Abdulah b. Abbâs -radıyallahu anhuma- şöyle dedi: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- mal getirenleri yolda karşılamayı ve şehirlinin, bedevi (köylü) için satış yapmasını yasakladı. Dedi ki: "Ben, İbn Abbas’a; şehirli, bedevi için satış yapmasın!” sözünün ne olduğunu sordum. Dedi ki: “Ona simsar (komisyoncu) olmasın.”
Rivayet eden: Müslim (No. 1521), Buhârî (No. 2158, 2274), Nesâî (No. 4500) ve Ahmed b. Hanbel (No. 3302).
Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-, bu hadiste haram olan bir alışveriş çeşidini yasaklamıştır. Çünkü bunda satıcıya yahut müşteriye ya da bu ikisi dışındakilere gelen bir zarar vardır. Birinci Zarar: Yiyecek ve hayvan gibi mallarını satmak için gelen kimselerin karşılanması yasaklanmıştır. Simsar çarşıya gelmeden önce onlara yönelir ve mallarını satın alır. Köylüler fiyatları bilmediği için alışverişte onları aldatabilir. Köylüler daha fazla rızık kazanmak için uzun mesafe katedip, tehlikelere maruz kalarak yorulmalarına rağmen simsarlar onları bu kazançtan mahrum edip, yorulmadan kolay kazanç sağlamaktadırlar. İkinci Zarar: Bedevi ya da köylü günlük fiyattan malını satmak için şehre taşır, sonra da köyüne döner ya da ihtiyaç duyduğu ve kendisi için yeterli olan fiyattan satmak için eşyalarını şehre taşır. Şehirli gelip ona: Eşyalarını bana bırak ben de yavaş yavaş daha fazla fiyata satayım der. Bu o şehir halkı için zarardır. İslam dini, şehre yabancı olan tüccarın hakkını ve o beldenin halkının hakkını korumak için gelmiştir.
Arapça açıklama
في هذا الحديث ينهى النبي صلى الله عليه وسلم عن أنواع من البيع المحرم، لما فيها من الأضرار العائدة على البائع أو المشتري أو غيرهما:
أولًا: النهي عن تلقى القادمين لبيع سلعهم من طعام وحيوان، فيقصدهم قبل أن يصلوا إلى السوق، فيشتري منهم جَلَبَهمْ، فلجهلهم بالسعر، ربما غبنهم في بيعهم، وحرمهم من باقي رزقهم الذي تعبوا فيه وَطَووْا لأجله المفازات، وتجشموا المخاطر، فصار طعمة باردة لمن لم يكد فيه.
ثانيًا: أن يحمل البدوي أو القروي متاعه إلى البلد ليبيعه بسعرِ يومِه ويرجع أو بالسعر الذي يحتاجه ويكفيه فيأتيه البلديُّ فيقول: ضعه عندي لأبيعه على التدريج بزيادة سعر، وذلك إضرار بأهل البلد.
فجاءت الشريعة بحفظ حق البائع الغريب عن البلد وبحفظ حق أهل البلد.
النهي عن تلقى القادمين، لبيع سلعتهم، والشراء منهم، قبل أن يصلوا إلى السوق، والحكمة في النهي لئلا يخدعوا، فتشترى منهم سلعهم بأقل من قيمتها بكثير.
النهي عن بيع الحاضر للبادي.
Âlimlerin hükümleri
Âlim
Hüküm
Kapsam
Eser
Müslimv. 261 h.
Sahihصحيح
Hadis
صحيح مسلمNo. 1521
Diğer rivayetler
SahihMuttefekun aleyh (Buhârî ve Müslim)Sahîh-i Buhârî 2158
Ebu Hureyre -radıyallahu anh-'den merfû olarak rivayet edildiğine göre, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmaktadır: «Binekli gelenleri pazar yeri dışında satış için karşılamayın. Birbirinizin satışı üzerine satış yapmayın. Satın almak istemediği halde alacakmış gibi gözüküp, malın…
Ebu Hureyre -radıyallahu anh-’dan merfû olarak şöyle rivayet edilmiştir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-, şehirlinin köylünün malına simsarlık etmesini yasakladı. «Müşteri kızıştırmayınız. Bir kimse kardeşinin satışı üzerine satış yapmasın. Din kardeşinin dünürlüğü üzerine dünür…
وعن أبي هريرة رضي الله عنه قال: نهى رسول الله صلى الله عليه وسلم أن يبيع حاضر لباد، ولا تناجشوا ولا يبيع الرجل على بيع أخيه، ولا يخطب على خطبة أخيه، ولا تسأل المرأة طلاق أختها لتكفأ ما في إنائها. وفي رواية قال:…