وعن جابر، رضي الله عنه أن النبي صلى الله عليه وسلم اشترى منه بعيرًا فوزن له فأرجح. ((متفق عليه))
Cabir -radıyallau anh- anlatıyor: Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- ondan bir deve satın almıştı. Devenin parasının tartılmasını ve üzerine bir miktar ilave edilmesini emretti.
“Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- ondan bir deve satın almıştı.” Yani, Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- Cabir -radıyallahu anh-’dan bu deveyi satın almıştır. “Devenin parasının (karşılığını) tartı ile tarttı.” Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- onun için devenin parasının karşılığını tartı ile tartılan bir şey vererek takdim etmiştir. Burada Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-’in emriyle hakikatte tartma işlemini yapan Bilal -radıyallahu anh-’dır. Hadisin aslında “Bilal’e benim için ukiyye (ölçü birimi) tartmasını emretti. Bilal de benim için tarttı ve üzerine bir miktar ilave etti.” “Üzerine bir miktar ilave etti.” Cabir –radıyallahu anh-’ın devenin fiyatından hak ettiğinden daha fazlasını koydu. Geçmişte insanlar, parayı tartarak birbirlerine muamele ediyorlardı. Adet olarak da muamele etmekteydiler. Ancak çoğunluk tartı yöntemini tercih ederdi.
Arapça açıklama
هذا الحديث له قصة، وهي هنا مختصرة، "أن النبي صلى الله عليه وسلم اشْتَرَى منه بَعِيراً" أي: أن النبي صلى الله عليه وسلم اشترى من جابر رضي الله عنه بعيراً.
"فَوَزَنَ له" أي: أن النبي صلى الله عليه وسلم وَزَن له ثَمن البعير، وهذا من باب التجوز، وإلا فإن حقيقة الوزَّان في هذا الحديث: بلال رضي الله عنه بأمر النبي صلى الله عليه وسلم كما هو في أصل الحديث: "فأمر بلالا أن يَزِن لي أوقية، فوزن لي بلال، فأرجح في الميزان" أي: زاد في الوَزْن أكثر مما يستحقه جابر رضي الله عنه من ثَمن البعير، وكانوا فيما سبق يتعاملون بالنقود وزناً لا عدداً وإن كانوا يتعاملون أيضا بها عدداً لكن الكثير وزناً.
جواز الزيادة على الثمن عند الأداء والرُّجْحان في الوزن.