İçeriğe geç

Sahîh-i Müslim22. kitap

«Ben şüphesiz buna, senden daha layığım, kulumu serbest bırakın!»

باب فَضْلِ إِنْظَارِ الْمُعْسِرِ ‏‏

Sahih Sahîh-i Müslim hadisi Sahîh-i Müslim 1560d

Râvi:Abu Mas‘ûd al-Badrî

حَدَّثَنَا أَبُو سَعِيدٍ الأَشَجُّ، حَدَّثَنَا أَبُو خَالِدٍ الأَحْمَرُ، عَنْ سَعْدِ بْنِ طَارِقٍ، عَنْ رِبْعِيِّ، بْنِ حِرَاشٍ عَنْ حُذَيْفَةَ، قَالَ ‏"‏

أُتِيَ اللَّهُ بِعَبْدٍ مِنْ عِبَادِهِ آتَاهُ اللَّهُ مَالاً فَقَالَ لَهُ مَاذَا عَمِلْتَ فِي الدُّنْيَا - قَالَ وَلاَ يَكْتُمُونَ اللَّهَ حَدِيثًا - قَالَ يَا رَبِّ آتَيْتَنِي مَالَكَ فَكُنْتُ أُبَايِعُ النَّاسَ وَكَانَ مِنْ خُلُقِي الْجَوَازُ فَكُنْتُ أَتَيَسَّرُ عَلَى الْمُوسِرِ وَأُنْظِرُ الْمُعْسِرَ ‏.‏ فَقَالَ اللَّهُ أَنَا أَحَقُّ بِذَا مِنْكَ تَجَاوَزُوا عَنْ عَبْدِي ‏"

Huzeyfe,-radıyallahu anhu- göre Nebi -sallallahu -aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Allah Teâlâ'nın huzuruna kendisine yüce Allah’ın çokça mal mülk verdiği bir kul getirilir. Ona: "Dünyada ne iş yaptın?" diye sorar. (O gün) Kullar Allah’tan hiçbir sözü gizlemezler! Adam: "Ey Rabbim! Bana malını verdin ve ben de insanlarla alışveriş yapardım. Benim bir (ticari) ahlakım vardı. İmkânı olanlar için kolaylık gösterir, zor durumda olanları da beklerdim, dedi. Allah Teâlâ da: "Ben şüphesiz buna, senden daha layığım, kulumu serbest bırakın." diye buyurur.» Ukbe bin Amir ve Ebu Mes'ud el-Ensarî -radıyallahu anhuma- "Biz bu hadisi aynen Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'den böylece duyduk." dediler.

Rivayet eden: Müslim (No. 1560d).

Kopyala
Kopyalanacaklar:
Hata bildir

Açıklama

Huzeyfe,-radıyallahu anhu- anlatıyor: «Allah Teâlâ'nın huzuruna kendisine yüce Allah’ın çokça mal mülk verdiği bir kul getirilir.Ona: "Dünyada ne iş yaptın?" diye sorar. Huzeyfe -radıyallahu anh- devamla: (O gün) Kullar Allah’tan hiçbir sözü gizlemezler!- ayetini zikretmiştir. Yani kıyamet günü kullar yüce Allah’tan hiçbir şeyi gizleyemeyeceklerdir. Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: "O gün dilleri, elleri ve ayakları yaptıkları hakkında aleyhlerine şahitlik eder." Nur Suresi/24. "Kul, Ey Rabbim! Bana malını verdin ve ben de insanlarla alışveriş yapardım.” Yani insanlara mal satar ve kimi zaman vadeli satardım. Ticari olarak ahlakım kolaylık göstermekti. “Benim bir (ticari) ahlakım vardı, imkanı olanlar için kolaylık gösterirdim.” Ödemesinde kolaylık sağlar, istediği indirimi yapardım. “Zor durumda olanları da beklerdim." Yani sabrederdim. Yakasına yapışmaz, yeni bir süre tanırdım. Bunun üzerine Allah Teâlâ da: "Ben şüphesiz buna, senden daha layığım, kulumu serbest bırakın." diye buyurur. Sen kul olarak böyle affedici davrandın ve benim istediğim güzel ahlak ile ahlaklandın. Öyleyse Ben de sana böyle muamele edeceğim. “Kulumu serbest bırakın!” Yani yüce Allah bu kulunu affeder ve işlediği günahlarını bağışlar. Zira kul insanlara böyle affedici davranmış, yüce Allah da onun bu davranışına iyilik ile mükâfat vermiştir. Ukbe bin Amir ve Ebu Mes'ud el-Ensarî -radıyallahu anhuma- "Biz bu hadisi aynen Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'den böylece duyduk." dediler. Yani bu iki sahabe aynı Huzeyfe -radıyallahu anh- gibi bu hadisi ne eksik ne fazla Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'den böylece işitmişlerdir.

