Müminlerin annesi Âişe -radıyallahu anha-'dan rivayet edildiğine göre, o şöyle demiştir:
Abdurrahman b. Avf ile evli Ummu Habibe binti Cahş, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e (istihâze, özür) kanından şikayette bulundu ve bunun hakkında soru sordu: Nebi -aleyhisselâm- ona şöyle buyurdu: «Hayzın (normalde) seni hapsettiği (engellediği) süre kadar bekle, sonra da yıkan.» (Ummu Habibe binti Cahş) Her namaz için yıkanıyordu.
Rivayet eden: Müslim (No. 334f, 334e), Ebû Dâvûd (No. 279), Nesâî (No. 207, 352) ve Ahmed b. Hanbel (No. 24675).
Kadın sahabelerden biri, Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem-'e sürekli olarak devam eden kanamasından dolayı şikayetçi olmuştur. Bu yüzden, normal olmayan bu durum kendisine gelmeden önce, hayız gördüğü zaman diliminde namazı bırakmasını emretti. Daha sonra yıkanmasını ve namaz kılmasını söyledi. Bu kadın sahabe her namaz için nafile olarak gusül almıştır.
Hadisten çıkan dersler
İstihâze: Bir kadının hayız kanı gördüğü normal günlerden sonra da kan gelmeye devam etmesidir.
İstihâze durumunda olan kadın, istihâze görmeden önce hayızlı olduğu günlerin sayısı kadar kendini hayızlı sayar.
Eğer asıl hayız günleri geçmişse, -istihâze kanı olsa dahi- hayızdan temiz sayılır ve hayızdan sonra gusül alır.
İstihâze olan kadının her namazda gusül alması gerekmez; bu sahabenin yıkanması -radıyallahu anha-'nın kendi görüşüdür. Eğer farz olsaydı, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- bunu ona açıklardı.
İstihâze olan kadının her namaz için abdest alması gerekir. Çünkü bu durum sürekli ve kesintisizdir. İdrarını tutamama veya sürekli gaz çıkarma sorunu yaşayan kişi gibi sürekli devam eden bu durum istihâze olan kadın için de geçerlidir.
Dinde karmaşık gelen bilinmeyen bir meseleyi âlimlere sormak gerekir. Kadın sahabe kendisinden çokça gelen bu istihâze kanı hakkındaki hükmü Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem-'e sormuştur.
Arapça açıklama
اشْتَكتْ إِحدى الصحابيَّات للنبيِّ صلى الله عليه وسلم استمرارَ نزولِ الدَّم معها،
فأمَرَها أن تنقطع عن الصلاة قَدْرَ ما كانت حيضتُها تحبِسُها قبلَ نزولِ هذا الأمر الطارئ بها، ثم تغتسل وتصلي، فكانت تغتسل تطوُّعًا لكل صلاة.
الاستحاضة هي: أن يَسْتَمرَّ بالمرأة خروجُ الدم بعد أيام حيضِها المُعتاد.
المستحاضة تَعتَبِر نفسَها حائضًا قَدْر الأيَّام التي كان يأتيها فيها الحيض، قبل أن يُصيبها ما أصابها من الاستحاضة.
إذا مَضَت قَدْرُ أيَّام عادتِها الأصلية، فإنَّها تُعتَبر طاهرةً من الحيض -ولو أنَّ دم الاستحاضة معها- فتغتسل من الحيض.
المستحاضة لا يجب عليها الغسل لكل صلاة؛ لأنَّ اغتسالَها رضي الله عنها كان باجتهاد منها، ولو كان واجبًا لَبَيَّنَه لها رسولُ الله صلى الله عليه وسلم.
المستحاضة يلزمها أن تتوضأ لكل صلاة؛ لأن حَدَثَها دائم لا ينقطع، ومثلُها كلُّ مَن حَدَثه دائم كالذي به سَلَسُ بول، أو خروج ريح مستمر.
سؤال أهل العلم عمّا يُشكل في أمور الدين، حيث إنّ هذه المرأة شَكَت إلى النبي صلى الله عليه وسلم، وسألته عن كثرة الدم الذي يصيبها.
Aişe -radıyallahu anha-'dan merfû olarak rivayet edildiğine göre; Ümmü Habibe yedi sene istihâze oldu. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e bunu sorduğunda kendisine yıkanmasını emretti. Âişe şöyle dedi: "Bunun üzerine Ümmü Habibe -radıyallahu anhâ- her namaz için yıkanırdı."
Ben devamlı istihâze olan bir kadınım, hiç temizlenemiyorum. Namazı terk edeyim mi? Bunun üzerine Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Hayır! Bu damardan gelen bir kandır. (Hayız değildir!) Hayızın geldiği vakit kadar namazını kılma; (hayız müddeti bittiği vakit) gusül alıp…
Hamne bint Cahş -radıyallahu anha- şöyle dedi: Çok fazla hayız görüyordum. Bu durumu haber verip fetva istemek için kardeşim Zeynep bint Cahş'ın evinde bulunan Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’e geldim ve: Ya Rasûlallah! Ben çok fazla hayız gören bir kadınım. Buna ne dersin? Bu beni…
Esma bint Ümeys -radıyallahu anha- şöyle demiştir: Ya Rasûlallah! Fatıma bint Ebî Hubeyş şu kadar zamandan beri müstehazadır. (İstihaza kanının namaza mani olduğunu zannettiği için) namazını kılmamaktadır, dedim. Bunun üzerine Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Subhanallah! Bu şeytandandır…