Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- Yahudi ve Hristiyanlara -zimmî olsalar bile- selamla başlamayı yasaklamıştır. Ayrıca Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- onlardan biriyle yolda karşılaştığımızda onu yolun en dar kısmına yönlendirmemizi emretmiştir. Buna göre Mümin yolun ortasından yürür, kenara çekilen ise kâfir olur. Müslüman hiçbir durumda zillet içinde olmaz.
Hadisten çıkan dersler
Bir Müslümanın Yahudi, Hristiyan ve diğer kâfirlerden herhangi biriyle selamlaşmaya başlaması caiz değildir.
Eğer gayrimüslim bir kimse önce selam verirse, "Ve aleykum" diyerek selama karşılık vermek caiz olur.
Bir Müslümanın, bir kâfiri sebepsiz yere kasten onu dar bir yola girmeye zorlayarak taciz etmesi ve ona kasten zarar vermesi caiz değildir. Ancak yol dar veya kalabalık ise Müslümanın bu yolda hakkı daha fazladır, yoldan çekilen kâfir olmalıdır.
Zulüm ve sözde çirkinlik olmaksızın, Müslümanların izzetinin; başkalarının ise zelil olmasının izhar edilmesi ifade edilmiştir.
Kâfirlerin Allah Teâlâ'ya olan küfürlerinden dolayı kısıtlanmaları onların İslam'a yönelmelerine sebep olabilir. Bunun sebebini öğrenirlerse Cehennem'den kurtulmalarına vesile olabilir.
Bir Müslümanın, kâfir birine “Nasılsın? hayırlı sabahlar, hayırlı akşamlar” gibi benzeri sözler söylemesinde bir sakınca yoktur; çünkü yasaklama, selam vermeye yöneliktir.
et-Tîbî şöyle demiştir: Tercih edilen görüş şudur ki, bidat ehline selamla başlanmaz. Eğer bir kimse tanımadığı birine selam verir, gayrimüslim veya bidatçı olduğu ortaya çıkarsa şöyle der: Onu küçük düşürmek için selamımı geri aldım.
Arapça açıklama
يَنْهَى النبيُّ صلى الله عليه وسلم عن بَدْءِ اليهودِ والنصارى بالسلام ولو كانوا ذِمِّيِّيْن، فضلًا عن غيرهم من الكفار، وبَيَّن صلى الله عليه وسلم أننا إذا لقينا أحدَهم في طريق فنَضْطَرّه إلى أَضيَق الطريق، فالمؤمن هو الذي يَمشي في وسط الطريق، والذي يَتَنَحَّى هو الكافر، ولا يكون المسلم ذليلًا بحال من الأحوال.
لا يجوز للمسلم أن يبتدئ أحدًا من اليهود والنصارى وغيرهم من الكفار بالسلام.
يجوز رد السلام عليهم إنْ هم بَدؤوا بالسلام بأن يقول: وعليكم.
لا يجوز للمسلم أنْ يَتَقَصَّدَ أَذيّة الكافر بأن يُضَيِّقَ عليه قصدًا من غير موجب؛ ليضطره إلى أضيق الطريق؛ لكن إن كان الطريق ضيقًا أو مزدحمًا فالمسلم أحق به، والكافر يَتَنَحّى عنه.
إظهار عزة المسلمين وصَغَار غيرهم، دون ظلم أو بَذَاءة في القول.
التضييق على الكفار بسبب ما هم عليه من كفر بالله تعالى، قد يكون ذلك سببًا في إسلامهم؛ فينجوا من النار، إذا حملهم ذلك على معرفة السبب.
لا بأس أن يقول المسلم للكافر ابتداءً كيف حالُك، كيف أصبحتَ، كيف أمسيتَ؟ ونحو ذلك إذا دعت الحاجة إلى ذلك؛ لأن النهي محمول على السلام.
قال الطيبي: المُختار أنَّ المُبتدع لا يُبدأ بالسلام، ولو سلَّم على مَن لا يعرفه فظهر ذِميًّا أو مبتدعًا يقول: استرجعت سلامي تحقيرًا له.
Âlimlerin hükümleri
Hüküm, kitabın (Sahîh-i Müslim) konumundan alınmıştır.