İçeriğe geç

Sahîh-i Müslim32. kitap

Allah Rasûlü –sallallahu aleyhi ve sellem- ile birlikte bir savaşa çıkmıştık. Bizler, altı kişilik gruplara ayrılmıştık ve bir deveye sırayla biniyorduk. Bu nedenle de ayaklarımız yara bere içinde kalmıştı. Benim de ayaklarım yara olmuştu.

باب غَزْوَةِ ذَاتِ الرِّقَاعِ

Sahih Sahîh-i Müslim hadisi Muttefekun aleyh (Buhârî ve Müslim) Sahîh-i Müslim 1816

Râvi:Ebû Mûsâ el-Eş'arî

حَدَّثَنَا أَبُو عَامِرٍ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ بَرَّادٍ الأَشْعَرِيُّ، وَمُحَمَّدُ بْنُ الْعَلاَءِ الْهَمْدَانِيُّ، - وَاللَّفْظُ لأَبِي عَامِرٍ - قَالاَ حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، عَنْ بُرَيْدِ بْنِ أَبِي بُرْدَةَ، عَنْ أَبِي بُرْدَةَ، عَنْ أَبِي مُوسَى، قَالَ

خَرَجْنَا مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي غَزَاةٍ وَنَحْنُ سِتَّةُ نَفَرٍ بَيْنَنَا بَعِيرٌ نَعْتَقِبُهُ - قَالَ - فَنَقِبَتْ أَقْدَامُنَا فَنَقِبَتْ قَدَمَاىَ وَسَقَطَتْ أَظْفَارِي فَكُنَّا نَلُفُّ عَلَى أَرْجُلِنَا الْخِرَقَ فَسُمِّيَتْ غَزْوَةَ ذَاتِ الرِّقَاعِ

Ebu Musa El-Eşari –radıyallahu anh-’tan rivayet edildiğine göre: ‘’Allah Rasûlü –sallallahu aleyhi ve sellem- ile birlikte bir savaşa çıkmıştık. Bizler, altı kişilik gruplara ayrılmıştık ve bir deveye sırayla biniyorduk. Bu nedenle de ayaklarımız yara bere içinde kalmıştı. Benim de ayaklarım yara olmuş ve tırnaklarım düşmüştü. Ayaklarımıza bez parçaları sardığımız için o savaşa Zâtürrikâ ismi verildi. Ebu Burde dedi ki: '’Ebu Musa, bunları anlattı, sonra da yaptığı hoşuna gitmedi ve ‘Ben, bunları niye anlatıyorum ki! Dedi. Herhalde o, salih bir amelini açığa çıkarmış olduğu için bu yaptığını hoş görmemişti.’’

Rivayet eden: Müslim (No. 1816) ve Buhârî (No. 4128).

Kopyala
Kopyalanacaklar:
Hata bildir

Açıklama

Hadisin manası: Ebu Musa –radıyallahu anh- Allah Rasûlü –sallallahu aleyhi ve sellem- ile yanlarında sayıları altı olan bazı arkadaşlarıyla birlikte bir savaşa çıkmışlardı. Aralarında sırayla bindikleri bir develeri vardı. Varmayı hedefledikleri yere ulaşana kadar, içlerinden biri belli bir mesafe biniyor daha sonra sırası bittiğinde o iniyor ve diğer arkadaşı binerek bu şekilde aralarında dönüşümlü olarak biniyorlardı. Bu nedenle de ayaklarımız yara bere içinde kalmıştı. Benim de ayaklarım yara olmuş ve tırnaklarım düşmüştü. Bunu sebebi de, çöl topraklarında uzun mesafe yürümekti. Yanlarında ayaklarını parçalanmaya karşı örtecek bir şey yoktu. Çıplak ayakla yürüyorlardı. Bu yüzden kendilerine çok zarar dokunduğu halde durmadılar, bilakis düşmanla karşılaşana kadar yolculuğa devam ettiler. ‘’Ayaklarımıza bez parçaları sarardık.’’ Bu da şunun delilidir: Toprağın sertliğinden ve uzun mesafe sebebiyle ayakkabıları parçalanmıştı. Onları toprağın sertliğinden ve sıcaklığından koruması için ayaklarına bez parçası sarıyorlardı. ‘’Ayaklarımıza bez parçaları sardığımız için o savaşa Zâtürrikâ ismi verildi.’’ Yani Nebi–sallallahu aleyhi ve sellem-’in savaştığı bu gazveye ‘Zâtürrikâ’ ismi verilmesinin bir sebebidir. Ebu Burde dedi ki: ’’Ebu Musa bu konudan bahsetti, sonra da bunu hoş görmedi, bundan bahsetmek istemezdim dedi. Herhalde o, salih bir amelini açığa çıkarmış olduğu için bu yaptığını hoş görmemişti. Manası: Ebu Musa –radıyallahu anh- bunları anlattı, sonra da yaptığı hoşuna gitmedi ve anlattığında kendini övmüş olmak endişesinden dolayı anlatmamış olmayı temenni etti. Kişi örnek alınıp takip edilecek bir kimse değil ise onun için salih ameli gizlemesi ortaya çıkarmasından daha hayırlıdır. Başka bir hadiste şu ifade yer almaktadır: " Verdiği (sadakayı) öyle gizledi ki sağ elinin verdiğini sol eli bilmemektedir."Muttefakun aleyh

