- باب استحباب سجود الشكر عند حصول نعمة ظاهرة أو اندفاع بلية ظاهرة:
Hüküm yok
Şuayb el-Arnaût hükmü
Riyâzü's-Sâlihîn 1159
عن سعد بن أبي وقاص، رضي الله عنه، قال: خرجنا مع رسول الله صلى الله عليه وسلم من مكة نريد المدينة، فلما كنا قريبًا من عزوراء نزل ثم رفع يديه، فدعا الله ساعة، ثم خر ساجدًا، فمكث طويلا، ثم قام فرفع يديه ساعة، ثم خر ساجدًا- فعله- ثلاثًا- وقال:
Sa’d ibni Ebu Vakkas (Allah Ondan razı olsun)’dan rivayetle şöyle demiştir: Bir gün Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem)’le beraber Medine’ye gitmek üzere Mekke’den yola çıkmış Azvera denilen yere yaklaştığımızda Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) bineğinden inip ellerini kaldırarak bir süre dua etti, sonra secdeye kapandı. Uzun bir süre böylece kaldı. Sonra kalktı, ellerini açıp tekrar bir müddet daha dua etti. Sonra secdeye kapandı, bunu üç defa tekrarlayarak buyurdu ki:
“Rabbimden dilekte bulundum ve ümmetim için şefaat niyaz ettim. O da ümmetimin üçte birini bana bağışladı. Ben de Rabbime şükretmek için secdeye kapandım. Sonra tekrar başımı kaldırıp Rabbimden ümmetimi bağışlamasını istedim. O da bana ümmetimin üçte birini bağışladı. Ben de bunun üzerine Rabbime şükür secdesine kapandım. Sonra tekrar başımı kaldırıp ümmetim için dilekte bulundum. O da bana ümmetimin geri kalan üçte birini bağışladı. Ben de Rabbime şükretmek üzere secdeye kapandım.” (Ebu Davud, Cihad 152)
Rivayet eden: Ebû Dâvûd (No. 2775). Riyâzü's-Sâlihîn içinde geçer (No. 1159).