وعن أبي بشر قبيصة بن المخارق رضي الله عنه قال: تحملت حمالة رسول الله صلى الله عليه وسلم أسأله فيها، فقال: "أقم حتى تأتينا الصدقة فنأمر لك بها" ثم قال: "يا قبيصة إن المسألة لا تحل إلا لأحد ثلاثة: رجل تحمل حمالة، فحلت له المسألة حتى يصيبها، ثم يمسك. ورجل أصابته جائحة اجتاحت ماله، فحلت له المسألة حتى يصيب قوماً من عيش، أو قال: سداداً من عيش، ورجل أصابته فاقة، حتى يقول ثلاثة من ذوى الحجى من قومه: لقد أصابت فلاناً فاقة، فحملت له المسألة حتى يصيب قواما من عيش، أو قال: سداداً من عيش. فما سواهن من المسألة يا قبيصة سحت، يأكلها صاحبها سحتاً" ((رواه مسلم)).
"الحمالة" بفتح الحاء: أن يقع قتال ونحوه بين فريقين، فيصلح إنسان بينهم على مال يتحمله ويلتزمه على نفسه. و"الجائحة" : الآفة تصيب مال الإنسان. و"القوام" بكسر القاف وفتحها: هو ما يقوم به أمر الإنسان من مال ونحوه. و"السداد" بكسر السين: ما يسد حاجة المعوز ويكفيه، و"الفاقة" : الفقر. و"الحجى": العقل.
Ebu Bişr Kabisa ibn-il Muharik (Allah Ondan razı olsun) şöyle demiştir: Bir takım büyük işler yüklendim de ağır borç altına girdim ve bu yüzden Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem)’e müracaat ettim. O da bana: “ Biraz bekle sadaka malı gelsin de ondan sana verilmesini emrederiz,” dedi ve şöyle devam etti:
-Ey Kabisa; dilenmek, istemek yalnızca üç kimse için helaldir.
1- Kan davası için diyet borcu altına giren kimse veya büyük bir meblağ için kefil olup da borç altına giren kimsenin o borcu ödeyinceye kadar istemesi helaldir, sonra dilenmekten vazgeçer.
2- Bütün mal varlığını yok eden (İflas, deprem, yangın vs.) bir felakete uğramış kimse geçimini yoluna koyacak kadar istemesi helaldir, sonra dilenmeyi bırakır.
3- Son derece fakirliğe düşüp de kendisini tanıyanlardan en az aklı başında üç kişinin “Çok fakir düştü” denecek hale gelen kimsenin de geçimini temin edecek kadar isteyip dilenmesi helaldir.
Ey Kabisa bu hallerin dışında dilenmek haramdır. Dilenen haram yemiş olur.” (Müslim, Zekat 109)
Rivayet eden: Müslim (No. 1044), Ebû Dâvûd (No. 1640), Nesâî (No. 2579, 2580), Ahmed b. Hanbel (No. 15351, 19691) ve Dârimî (No. 1616). Riyâzü's-Sâlihîn içinde geçer (No. 535).