Arapça açıklama

معنى الحديث : أن أبا موسى رضي الله عنه خرج مع النبي -صلى عليه وسلم- في غزوة ومعه بعض أصحابه وعددهم ستة نَفَرٍ بينهم بعير يتعاقبونه، فيركبه أحدهم مسافة، ثم إذا انتهت نوبته نزل من البعير وركبه الآخر وهكذا يتناوبون الركوب، حتى وصلوا إلى مقصدهم.

" فَنَقِبَتْ أقدامنا ونَقِبتْ قدمي، وسقطت أظفاري" بسبب المشي في أرض صحراوية مع بُعد المسافة، ولم يكن عندهم ما يستر أقدامهم لتمزقها؛ فكانوا يمشون حفاة، فحصل بذلك الضرر البليغ ومع هذا لم يتوقفوا عن مسيرهم، بل واصلوا السير للقاء العدو.

"فكنَّا نَلُفُّ على أرجلنا الخِرَق" وهذا مما يدل على أن أحذيتهم قد تمزقت من طول المسافة وقوة الأرض وصلابتها؛ فكانوا يَلِفُّون على أقدامهم الخرق؛ لتحميهم من صلابة الأرض وحرارتها.

"فسميت غزوة ذات الرقاع لما كنَّا نعصب على أرجلنا من الخَرِق".

أي: أن هذه الغزوة التي غزاها النبي صلى الله عليه وسلم : سميت بعد ذلك بغزوة ذات الرِقَاع وهذا هو أحد الأسباب في تسميتها، قال أبو بردة: "فحدَّث أبو موسى بهذا الحديث، ثم كره ذلك، وقال: ما كنت أصنع بأن أذكره! قال: كأنه كره أن يكون شيئا من عمله أفشاه".

والمعنى: أن أبا موسى رضي الله عنه بعد أن حدث بهذا الحديث تمنى أنه لم يحدِّث به؛ لما فيه من تزكية نفسه؛ ولأن كِتْمَان العمل الصالح أفضل من إظهاره إلا لمصلحة راجحة، كمن يكون ممن يُقتدى به.

وفي الحديث الآخر: (فأخفاها حتى لا تَعلم شماله ما تنفق يمينه) متفق عليه.

  • بيان ما كان عليه الصحابة من التقشف وخشونة العيش وصبرهم على ذلك مع الرضا.
  • جواز التَعَاقب على البعير الواحد.
  • جواز ذكر العمل الصالح والتحدث بنعمة الله إذا لم يكن فيه رياء ولا سمعة وكان في ذكره تذكير ونفع للناس.
  • كراهة أن يذكر الإنسان ما فعله من عمل صالح خشية الوقوع في الرياء.
  • قوة تحمل الصحابة -رضي الله عنهم-.
  • فيه جواز المسح على اللفائف.

