ayetler

Bu ayetle ortak bir ifadeyi paylaşırlar: ezberlerken birbirinden ayırt etmeye yarar.

  • Mâide 5:110

    إِذْ قَالَ ٱللَّهُ يَٰعِيسَى ٱبْنَ مَرْيَمَ ٱذْكُرْ نِعْمَتِى عَلَيْكَ وَعَلَىٰ وَٰلِدَتِكَ إِذْ أَيَّدتُّكَ بِرُوحِ ٱلْقُدُسِ تُكَلِّمُ ٱلنَّاسَ فِى ٱلْمَهْدِ وَكَهْلًا وَإِذْ عَلَّمْتُكَ ٱلْكِتَٰبَ وَٱلْحِكْمَةَ وَٱلتَّوْرَىٰةَ وَٱلْإِنجِيلَ وَإِذْ تَخْلُقُ مِنَ ٱلطِّينِ كَهَيْـَٔةِ ٱلطَّيْرِ بِإِذْنِى فَتَنفُخُ فِيهَا فَتَكُونُ طَيْرًۢا بِإِذْنِى وَتُبْرِئُ ٱلْأَكْمَهَ وَٱلْأَبْرَصَ بِإِذْنِى وَإِذْ تُخْرِجُ ٱلْمَوْتَىٰ بِإِذْنِى وَإِذْ كَفَفْتُ بَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ عَنكَ إِذْ جِئْتَهُم بِٱلْبَيِّنَٰتِ فَقَالَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ مِنْهُمْ إِنْ هَٰذَآ إِلَّا سِحْرٌ مُّبِينٌ

    Allah o zaman şöyle diyecek: “Ey Meryem oğlu İsâ, senin üzerindeki ve annenin üzerindeki nimetimi hatırla. Hani ben, seni Rûhu’l-Kudüs (Cebrâil) ile desteklemiştim. Beşikteyken de, yetişkin iken de insanlarla konuşuyordun. Hani sana kitabı (yazıyı), hikmeti, Tevrat’ı ve İncil’i de öğretmiştim. Hani benim iznimle çamurdan bir kuş suretine benzer bir şeyi yapıyordun; ona üfürüyordun da iznimle (canlı) bir kuş oluveriyordu. Anadan doğma körü, abrası (alaca hastalığına yakalanmışı) da yine benim iznimle iyi ediyordun. Yine benim iznimle ölüleri (kabirlerinden diri olarak) çıkartıyordun. Ve hani İsrailoğulları'nı kendilerine apaçık mucizelerle geldiğin zamanda senden (zarar vermelerini engelleyerek) çekmiştim de içlerinden kâfir olanları; “Bu apaçık bir sihirden başka bir şey değildir” demişlerdi.

Âl-i İmrân Suresi’nin tüm benzer ayetleri

Daha fazlası

18 Ekim 2026 Pazar 7 جمادى الأولى 1448 هـ