Arapça açıklama

يخبر حذيفة رضي الله عنه أنه يُؤتى برجل من عباد الله تعالى يوم القيامة آتاه الله مالًا، فيسأله ربه عن ماله: ماذا عمل به ؟ قال: أي حذيفة رضي الله عنه : "ولَا يَكْتُمُونَ اللهَ حَدِيثًا" أي: لا يستطيعون إخفاء شيء عن الله تعالى يوم القيامة، كما قال تعالى: (يوم تشهد عليهم ألسنتهم وأيديهم وأرجلهم بما كانوا يعملون). "قال: يا رَبِّ آتَيْتَنِي مَالَك، فكنت أُبَايعُ الناس" أي: أعَامل الناس بالبيوع والمداينة وكان مما اتصفت به من أخلاق: الجواز، ثم فسره بقوله: "فكنت أَتَيَسَّرُ على المُوسِرِ" أي: أُسَهِّل عليه وأقبل منه ما جاء مع نقص يسير. "وأنْظِر المُعْسِر" أي: أصبر على المُعْسِر، فلا أطالبه وأفسح له في الأجل. فقال الله تعالى: "أنا أحَقُّ بِذَا مِنك" أي: فما دمت قد تجاوزت عن عبادي وتخلقت بخلقي، فنحن أحق بالتجاوز والعفو عنك. "تَجَاوزُوا عن عَبْدِي"

أي: عفا الله عنه، وغَفَر له ما كان من سيئاته، بسبب عفوه وسماحته وحسن معاملته لعباد الله تعالى، وهل جزاء الإحسان إلا الإحسان. "فقال عُقْبَة بن عَامر، وأبو مسعود الأنصاري رضي الله عنهما : هكذا سَمِعْنَاه من فِيِّ رسول الله صلى الله عليه وسلم ." والمعنى: أنهما سمعا ما حدث به حذيفة رضي الله عنه من النبي صلى الله عليه وسلم كما حدث به حذيفة رضي الله عنه من غير زيادة ولا نقص.

  • أن الله تعالى لا تخفى عليه خافية.
  • ضبط حذيفة -رضي الله عنه- للحديث.
  • أن من فَرَّج على أخيه كُربة من كُرب الدنيا فرَّج الله عنه كُربة من كرب يوم القيامة.
  • أن الجزاء من جنس العمل فكما أن الدائن خلص المدين من ضيق الدين في الدنيا خلصه الله يوم القيامة من ضيق وكرب يوم القيامة.

Klasik şerh

Nevevî — Şerhu Sahîhi Müslim

قَوْله : ( حَدَّثَنَا أَبُو سَعِيد الْأَشَجّ قَالَ : حَدَّثَنَا أَبُو خَالِد الْأَحْمَر عَنْ سَعْد بْن طَارِق عَنْ رِبْعِيّ بْن حِرَاش عَنْ حُذَيْفَة ) ثُمَّ قَالَ فِي آخِر الْحَدِيث : ( فَقَالَ عُقْبَة بْن عَامِر الْجُهَنِيّ , وَأَبُو مَسْعُود الْأَنْصَارِيّ : هَكَذَا سَمِعْنَاهُ مِنْ فِي رَسُول اللَّه صَلَّى اللَّه عَلَيْهِ وَسَلَّمَ ) هَكَذَا هُوَ فِي جَمِيع النُّسَخ : ( فَقَالَ عُقْبَة بْن عَامِر وَأَبُو مَسْعُود ) قَالَ الْحُفَّاظ : هَذَا الْحَدِيث إِنَّمَا هُوَ مَحْفُوظ لِأَبِي مَسْعُود عُقْبَة بْن عَمْرو الْأَنْصَارِيّ الْبَدْرِيّ وَحْده. وَلَيْسَ لِعُقْبَة بْن عَامِر فِيهِ رِوَايَة قَالَ الدَّارَقُطْنِيُّ : وَالْوَهْم فِي هَذَا الْإِسْنَاد مِنْ أَبِي خَالِد الْأَحْمَر. قَالَ : وَصَوَ…

