İçeriğe geç

Âl-i İmrân Suresi 46. Ayet

سورة آل عمران، الآية ٤٦

3:46 3. cüz 6. hizb Mushaf’ta 56. sayfa Medeni sure

3:46 ayetinin metni

وَيُكَلِّمُ ٱلنَّاسَ فِى ٱلْمَهْدِ وَكَهْلًا وَمِنَ ٱلصَّٰلِحِينَ ۝٤٦

Okunuşu

wayukallimu l-nāsa fī l-mahdi wakahlan wamina l-ṣāliḥīna

Meal

O, insanlarla beşikte iken de yetişkin iken de konuşacaktır ve o, salihlerden biridir.

Başka bir dilde meal
Mahmud Halil el-Husari Sure içinde oku

Âl-i İmrân Suresi’nin 46. ayeti (3:46) Medeni bir surededir; 3. cüzde, Mushaf’ın 56. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 71 kârinin sesinden dinleyin.

Âl-i İmrân Suresi 46. ayeti dinleyin

71 kâriden 77 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.

Tüm sesler (77)

46. ayetin tefsiri

el-Muhtasar

O, insanlarla küçük bir çocuk iken henüz konuşma vaktinden önce konuşacaktır. Aynı şekilde gücü ve erkekliği kemale ermiş büyük bir kimse iken de konuşmuş, dinî ve dünyevi işlerinde onların hayrına olan şeyleri haber vermiştir. Yine o, sözlerinde ve amellerinde salihlerdir.

Büyük tefsirler

es-Sa’dî Tefsiri 33–55. ayetler

33-34. Yüce Allah’ın kulları arasından seçtiği kimseler vardır. O üstün faziletlerle, yüce sıfatlarla, faydalı bilgilerle, salih amellerle ve çeşitli özelliklerle onlara ihsan ve lütufta bulunur, onları beğenip seçer. Yüce Allah bu buyruklarda bu büyük aileleri, bunların arasındaki kemal sıfatlarını elde etmiş üstün ve kâmil erkeklerin bazılarını söz konusu etmektedir. Faziletin ve hayrın bu üstün şahsiyetlerin zürriyetlerinde müteselsilen devam ettiğini, onların erkek ve kadınlarını da kapsamına aldığını ortaya koymaktadır. İşte bu Yüce Allah’ın en üstün lütuflarından, cömertlik ve kereminin … Devamını oku

Âl-i İmrân Suresi’nin tamamının tefsiri

Bu ayetlerden çıkarılan faydalar

Âl-i İmrân suresinin 46-52. ayetleriyle ilgilidir (Mushafın 56. sayfası).

  • Yazı yazmanın değer ve önemi. Öyle ki Allah Teâlâ her şeyden önce yazı yazmayı zikretmiştir.
  • Allah Teâlâ'nın kanunlarından biri de, doğruluklarına dair hiçbir beşerin güç yetiremeyeceği ayetler (mucizeler) ile peygamberlerini desteklemesidir.
  • İsâ -aleyhisselam-, daha önce Tevrat'ın bazı dini emirlerinde İsrailoğulları'na zorlaştırılmış olan şeyleri hafifletmek için gönderilmiştir. Bunda, şeriatler arasında neshin gerçekleştiğine dair delil vardır.

46. ayetin diğer mealleri

O, insanlarla beşikte iken de yetişkin iken de konuşacaktır ve o, salihlerden biridir.

     O, beşikte iken ve yetişkin halinde iken insanlarla konuşacaktır. Sâlihlerden olacaktır.

Beşikte de, yetişkin çağında da insanlarla konuşacak ve iyilerden olacaktır.

46. ayet kelime kelime

  1. وَيُكَلِّمُ wayukallimu ve konuşacak ك ل م
  2. ٱلنَّاسَ l-nāsa insanlara أ ن س
  3. فِى fī beşikte
  4. ٱلْمَهْدِ l-mahdi م ه د
  5. وَكَهْلًا wakahlan ve yetişkinlikte ك ه ل
  6. وَمِنَ wamina ve iyilerden olacaktır
  7. ٱلصَّٰلِحِينَ l-ṣāliḥīna ص ل ح

Bu ayetin geçtiği hadisler

Bu ayet 2 hadiste geçiyor; hadislerin metni Arapçadır.