Klasik şerh

Nevevî — Şerhu Sahîhi Müslim

قَوْله : ( وَنَحْنُ سِتَّة نَفَر بَيْننَا بَعِير نَعْتَقِبهُ ) أَيْ يَرْكَبهُ كُلّ وَاحِد مِنَّا نَوْبَةً , فِيهِ : جَوَاز مِثْل هَذَا إِذَا لَمْ يَضُرّ بِالْمَرْكُوبِ , قَوْله : ( فَنَقِبَتْ أَقْدَامنَا ) هُوَ بِفَتْحِ النُّون وَكَسْر الْقَاف , أَيْ : قَرِحَتْ مِنْ الْحَفَاء. قَوْله : ( فَسُمِّيَتْ ذَات الرِّقَاع لِذَلِكَ ) هَذَا هُوَ الصَّحِيح فِي سَبَب تَسْمِيَتهَا , وَقَالَ : سُمِّيَتْ بِذَلِكَ بِجَبَلٍ هُنَاكَ فِيهِ بَيَاض وَسَوَاد وَحُمْرَة وَقِيلَ : سُمِّيَتْ بِاسْمِ شَجَرَة هُنَاكَ , وَقِيلَ : لِأَنَّهُ كَانَ فِي أَلْوِيَتهمْ رِقَاع , وَيَحْتَمِل أَنَّهَا سُمِّيَتْ بِالْمَجْمُوعِ. قَوْله : ( وَكَرِهَ أَنْ يَكُون شَيْئًا مِنْ عَمَله أَفْشَاهُ ) فِيهِ اِسْتِحْبَاب إِخْفَاء الْأَعْمَال…

Devamını oku

Âlimlerin hükümleri

Hüküm, kitabın (Sahîh-i Müslim) konumundan alınmıştır.

Diğer rivayetler

Sahih Muttefekun aleyh (Buhârî ve Müslim) Sahîh-i Buhârî 4128

خَرَجْنَا مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فِي غَزَاةٍ وَنَحْنُ سِتَّةُ نَفَرٍ بَيْنَنَا بَعِيرٌ نَعْتَقِبُهُ، فَنَقِبَتْ أَقْدَامُنَا وَنَقِبَتْ قَدَمَاىَ وَسَقَطَتْ أَظْفَارِي، وَكُنَّا نَلُفُّ عَلَى أَرْجُلِنَا…

Râvi: Ebû Mûsâ el-Eş'arî Yalnız Arapça

Hüküm yok Muttefekun aleyh (Buhârî ve Müslim) Riyâzü's-Sâlihîn 524

Ebu Bürde (Allah Ondan razı olsun)’den rivayete göre Ebu Musa el Eş’ari (Allah Ondan razı olsun) şöyle anlatıyor. Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem)’le birlikte bir savaşa çıkmıştık. Altı kişi biz nöbetleşe bir deveye biniyorduk. Ayaklarımız aşınıp delinmişti. Benim de ayaklarım aşınıp…

وعن أبي بردة عن أبي موسى الأشعري رضي الله عنه قال‏:‏ خرجنا مع رسول الله صلى الله عليه وسلم في غزاة، ونحن ستة نفر بيننا بعير نعتقبه، فنقبت أقدامنا ونقبت قدمي، وسقطت أظافري، فكنا نلف على أرجلنا الخرق، فسميت غزوة ذات…

Râvi: Ebû Mûsâ el-Eş'arî

Ayrıca rivayet edenler… (1)
  • صحيح ابن حبان (4837)خَرَجْنَا مَعَ رَسُولِ اللَّهِ ﷺ فِي غَزَاةٍ وَنَحْنُ سِتَّةُ نَفَرٍ بَيْنَنَا بَعِيرٌ نَعْتَقِبُهُ ، قَالَ : فَنَقِبَتْ أَقْدَامُنَا ، وَنَقِبَتْ قَدَمَايَ ، وَسَقَطَتْ أَظْفَارِي ، فَكُنَّا نَلُفُّ عَلَى أَرْجُلِنَا الْخِرَقَ ، قَالَ : فَسُمِّيَتْ غَزْوَةَ ذَاتِ الرِّقَاعِ ، لِمَا كُنَّا نَعْصِبُ

Konular