Devamını oku

Âlimlerin hükümleri

ÂlimHükümKapsamEser
Müslimv. 261 h. Sahihصحيح Hadis صحيح مسلم No. 1560
Diğer rivayetlerle ilgili hükümler (4)
  • SahihElbânî صحيح — صحيح الترغيب (1751)
  • Dârekutnî قوله ] فقال عقبة بن عامر وهذا وهم فيه أبو خالد — الإلزامات والتتبع (307)
  • Dârekutnî تفرد به أبو خالد الأحمر عن أبي مالك الأشجعي فقال عقبة بن عامر وأبو مسعود ووهم وإنما هو عقبة بن عمرو أبو مسعود الأنصاري — أطراف الغرائب (1/363)
  • Mukbil el-Vâdiî الظاهر أن ذكر عقبة بن عامر وهم من أبي خالد الأحمر رحمه الله — الإلزامات والتتبع (307)

Aynı konuda

Hüküm yok Kudsî hadis Riyâzü's-Sâlihîn 1371

Ebu Mes'ud el-Bedri (Allah Ondan razı olsun)'dan bildirildiğine göre Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: "Sizden evvelkilerden bir adam sorguya çekildi, defterinde hayır namına hiçbir şey bulunamadı. Fakat bu adam insanlarla düşüp kalkardı. Zengin olup hizmetçisine de darda kalan…

وعن أبي مسعود البدري رضي الله عنه قال‏:‏ قال رسول الله صلى الله عليه وسلم ‏:‏ ‏"‏حوسب رجل ممن كان قبلكم فلم يوجد له من الخير شيء إلا أنه كان يخالط الناس، وكان موسرًا وكان يأمر غلمانه أن يتجاوزوا عن المعسر قال الله عز…

Râvi: Abu Mas‘ûd al-Badrî + 5 başka rivayet

Hüküm yok Muttefekun aleyh (Buhârî ve Müslim) Riyâzü's-Sâlihîn 1370

Ebu Hureyre (Allah Ondan razı olsun)'dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: "İnsanlara borç para veren bir adam vardı. O, hizmetçisine şöyle derdi: "Darda kalan bir kimseden alacak istemeye gidersen onu sıkıştırma, affediver. Olabilir ki Allah ta bu…

"‏كان رجل يداين الناس، وكان يقول لفتاه‏:‏ إذا أتيت معسرا فتجاوز عنه، لعل الله أن يتجاوز عنا فلقي الله فتجاوز عنه‏"

Râvi: Ebû Hureyre + 7 başka rivayet

Hüküm yok Muttefekun aleyh (Buhârî ve Müslim) Sünen-i Dârimî 2434

حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ يُونُسَ حَدَّثَنَا زُهَيْرٌ حَدَّثَنَا مَنْصُورُ بْنُ الْمُعْتَمِرِ عَنْ رِبْعِيِّ بْنِ حِرَاشٍ أَنَّ حُذَيْفَةَ حَدَّثَهُمْ قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ…

Râvi: Huzeyfe + 2 başka rivayet Yalnız Arapça

Hüküm yok Kudsî hadis Müsned 8375

حَدَّثَنَا يُونُسُ حَدَّثَنَا لَيْثٌ عَنِ ابْنِ عَجْلَانَ عَنْ زَيْدِ بْنِ أَسْلَمَ عَنْ أَبِي صَالِحٍ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ عَنْ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ أَنَّهُ قَالَ إِنَّ رَجُلًا لَمْ يَعْمَلْ…

Râvi: Ebû Hureyre + 1 başka rivayet Yalnız Arapça

Konular