46. ayetle ilgili ayetler

İbn Kesîr’in bu ayetin tefsirinde andığı ayetler

  • Âl-i İmrân 3:39

    فَنَادَتْهُ ٱلْمَلَٰٓئِكَةُ وَهُوَ قَآئِمٌ يُصَلِّى فِى ٱلْمِحْرَابِ أَنَّ ٱللَّهَ يُبَشِّرُكَ بِيَحْيَىٰ مُصَدِّقًۢا بِكَلِمَةٍ مِّنَ ٱللَّهِ وَسَيِّدًا وَحَصُورًا وَنَبِيًّا مِّنَ ٱلصَّٰلِحِينَ

    (Zekeriya) mabedde namaz kılarken melekler ona: “Allah sana, Allah'tan bir kelimeyi (İsa’yı) doğrulayıcı, efendi, nefsine hâkim ve salihlerden bir peygamber olarak Yahya’yı müjdeler!” diye seslendiler.

Lafzen benzer ayetler

Bu ayetle ortak bir ifadeyi paylaşırlar: ezberlerken birbirinden ayırt etmeye yarar.

  • Mâide 5:110

    إِذْ قَالَ ٱللَّهُ يَٰعِيسَى ٱبْنَ مَرْيَمَ ٱذْكُرْ نِعْمَتِى عَلَيْكَ وَعَلَىٰ وَٰلِدَتِكَ إِذْ أَيَّدتُّكَ بِرُوحِ ٱلْقُدُسِ تُكَلِّمُ ٱلنَّاسَ فِى ٱلْمَهْدِ وَكَهْلًا وَإِذْ عَلَّمْتُكَ ٱلْكِتَٰبَ وَٱلْحِكْمَةَ وَٱلتَّوْرَىٰةَ وَٱلْإِنجِيلَ وَإِذْ تَخْلُقُ مِنَ ٱلطِّينِ كَهَيْـَٔةِ ٱلطَّيْرِ بِإِذْنِى فَتَنفُخُ فِيهَا فَتَكُونُ طَيْرًۢا بِإِذْنِى وَتُبْرِئُ ٱلْأَكْمَهَ وَٱلْأَبْرَصَ بِإِذْنِى وَإِذْ تُخْرِجُ ٱلْمَوْتَىٰ بِإِذْنِى وَإِذْ كَفَفْتُ بَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ عَنكَ إِذْ جِئْتَهُم بِٱلْبَيِّنَٰتِ فَقَالَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ مِنْهُمْ إِنْ هَٰذَآ إِلَّا سِحْرٌ مُّبِينٌ

    Allah o zaman şöyle diyecek: “Ey Meryem oğlu İsâ, senin üzerindeki ve annenin üzerindeki nimetimi hatırla. Hani ben, seni Rûhu’l-Kudüs (Cebrâil) ile desteklemiştim. Beşikteyken de, yetişkin iken de insanlarla konuşuyordun. Hani sana kitabı (yazıyı), hikmeti, Tevrat’ı ve İncil’i de öğretmiştim. Hani benim iznimle çamurdan bir kuş suretine benzer bir şeyi yapıyordun; ona üfürüyordun da iznimle (canlı) bir kuş oluveriyordu. Anadan doğma körü, abrası (alaca hastalığına yakalanmışı) da yine benim iznimle iyi ediyordun. Yine benim iznimle ölüleri (kabirlerinden diri olarak) çıkartıyordun. Ve hani İsrailoğulları'nı kendilerine apaçık mucizelerle geldiğin zamanda senden (zarar vermelerini engelleyerek) çekmiştim de içlerinden kâfir olanları; “Bu apaçık bir sihirden başka bir şey değildir” demişlerdi.

Âl-i İmrân Suresi’nin tüm benzer ayetleri

Daha fazlası

18 Ekim 2026 Pazar 7 جمادى الأولى 1448 هـ