Ebû Saîd el-Hudrî -radıyallahu anh-'dan merfû olarak rivayet edildiğine göre, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Mümin'den başkasını arkadaş edinme, yemeğini de Allah'tan hakkıyla korkanlardan başkası yemesin.»
Rivayet eden: Tirmizî (No. 2395), Ebû Dâvûd (No. 4832), Ahmed b. Hanbel (No. 10909) ve Dârimî (No. 1968).
Ebû Saîd -radıyallahu anh-'ın rivayet ettiği hadis, Müslüman kimsenin her daim salah ehli ile arkadaşlık yapmasının gerekliliğini ifade etmektedir. Aynı zamanda hadis, müminlerle dostluk kurmanın gerekliliğini, kâfir ve münafıklardan da uzak durmanın gerekliliğini içermektedir. Çünkü kâfir ve münafıklar ile arkadaşlık yapmak dine zarar verir. Müminden kasıt; mümin olan kimselerdir. Salihlerle beraber olmayı şu sözüyle açıklamıştır: «Yemeğini de Allah'tan hakkıyla korkanlardan başkası yemesin.» Vera sahibi olan kimse yemeğini Allah'a ibadette sarf eder. Manası, yemeğini de Allah'tan hakkıyla korkanlardan başkasına yedirmemelidir. Bu kapsama düğün yemeğine vb. şeylere davet etmek de girer. Davet edilen kimsenin, iman ve salah ehli olmasına dikkat edilmesi gerekir.
Arapça açıklama
أفاد حديث أبي سعيد الخدري رضي الله عنه أن الواجب على المسلم ملازمة أهل الصلاح في كل أحواله، ففي الحديث الحث على صُحبة المؤمنين، وهذا ما يتطلب البعد عن مصاحبة الكفار والمنافقين؛ لأن مصاحبتهم مضرةٌ في الدين فالمراد بالمؤمن أي عدد من المؤمنين.
وأكَّد هذه الملازمة للصالحين بقوله: (ولا يأكل طعامك إلا تقي) أي: مُتورِّع يصرِف قوت الطعام إلى عبادة الله، والمعنى لا تطعم طعامك إلا تقيًّا، ويدخل في هذا أيضاً طعام الدعوة كالوليمة وغيرها، فينبغي أن يكون المدعو من أهل الإيمان والصلاح.
النهي عن موالاة الكفار ومودتهم ومصاحبتهم، وكذلك الفجَّار لا يصاحبهم وتكون موالاتهم بقدر إيمانهم وبغضهم بقدر معصيتهم.
الأمر بملازمة الأتقياء الأوفياء ومخالطتهم والحرص على دعوتهم في الولائم وغيرها.