Peygamber ﷺ “İman yetmiş ya da altmış küsur şubedir; hayâ da imandan bir şubedir” (Buhârî, 9; Müslim, 35) ve “Hayâ ancak hayır getirir” buyurmuştur (Buhârî, 6117). Kur’an, Medyen’deki yaşlı adamın iki kızından birinin Mûsâ’ya “utana utana yürüyerek” geldiğini anlatır (Kasas 28:25).
Haya isminin anlamı ve kökeni
Hayâ, insanı çirkin olandan alıkoyan ve iyi davranmaya yönelten iç edep ve utanma duygusudur. Kelime hayat bildiren h-y-y kökündendir; İbnü’l-Kayyim, hayânın kalbin diriliği ölçüsünde olduğunu söyler. Türkçede ve Güney Asya’da Haya bu anlamda anlaşılır. Körfez’de ve Ürdün’de ise Haya (هيا) başka bir isimdir: Necd’in eski isimlerindendir, anlamı kesin olarak bilinmez; çoğu zaman “haydi!” anlamındaki heyyâ ünlemine bağlanır.
İki kadından biri utana utana Mûsâ’nın yanına gelerek: “Babam bizim hayvanlarımızı sulamana karşılık ücret vermek için seni çağırıyor.” dedi. Mûsâ -aleyhisselam- onun yanına varınca başından geçen olayları anlattı. O da: “Artık korkma, o zalim kavimden kurtuldun.” dedi.